Helal lokma Sehl bin Abdullah Tüsterî, birisine bir koyun satmıştı. Koyunu satın alan adam bir süre sonra koyunu Tüsterî Hazretlerine geri getirip: — “Bu koyunu geri al, çünkü ot yemiyor!” dedi öfkeyle. Tüsterî Hazretleri: — “Onun ot yemediğini nereden çıkarıyorsun?” dedi. Adam: — “Onu otlatmak için götürüp bir tarlaya saldım, ağzını hiçbir şeye sürmedi.” dedi. Tüsterî Hazretleri de: — “Ey efendi, yanlış yapmışsın. Bilesin ki insanların ekinlerini yemek bizim koyunumuzun adeti değildir. Git ona parayla aldığın otu ver.” dedi. Adam gidip denildiği gibi yaptı ve koyun ot yemeye başladı. Demek ki bir zamanlar Müslümanların helal gıda hususundaki hassasiyetleri, sahip oldukları hayvanata bile in'ikâs etmekteydi.
Kalbini kinden, aklını  endişeden uzak tut efendi, huzur bulursun .
Reklam
Ocağa Maddi Yardımlar
Maddi yardımları yapan sadece İttihat ve Terakki partisi değil, padişah başta olmak üzere birçok devlet adamı ve devlet kurumunun Türk Ocaklarına maddiyat sağladığı bilinmektedir. Nitekim bu dönemde; Osmanlı padişahı Mehmet Reşat, Veliaht Mecid Efendi, Enver Paşa, Dr. Nazım, Cemal Kutay gibi isimler ve Hilal-i Ahmer, İttihat Terakki Cemiyeti, Himaye-i Eftal gibi cemiyetler Türk Ocaklarına maddi yardımlarda bulunmuşlardır.
Sayfa 48 - Günce Yayınevi, Ankara, 2024
Tarih
Gönüldür bu! İnsanın gönlüne hükmü geçmez...
Sayfa 101 - Türkiye İş Bankası·Kitabı okuyor
Alıntı
"Derken kardeşim, zaptiyeye geldik. Yaver nazırın ya­nına girdi. Dilekçemi, zannedersem, verdi ve Sadrazam Paşa'nın emirlerini bildirdi. O dışarıya çıkarken 'Nazır Paşa sizi istiyor. Yanına giriniz' dedi. Ben de odadan içe­ ri girdim. Aman Allah'ım! O gün hissettiğim fenalığı hiç unutamam. Adeta titriyordum. Her şeyden vaz geçmiştim. Hisse senetleri, elmas ... Bunların gözümde on paralık kıy­ meti kalmamıştı. Kendi kendime adeta kızıyordum. 'Bu zulüm ve istibdat kaynağından adalet dilenmeye geldin ha! Budala!' diyerek kendi kendimi kını yordum. Kapıdan girer girmez sanki babamın timsali gözümün önüne dikil­di. Titreye titreye ilerledim. Büyücek bir masanın önünde oturan bir adam, o anda biçimini ve yüzünü hiç aklımda tutamadığım bir adam 'Sen Zülfikar Efendi merhumun kızı mısın, hanım?' diye sordu. 'Evet kızıyım' dedim. Aramızda cereyan eden sözleri harfiyen söyleyeyim. 'Ne istiyorsun?' 'Efendim, ne isteyeceğim? Babamın malını istiyorum.' 'Nedir, neden ibarettir? Bunu biliyor musunuz?' 'Hayır, babamın öldüğü gece evimizi basmaya geldikleri zaman kasayı açtılar. İçindeki hisse senetlerini, mü­ cevherleri aldılar. Bunu torbalara koyarak Üzerlerini mü­ hürlediler. Zannedersem buraya getirdiler.'
Sayfa 85 - Oğlak yayınları 2021
Edebiyat & Roman
Tanrının modası geçtiğine göre, insanın kendine bir efendi seçmesi gerekir.
Sayfa 92·Kitabı okudu
Reklam
Reklam