Hatıralar mutlu olsun, kederli olsun, hep acı verir; en azından benim için öyle; ama bu acı tatlı bir acı. Ve kalp ağırlaştığı, daraldığı, sıkıldığı, kederli olduğu zaman, o zaman hatıralar onu tıpkı sıcak bir günün ardından gelen rutubetli bir gecede çiy damlalarının zavallı, kurumuş, gündüz vakti sıcaktan kavrulmuş çiçeği canlandırması gibi aydınlatıp canlandırır.
Felsefem yok, duyularım var benim...
Doğadan söz ediyorsam onu bildiğimden değil, Sevdiğimdendir bu, onu sevmemin nedeni de Sevenin neyi sevdiğini, niçin sevdiğini
Ve sevginin ne olduğunu asla bilmemesidir.
Sonu olmayan bir masumiyettir sevmek Tek masumiyet de hiç düşünmemek
Düşünmek de tedirgin edicidir yağmurda yürümek gibi.
Tutkum ve isteklerim yok benim.
Şair olmak bir tutku değil benim için. Bu benim yalnız olma yolum.
Ama huzur vericidir hüznüm, Çünkü doğaldır, yerindedir,
Ruhun var olduğunu düşündüğünde, Ellerin ne yaptığını düşünmeden Çiçek toplaması gibi
Ruhun hissetmesi gereken bir duygudur bu.
Mutludur düşüncelerim.
Yalnız ben üzgünümdür
onların mutluluğunu bildiğim için,
Çünkü, eğer ben bunu bilmeseydim,
Hem mutlu hem de üzgün olacaklarına, Mutlu ve sevinçli olacaklardı.