Varlık Hakk'tır!
Varlık meselesini ekberi ekolun metafiziği üzerinden felsefi terminoloji kullanarak izah etme girişimi Davud el Kayseri’nin siteminde karşımıza çıkan bir durumdur. İlahi sıfatların alemle irtibatını tesis etmeye çalışan Davud El Kayseri, varlıktaki çokluğu ilahi hakikatin mertebeler halinde açığa çıkışı olarak yorumlar. Hakk sonsuz isim ve sıfatlara sahiptir. Bu isimlerin her biri de sayısız fiil ve işte (ef‘âl) tecelli eder. Bu nedenle Hakk’ın fiilleri sonsuz olduğu gibi âlemin de sıfatları ve fiilleri sonsuzdur. Varlık sonsuz bir teselsül ve tecelliye tabidir. Çünkü âlem Tanrı’nın isimlerinin mazharı (görünüm yeri) olarak her an yeni bir yaratılış içindedir (halk-ı cedid). Her şeyin, hatta en cüz’î varlıkların bile varlık hakikatine dönüşü Kayserî’nin metafiziğinde birliğin (tevhidin) aklî ve varoluşsal sonucudur. Çünkü her tanımın nihai mercii var olmaktır. Şey ile varlık bu anlamda eşanlamlıdır. Yokluk ise hiçbir şekilde varlıkla nitelenemez. Mevcudatın tüm çeşitliliği nihayetinde aynı varlık kaynağının farklı tecellilerinden ibarettir.
Alıntı
EBÛBEKİR SİFİL İLE MÜLÂKAT
(Herkesin okuması gereken, ilim ve hikmet dolu bir mülâkat, Ebûbekir Sifil farkı ile) “Muhafaza edilmesi gereken şey öncelikle Ehl-i Sünnet ve’l-Cemaat itikadıdır” Hocam, umumi mânâda Ehl-i Sünnet’i nasıl tanımlayabiliriz? Veya Ehl-i Sünnet kimdir? Ebubekir Sifil: Bismillâhirrahmânirrahîm. Ehl-i Sünnet’i teşhis etmenin birkaç yolu var. Bunlardan birincisi geçmişte Ehl-i Bid’at fırkalarla münakaşa edilmiş meselelere bakmak. Gerek usûl-i dinde gerek usûl-i fıkıhta Ehl-i Sünnet ile Ehl-i Bid’at fırkaları arasında yaklaşım farklılıkları var. Bu kaynak anlayışından, epistemolojiden neş'et eden bir şey. Buna bakarak bir istikâmet tâyini yapabiliriz. Kim Ehl-i Sünnet’tir, kim Ehl-i Bid’at’tır, bunu tâyin edebiliriz. İkincisi bugün tartışılan meselelere Ehl-i Sünnet’in ilkeleri çerçevesinde bakarak kim Ehl-i Sünnet’in yanındadır, kim karşısındadır, bunu tesbit edebiliriz. **İmam el-Eş’arî Makâlâtu’l-İslâmiyyîn’de “Ehlü’s-Sünne ve’l-Eser” dediği bir kesimden, Ehl-i Sünnet ve’l-Cemaat’in hadis ağırlıklı kolundan bahsediyor, onların görüşlerini, mümeyyiz vasıflarını zikrediyor. Bunlar arasında o dönemde mevcut Ehl-i Bid’at fırkalarla Ehl-i Sünnet’i birbirinden ayıran temel hususlar var. Nedir onlar? Sahabeye saygı. Haber-i vâhid’in delil olarak alınması, mütevâtir rivayetleri geçtik haber-i vâhid’in delil olarak alınması, meşhûr ve mütevâtir hadislerle sabit olmuş amelî ve itikâdî hükümler, Sahabe'ye hürmet, havz-ı Kevser, şefaat, kabir azabı, sırat, mîzân ve buna benzer hususlarda Ehl-i Sünnet ve’l-Cemaat diğer fırkalardan ayrı duruyor. Biz buna bugün İslâm’ın modern yorumlarını dikkatte tutarak da yeni bir boyut katabiliriz. İslâm’ın modern yorumları derken sadece modernizmi kastetmiyoruz. Modern çağa mahsus İslâmî her türlü yorumu kastediyoruz. Bunun içinde
Ehli Sünnet Akaidi
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
"Söz mühim değil, fiil efâl mühim."
Söz mühim değil, fiil efâl mühim. Velhasıl sözünüze değil halinize bakarlar.
"Söz mühim değil, fiil efâl mühim."
1000 Kitap
Bu metin, varlıkların kendi başlarına bir anlam ifade etmekten ziyade, onları var eden bir kaynağa işaret ettiğini ve bu kaynağın bilinmesiyle varlıkların hakikatinin anlaşılabileceğini ifade ediyor. Daha rasyonel bir çerçevede ele aldığımızda, aşağıdaki temel argümanlar öne çıkıyor: 1. Sebep-Sonuç İlişkisi ve Nedensellik İlkesi Metinde, her eserin bir müessirini gösterdiği vurgulanıyor. Bu, klasik nedensellik (causality) prensibine dayanır. Yani bir şeyin var olması, onun arkasında bir sebep bulunduğunu gösterir. Bilimsel ve felsefi düşüncede bu ilke, her etkinin bir nedeni olduğu fikrine dayanır. Örneğin, bir tablo ressamsız olamayacağı gibi, evren ve içindeki düzen de bir kaynaktan bağımsız düşünülemez. 2. Evrendeki Düzen ve Kanunlar Metinde geçen "fiil-i icadî" ve "ef’âl-i icadiye" kavramları, doğadaki olayların belirli yasalara göre işlediğini vurgular. Modern bilimde bu, doğa yasaları (laws of nature) olarak bilinir. Örneğin, yerçekimi kanunu, termodinamik yasaları veya biyolojik süreçler, evrende bir düzen olduğunu gösterir. Bu yasaların rastgele değil, belirli bir sistematiğe sahip olması, doğanın rastgele oluşmadığını düşündürür. 3. Kavramlar ve İsimlendirme Metinde geçen "mevcudata tecelli eden herbir isim, bütün esmâyı kendi müsemmâsının isimleri ve ünvanları olduğuna işaret eder" ifadesi, kavramların ve isimlerin anlam taşıdığını ifade eder. Rasyonel olarak düşündüğümüzde, evrende bulunan her kavramın bir karşılığı olması, insan aklının dünyayı anlamlandırabilmesini sağlar. Eğer her şey rastgele ve kaotik olsaydı, anlamlı kavramlar oluşturmak mümkün olmazdı. Bu bağlamda, evrendeki düzenin kavramsal düzeyde de bir sistematiğe işaret ettiği söylenebilir. 4. Varlıkların Birbirine Bağlılığı ve Holistik Yaklaşım Metinde "Her bir eser, hususan zîhayat

Abstractist

@Abstractist
·
Âlemde herbir şey, bütün eşyayı kendi Hâlıkına verir. Ve dünyada herbir eser, bütün âsârı kendi müessirinin eserleri olduğunu gösterir. Ve kâinatta herbir fiil-i icadî, bütün ef'al-i icadiyeyi kendi fâilinin fiilleri olduğunu isbat eder. Ve mevcudata tecelli eden herbir isim, bütün esmayı kendi müsemmasının isimleri ve ünvanları olduğuna işaret eder. Demek herbir şey, doğrudan doğruya bir bürhan-ı vahdaniyettir ve marifet-i İlahiyenin bir penceresidir.
Sayfa 120·Kitabı okudu