5/10
·48 syf.··
2026 58. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 12 Haziran 2026 15:52
Venedik Taciri (Çizgi Roman) William Shakespeare’ın Venedik Taciri eserini daha önce okumuştum. Bu kez çizgi roman uyarlamasını okuma fırsatı buldum. Elbette tiyatro metniyle birebir aynı değildi. Diyaloglar kısaltılmış, bazı bölümler sadeleştirilmiş ve karakterler görsel olarak yeniden yorumlanmıştı. Buna rağmen eserin ana çatışması ve temel mesajları korunmayı başarmış. Özellikle Shylock, Antonio ve Portia karakterlerini görseller eşliğinde takip etmek hikâyeyi daha akıcı ve anlaşılır hâle getirmiş. Klasik eserlerden çekinen okuyucular için oldukça iyi bir başlangıç olabilir. Görseller sayesinde olayları zihinde canlandırmak kolaylaşıyor ve okuma süreci daha eğlenceli bir hâl alıyor. Orijinal eserin derinliği ve karakter çözümlemeleri elbette çizgi romanda tam olarak hissedilmiyor. Ancak uyarlamanın amacı da zaten Shakespeare’ı daha geniş bir okur kitlesiyle buluşturmak. Bu açıdan oldukça başarılı buldum. Sonuç olarak, Venedik Taciri’nin çizgi roman uyarlaması keyifle okunan, klasik bir eseri daha ulaşılabilir hâle getiren başarılı bir çalışma. Orijinal eseri okuyanlar için hoş bir alternatif, henüz okumayanlar için ise güzel bir başlangıç niteliğinde.
Venedik TaciriWilliam Shakespeare · 1001 Çiçek Kitaplar · 201914,7bin okunma
6/10
·115 syf.··
2026 57. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 12 Haziran 2026 15:51
Venedik Taciri – William Shakespeare Shakespeare denildiğinde akla genellikle Hamlet, Othello, Macbeth ya da Kral Lear gibi insan ruhunun en karanlık ve derin yönlerini inceleyen büyük trajediler gelir. Venedik Taciri ise bu eserlerin arasında daha farklı bir yerde duruyor. Beş perdeden oluşan bu tiyatro metni, hem komedi hem de dramatik unsurları bünyesinde barındırırken; dostluk, aşk, adalet, intikam, önyargı ve merhamet gibi temaları işliyor. Öncelikle eserin oldukça akıcı olduğunu söylemeliyim. Tiyatro metni olması nedeniyle olaylar hızlı ilerliyor ve okuyucuyu sıkmıyor. Karakterler arasındaki diyaloglar canlı, olay örgüsü ise merak duygusunu sürekli diri tutuyor. Ancak Shakespeare’ın daha önce okuduğum eserleriyle kıyasladığımda Venedik Taciri’nin biraz daha yüzeysel kaldığını düşünüyorum. Özellikle Hamlet’teki varoluşsal sorgulamalar ya da Othello’daki kıskançlık ve manipülasyonun psikolojik derinliği burada pek hissedilmiyor. Shakespeare’ın kalem gücü yine kendini gösterse de karakterlerin iç dünyalarına daha sınırlı bir şekilde girildiğini söyleyebilirim. Eserin en dikkat çekici karakteri kuşkusuz Shylock’tur. İlk bakışta hırslı ve intikamcı bir tefeci olarak karşımıza çıksa da karakterin arka planına baktığımızda toplum tarafından dışlanan, sürekli aşağılanan ve inancı nedeniyle ötekileştirilen bir insan görüyoruz. Bu yönüyle Shylock, yalnızca bir kötü karakter değil; aynı zamanda dönemin toplumsal önyargılarının da bir yansımasıdır. Shakespeare’ın onu tamamen kötü ya da tamamen haklı göstermemesi karakteri ilgi çekici hale getiriyor. Antonio ise dostluğu uğruna her şeyi göze alan fedakâr bir karakterdir. Bassanio’ya duyduğu bağlılık onun en belirgin özelliğidir. Ancak Antonio’nun Shylock’a karşı tavırları düşünüldüğünde karakterin kusursuz bir kahraman
Venedik TaciriWilliam Shakespeare · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202214,7bin okunma
Reklam
10/10
·203 syf.··
Beğendi
·
2025 3. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 10 Aralık 2025 17:22
Eserin en dikkat çekici yönlerinden biri, yüksek sesle konuşmak yerine fısıldamayı tercih etmesi. Hikmet Kızıl, kesin hükümler vermek yerine sorular sorduruyor; cevapları ise okurun vicdanına ve hayat tecrübesine bırakıyor. Bu yönüyle kitap, yalnızca okunup geçilecek bir metin değil, üzerinde durup düşünülmesi gereken bir iç muhasebe alanı sunuyor. Çerağ, adının çağrıştırdığı gibi karanlığa meydan okuyan küçük bir ışık gibi ilerliyor. Her sayfada insanın kendisiyle, hayatla ve anlam arayışıyla kurduğu bağ yeniden hatırlatılıyor. Özellikle sakin, derinlikli ve düşündüren metinlerden hoşlanan okurların kitapta kendilerinden bir parça bulacağına inanıyorum. Bazı kitaplar bilgi verir, bazıları hikâye anlatır; bazıları ise insanın içine ayna tutar. Çerağ, benim için üçüncü gruba ait eserlerden biri oldu.
