Kassandra... Ölümüne yaklaştığında hissettikleri. Yanlış anlaşılmaktan korkmaması. Konuşmak yerine gülmesi. Ağzın dille uyuşukluğuna kendince portre çizmesi.
Uyuyan Adam'daki aylak... Yani baş karakter yine. Aylak diyorum bak, sersem değil!
Bitmeyen Kavga'daki doktor... Onu hepsinden daha da çaresiz görmüştüm. Hiçte öyle görünmüyordu aslında daha doğrusu öyle görünmemek istiyordu.
Acımak'taki öğretmen... Suçluluk hissi, vicdan azabı ama normalinden biraz daha gerçekçi.
Robert Charles Wilson'un Eksen kitabında geçen deneydeki ilk numune olan çocuk... Çiçeğe benzetmişti ölümünü. Sakuraydı yaşamı. Biliyordu gerçeği. Unutmak istemedi.
Candida'nın peşinden koştuğu, Madam... Aslında onu doğru düzgün sevmiyordu Candida, kitabın sonlarında evlenmek istemediğini de yazmıştı yazar. Candida hissetmek istiyordu yalnızca ve Madam o hissin ulaşılmazlığıydı bir nevi.
Atlas Vazgeçti'deki Jim ve Fransisco...Kalıplardan sıkıldım, maskemi çıkardım derken başkasını takarken buldum kendimde. Francisco ise ulaşmıştı başında o hayal tutkusuna yani Jim gibi değildi.
Günübirlik Hayatlar'daki hemşire...Hikayesi aklımda kalmadı ama okurken sevdiğimi hatırlıyorum.
Bir Kadının 24 Saat'indeki baş karakter... Aptal değildi, yaptıkları aptallıkla tanımlanamaz. Güvendiği sandığı da değildi ki. O esasen biliyor gibiydi bilinçliyken umursamadı bunu, hisleri karşısında durmak istemedi.
Hyunam-Dong Kitabevi'ndeki Minjun... (İncelememden)Karakter analizlerine, sahne sahne çözümlemelere düşkünlüğümden kendisine yakın bulduğumu kendimi söyleyebilirim. "Anlatmam zaten duymazlar" kafasında gibi göründüğünü de düşünmüyorum, başlardaki suskunluğunu normal hâline yoruyorum. Bir yerde " Sistem aynıyken nazik birkaç kişinin birbirine yardım etmesinin ne manası var diyorsun, değil mi? O da doğru.