2/10
·208 syf.··
2026 37. kitabı
·
24 saatte okudu
·
Okunma: 29 Mart 2026 18:12
OKUDUM - BİTTİ! Kitap Adı : KATALIN SOKAĞI Yazar Adı : MAGDA SZABO Sayfa Sayısı : 202 Kitap Puanım : 10 / 2 Kitap İncelemem : OKUDUM – BİTTİ: Katalin Sokağı (puanım 2/10) “Öyle bir kitap işte, arka kapağı ağlatacak sanıyorsun ama içini açınca esnemekten başka bir şey gelmiyor elden.” Aynen böyle hissettim. Katalin Sokağı’na büyük umutlarla başladım. Arkasında kayıp cennet, Nazilerin ayak sesleri, çocukluğun simgesi bir sokak falan yazıyordu. Derin, dokunaklı, unutulmaz bir şey bekledim tabii. Olmadı. --- Konu denilen şey neredeyse yok, dolambaç bol Roman 1930’lardan 68’e kadar uzanıyormuş. Uzanıyor ama yürüyerek değil, tökezleyerek. Anlatı öyle dağınık, öyle gereksiz yere dallanıp budaklanıyor ki hangi ailenin derdine yanacağımı şaşırdım. Üç aile diyorlar ama aslında üç ailenin anı parçaları var – yalnız ne bağ var ortada ne bütünlük. Karakterler öyle kopuk tanıtılıyor ki kim kimin komşusu anlamak için soy ağacı çıkarmalık oluyorsunuz. Roman değil, isim karmaşası resmen. Arka kapaktaki şu meşhur alıntıyı hatırlarsınız: talaş sandık metaforu. İşte kitabın ta kendisi o sandıktaki talaş gibi: önemsiz, doldurma, kırılmaya engel olacağına bizzat kırık. --- Yazım hataları ve çeviri özensizliği
1000Kitap
Katalin SokağıMagda Szabo · Yapı Kredi Yayınları · 2022799 okunma
Evlilik ve Tebettül
7/10
·152 syf.··
2023 110. kitabı
Sözlükte “kesilmek, kopmak, uzaklaşmak” anlamına gelen tebettül kelimesi, Kur’ân-ı Kerîm’de “kişinin her şeyden uzaklaşarak kendini tamamen Allah’a vermesi ve bütünüyle O’na yönelmesi” mânasında kullanılmıştır (el-Müzzemmil 73/8). Birçok âyette dünya hayatının önemsizliği anlatılmış, bu hayatın çekiciliğine aldanılmaması istenmiş, âhiretin ise daha önemli ve hayırlı olduğu, dünya hayatına karşılık âhiret hayatını feda etmenin ağır bir azabı gerektireceği bildirilmiş, mal ve evlât dünya hayatının cezbedici süsü diye nitelendirilmiş, kalıcı iyi amellerin Allah katında daha değerli kabul edildiği belirtilmiştir (el-Bakara 2/86; Âl-i İmrân 3/185; en-Nisâ 4/77; el-Kehf 18/46; Lokmân 31/33; en-Nâziât 79/38-39). Bu sebeple tasavvuf ehli dünyadan ve dünya nimetlerinden uzak durmayı tercih etmiş, kulluğu tam olarak gerçekleştirebilmek için mâsivâyı bırakıp bütünüyle Allah’a yönelmeyi gerekli görmüştür. Evlenmeyip erkeklerden uzak durduğu için Hz. Meryem’e ve mâsivâdan yüz çevirdiği için Hz. Fâtıma’ya tebettül ile aynı anlama gelen “Betûl” sıfatı verilmiştir. Tebettül kavramı “kendini tamamen ibadete verme” anlamındaki ruhbanlığı, dolayısıyla evlenmemeyi de kapsar. Ancak Hz. Peygamber’in açıklamaları (Müsned, I, 175; III, 158, 245; V, 17; VI, 125, 157, 253; Buhârî, “Nikâḥ”, 8; Müslim, “Nikâḥ”, 6-8) bu davranışların İslâmiyet’te tasvip edilmediğini, dolayısıyla tebettülün bu hususları içermediğini göstermektedir. Nitekim bazı sahâbîler bir araya gelerek gecelerini namaz kılmak, gündüzlerini oruç tutmakla geçirmeye, eşleriyle bir araya gelmemeye niyet ettiklerinde, “Ey iman edenler! Allah’ın size helâl kıldığı şeylerin temiz ve güzel olanlarını haram saymayın. Sınırı aşmayın, haddi tecavüz etmeyin; Allah haddi tecavüz edenleri sevmez” meâlindeki âyet inmiş (el-Mâide 5/87) ve Hz.