ÇerağHikmet Kızıl · Memphis Yayınları · 202512 okunma
10/10
·158 syf.··
2024 98. kitabı
·
2 saatte okudu
·
Okunma: 20 Kasım 2024 02:59
‎​Ahmet Mithat Efendi, Tanzimat döneminin en üretken kalemlerinden biri olarak, Felsefe-i Zenan ile yalnızca bir hikâye anlatmakla kalmaz; o dönemin toplumsal yapısını, kadın-erkek ilişkilerini ve "mutluluk" kavramını derinden sorgulayan bir felsefi zemin inşa eder. Akile, Fazıla ve Zekiye gibi karakterler üzerinden kurgulanan bu eser, geleneksel aile yapısının ve kadınlara biçilen "fedakârlık" rolünün bir eleştirisi niteliğindedir. ‎ ‎​Eserdeki "Fakat her şeyin cahili olmaktansa o şey hakkında bilgi sahibi olmak yeğ değil midir?" sorusu, aslında Ahmet Mithat Efendi'nin okuruna ve toplumuna verdiği ana mesajdır. Yazar, cehaletin koruyucu bir kalkan değil, aksine bir hapishane olduğunu vurgular. Özgürleşmenin ilk adımı, insanın içinde bulunduğu durumu tüm çıplaklığıyla analiz edebilmesidir. ‎ ‎​Toplumsal dayatmaların ötesine geçebilmek, karakterlerin kendi özgür iradelerini keşfetmeleriyle mümkündür. Yazar, aşkı idealize edilen bir masal olmaktan çıkarıp rasyonel bir zemine oturtur: ‎​"Hiçbir aşk yoktur ki masallarda denildiği gibi görür görmez kalbinin derinliklerinden ve can-ı gönülden kopuşup da gelmiş olsun." ‎​Bu cümle, duyguların da bir akıl süzgecinden geçirilmesi gerektiğini savunur. Akile, Fazıla ve Zekiye’nin yaşadıkları, birer duygu tutsaklığından ziyade, kendi zihinlerini özgürlük aşkıyla doldurma çabasıdır. Nitekim karakterin ifadesiyle: "Ben zihnimi, esaretin her yönünü uzun uzadıya ölçüp tarttıktan sonra özgürlük aşkıyla doldurdum." Bu ifade, esaretin sadece fiziksel değil, zihinsel bir tercih veya bir kabulleniş olduğunu gösterir. ​Kitabın belki de en vurucu eleştirisi, insanın sahte mutluluklar peşinde koşarak kendi özgürlüğünü nasıl sınırladığı üzerinedir: ‎ ​"İnsan kısmı hürriyet hürriyet der de hürriyetin ne olduğunu dahi bilmez. Mutluluk mutluluk
Edebiyat
Felsefe-i ZenanAhmet Mithat Efendi · Sel Yayıncılık · 2012211 okunma
Puan vermedi·199 syf.··
2026 20. kitabı
Eser tek bir olay örgüsüne sahip bir roman olmaktan ziyade; (toplumsal ve siyasi çarpıklıklar ile trajikomiklikleri ele alan) birbirinden bağımsız olarak gelişen birçok taşlama, öykü ve şiirsel metnin bir araya gelmesiyle oluşturulmuştur. Eser temelde bana göre dört ana kavram üzerine oturtulmuştur: Siyaset ve cehalet; sözde kurnaz politikacıların halkı manipüle etme yöntemleri ve toplumun cehaleti nedeniyle bilerek veya bilmeyerek bu durumu yemesi. Toplumsal ikiyüzlülük ve menfaatçilik; bireylerin kendi çıkarları uğruna ahlaki kavramları