Sevgi denen bu meziyetin sizde neden eksik olduğuna, kalbinizde bu ateşin neden olmadığını öğrenmeniz için gereken, tutkunun verdiği bu enerjiye sahip olmamamızın nedeni korku mu acaba?
kendi zihninizi ve kalbinizi çok yakından incelediyseniz, ona neden sahip olmadığınızı bilirsiniz. Ona neden sahip olmadığınızı öğrenmek için çıktığınız keşifte içinizde tutku varsa, bir yerlerde var olduğunu bilirsiniz.
Asıl önemli olan da bu -hayatınız, kendiniz, bayağılığınız, sağlığınız, vahşileriniz, şiddet eğiliminiz, aç gözlülüğüünüz, hırsınız, her gün çektiğiniz Istırap ve bitmeyen kederiniz- anlamanız gereken bu ve sizden başka ne yerdi ki ne gökteki hiç kimse sizi bundan kurtarabilir.
Yaşlı veya genç olmamız fark etmez, hayat denen süreç ancak şimdi farklı bir boyuta taşınabilir. Olduğumuz şeyin zıttını aramak da doğru yol değil, bir sistemin, öğretmenin, filozofun veya rahibin empoze ettiği yapay disiplin de. Bunların hepsi çocukça. Bunun farkına varınca kendimize sorarız: Yüzyıllara dayanan bu ağır şartlanmayı başka bir şartlanmaya maruz kalmadan anında kırmak, zihni yeni, duyarlı, canlı, farkında, keskin ve becerikli kılacak bir şekilde özgür olmak mümkün müdür? Sorunumuz da bu. Başka bir sorun yok çünkü zihin yenilendiği zaman her sorunla başa çıkabilir. 
“Sevginin dünü, yarını yoktur,” veya “Merkez yoksa sevgi vardır,” dediğim zaman bunun benim için gerçekliği vardır ama sizin için yoktur. Söylediklerimden alıntı yapabilir ve onları bir formla dönüştürebilirsiniz ama bunun bir geçerliliği yoktur. Bunu kendiniz görmelisiniz ama görebilmek için bakmakta özgür olmalısınız, her türlü kınamadan, yargılamadan, anlaşmadan ve anlaşmazlıkdan muafolmalısınız.