Kuyrukluyıldız Altında Bir İzdivaçHüseyin Rahmi Gürpınar · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202525,5bin okunma
Reklam
Tebettül
Puan vermedi·176 syf.··
2024 120. kitabı
Sözlükte “kesilmek, kopmak, uzaklaşmak” anlamına gelen tebettül kelimesi, Kur’ân-ı Kerîm’de “kişinin her şeyden uzaklaşarak kendini tamamen Allah’a vermesi ve bütünüyle O’na yönelmesi” mânasında kullanılmıştır (el-Müzzemmil 73/8). Birçok âyette dünya hayatının önemsizliği anlatılmış, bu hayatın çekiciliğine aldanılmaması istenmiş, âhiretin ise daha önemli ve hayırlı olduğu, dünya hayatına karşılık âhiret hayatını feda etmenin ağır bir azabı gerektireceği bildirilmiş, mal ve evlât dünya hayatının cezbedici süsü diye nitelendirilmiş, kalıcı iyi amellerin Allah katında daha değerli kabul edildiği belirtilmiştir (el-Bakara 2/86; Âl-i İmrân 3/185; en-Nisâ 4/77; el-Kehf 18/46; Lokmân 31/33; en-Nâziât 79/38-39). Bu sebeple tasavvuf ehli dünyadan ve dünya nimetlerinden uzak durmayı tercih etmiş, kulluğu tam olarak gerçekleştirebilmek için mâsivâyı bırakıp bütünüyle Allah’a yönelmeyi gerekli görmüştür. Evlenmeyip erkeklerden uzak durduğu için Hz. Meryem’e ve mâsivâdan yüz çevirdiği için Hz. Fâtıma’ya tebettül ile aynı anlama gelen “Betûl” sıfatı verilmiştir. Tebettül kavramı “kendini tamamen ibadete verme” anlamındaki ruhbanlığı, dolayısıyla evlenmemeyi de kapsar. Ancak Hz. Peygamber’in açıklamaları (Müsned, I, 175; III, 158, 245; V, 17; VI, 125, 157, 253; Buhârî, “Nikâḥ”, 8; Müslim, “Nikâḥ”, 6-8) bu davranışların İslâmiyet’te tasvip edilmediğini, dolayısıyla tebettülün bu hususları içermediğini göstermektedir. Nitekim bazı sahâbîler bir araya gelerek gecelerini namaz kılmak, gündüzlerini oruç tutmakla geçirmeye, eşleriyle bir araya gelmemeye niyet ettiklerinde, “Ey iman edenler! Allah’ın size helâl kıldığı şeylerin temiz ve güzel olanlarını haram saymayın. Sınırı aşmayın, haddi tecavüz etmeyin; Allah haddi tecavüz edenleri sevmez” meâlindeki âyet inmiş (el-Mâide 5/87) ve Hz.