nasıl yonttukları veyahut kavramların içlerini nasıl boşalttıkları anlatılır. Düzen ve fert; hak aramaya çalışan sade bir vatandaşın devlet bürokrasisi ve toplumsal yapı içinde nasıl çaresiz kaldığı (bürokratik yavaşlık, rüşvet çarkları, adaletin her daim güçlüden yana olması, zenginin daha zengin fakirin daha fakir olması misali). Gücün yozlaştırması; siyasete yeni giren ve koltuk elde etmeye çalışan sözde siyasilerin belirli bir zamana kadar (koltuk gelinceye dek) halktan görünüp sonrasında nasıl değiştikleri ve anında sistem kölesi oldukları ele alınmıştır. Eserin beni etkileyen kısmına geldik. Eser zamanının ötesinde olan muazzam bir yapıt. 1948 yılında kaleme alınmış olmasına rağmen günümüz insan tiplemeleri ile sistemin sorunlarını nokta atışı bir biçimde bizlere aktarıyor.
AziznameAziz Nesin · Adam Yayınları · 1993388 okunma
Puan vermedi·144 syf.··
2018 125. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 30 Aralık 2018 00:00
Uzun zamandır beklettiğim #kasedibaşasardır kitabıyla birlikte geldim bu gün. O kadar çok yorumunu gördüm ki kitabın, hepsi bir özlem havasında yazılmıştı. Büyüdükçe büyüdü içimde ama nedense hep "2019 a girerken okuyacağım" dedim. Dün geceyi bu güzel kitapla noktaladım. Çocukluğuma, şimdi asla bir arada bulamadığım akrabalarıma, yerinde yeller esen mahalle bakkalına, eskimeyen oyuncaklarıma, adını unuttuğum komşu teyzelere-amcalara, ıslak çamaşırlardan damlayan suların soba üzerinde çıkardığı o "cıss" sesine kadar göz atıp geri döndüm. Bazen bir şeyler içinizde ağır basar "hele az daha biriksin" dersiniz, sonra "tak" der ve bırakırsınız. Sanırım öyle bir zamandayım ve kabak bu caaanım kitabın başına patladı. Okudum, güldüm, ağladım, iç çektim, yine güldüm, son olarak iki damla göz yaşıyla kapattım kapağını. Ben üzerimdeki o bilinmeyen ağırlığı attığımdan rahatladım, o da kitaplıktaki yerine kavuştuğundan... Güzel de bir uyku çektim doğrusu. Size bir sır vereyim mi, orta 2 de ben de gidemediğim tatil dönüşlerinden birinde sanki gitmişim gibi kompozisyon yazmıştım edebiyat dersinde. O kadar güzel anlatmıştım ki bütün sınıf gitmek istemişti, neresi olduğunu sormuştu herkes. Gitmediğimi bilen bir kişi vardı. Edebiyat öğretmenim Abdullah Bey. Gözlüğünün üzerinden yanık teninde daha çok dikkat çeken gülen çakır gözleriyle baktı, "aferin örs iyi gözlemlemişsin" dedi. Öğrencilerine soyadlarıyla seslenirdi hep. Asla bozuntuya vermedi ve hiç konusunu açmadı. O zaman bu benim için çok önemliydi... Mihrap Altıntaş'ın dediği gibi, çocukluk işte...
Kasedi Başa SardırMihrap Altıntaş · Karina Yayınevi · 201897 okunma
Reklam
Reklam