Sana yazdığım her şey gergin. Kendi içlerinde özgür oklar olan başıboş sözcükler kullanıyorum : "vahşiler ,barbarlar, dekadan ve sıra dışı asilzadeler".
Dünyayı bir beden gibi algılıyordu Manu. Her bir yaratılışın görevinin olduğu, canın çok değerli olduğu bir bedendi bu gezegen. İnsanlıksa bedene yayılan bir hastalık gibiydi. Bağırsaklarda yaşayan bakteriler gibiydik, aramızda bedene çok yararlı olanlarımız olduğu gibi, bedeni hasta edecek nitelikte yağmacı olanlarımız da vardı. Bağırsak çeperindeki iyi bakterilere sürekli saldıran yağmacı antikorlara dönüşmüştü toplumun kurduğu bu sistem. İnsanlik bu gezegenin kron hastalığıydı, kendini imhaya giden her sistem gibi, kendi kuyudunu kazacak şekilde yönetiliyordu
İçinde yaşadığımız zamanı aşmadan, zaman boyutuna hakim olmadan anların içindeydi tüm varoluşumuz.Hayatımız bir andı, yaşadığımız gezegen evrende belki de birkaç saniyedir vardı. Ve bizler zamanın içinde, enerjiyi en yavaş titreşimde madde olarak görebileceğimiz belki de tek yerde hapis gibiydik
Dokrorlar tarafından yirmi bir yaşındayken beş yıl ömrü kaldığı söylenen ve 2018 yılında yetmiş altısına giren biri olarak çok daha kişisel bir anlamda zaman konusunda uzman olduğum söylenebilir.Nahoş ve güçlü bir şekilde zamanın geçişinin farkındayım ve HAYATIMIN ÇOĞUNU BANA VERİLEN ZAMANIN , DEDİKLERİ GİBİ, ÖDÜNÇ ALINMIŞ OLDUĞU DUYGUSUYLA YAŞADIM.