Evlilik
Neden EvlenmedimBarış Efendioğlu · Yitik Ülke Yayınları · 201510 okunma
İnkılâp yıllarında bir siyasi dava: İzmir suikastı
8/10
·122 syf.··
Beğendi
·
2023 14. kitabı
Yakın tarihimizin önemli siyasi olaylarına dair yıllar önce yayımlanmış bir kitabı hatırlatmak istiyorum bu yazıda. Uğur Mumcu’nun ismi kadar yazıları, araştırmaları da belleğimizde mi hâlâ, bilemiyorum. Kadıköy’deki kitapçıları kapsayan sınırlı bir araştırmayla kitaplarının yeni basımlarına ulaşmanın pek de kolay olmadığını fark etmem zor olmadı. Çalışanların sorumu anlamaya çalışırken yüzüme gözlerini kısarak bakmalarından, duraksayıp düşünmelerinden, “Uğur Mumcu mu?” diye tekrar etmelerinden, son zamanlarda pek aranıp sorulmadığı izlenimini edindim; umarım yanılıyorumdur. Cumhuriyet ilanından kısa bir süre sonra patlak veren Şeyh Sait İsyanı’nın(13 Şubat 1925) bastırılması maksadıyla İsmet İnönü Hükümeti tarafından hazırlanan ve mecliste kabul edilen Takrir-i Sükûn Kanunu’nun(4 Mart 1925) 1. Maddesi şöyleydi: “İrticaa ve isyana ve memleketin nizam-ı içtimaisini ve huzur ve sükûnunu ve emniyet ve asayişini ihlale bâis bilumum teşkilât ve tahrikat ve teşvikat ve teşebbüsat ve neşriyatı, Hükümet, Reisicumhurun tasdikiyle ve re’sen ve idareten men’e mezundur. İş bu ef’al erbabını Hükümet, İstiklâl Mahkemesi’ne tevdi edebilir.” İsyanın bastırılması sonrasındaki soruşturmalarda isyancıların bir kısmının Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası üyesi olduğunun anlaşılmıştı. Bunun üzerine parti 5 Haziran 1925’te kapatılarak çok partili siyasal hayata ilk geçiş denemesi birinci yılını tamamlayamadan son bulmuş oluyordu. Suikast yoluyla hükümeti düşürmeye teşebbüs Neredeyse tam bir yıl sonra, 15 Haziran 1926’da çıktığı yurt gezisinin İzmir durağında Atatürk’e bir suikast yapılması planlanır. Suikastı gerçekleştirecek olanların olay sonrası kaçmasına yardımcı olacak motorcu Şevki işkillenir. Teşebbüse destek veren bazı kişiler tarafından planın hükümete ihbar edildiğinden şüphe
Araştırma-İnceleme
Gazi Paşa'ya SuikastUğur Mumcu · Tekin Yayınevi · 1993483 okunma
Efal
Puan vermedi·448 syf.··
2023 143. kitabı
Herkese merhaba, öncelikle bu kitap yabancı bir kitap güzel bir kitap anlamlı ama İngilizce kelimeler içeriyor kitabını sonlarında İngilizce ilk başlarında Türkçe istediğiniz tarafı okuyabiliyorsunuz kısacası çok beğendim sizlerin de okumanızı tavsiye ederim.
EflâlR. İdeli · Artemis Milenyum · 20251,426 okunma
10/10
·48 syf.··
Beğendi
·
2020 759. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 08 Haziran 2020 00:00
Cebriye mezhebi: "Cüz´i ihtiyârî tabir-i diğerle irâde-i insâniye mevcud olmakla beraber irade-i insaniyenin tercih gücü yoktur. Çünkü mahluktur. İnsanın iradesiyle işlediği fiillerde kader hâkimdir. Tercih eden kaderdir. Dolayısıyla mes´uliyet kadere aittir. Ef´âl-i insâniye aynen alem ve âlemdeki fıtrî kànunlar gibidir. Yani nasıl ki, kainatın ve kainattaki fıtri kanunların Allah´a karşı iradeleri yoktur. Allah dilediği şekilde yaratır. Bu noktada mevcudat-ı alem, mes´ul değillerdir. Öyle de insanın işlediği fiillerde dahi tercih gücü yoktur. Dolayısıyla insan fiillerinden mes´ul değildir." Diyor.
1000Kitap
Kader RisalesiBediüzzaman Said Nursî · Ufuk Yayınları · 2013342 okunma
Reklam