Ayrılık dediğin dolapta çürüyüp gitmiş bir domatesi çöpe atmak gibi bir şey mi? Boş şişeleri kapıcı Osman Bey alsın diye kapının önüne koyuvermek mi? Bir insanı geride bıraktığında, sırf onu mu bırakıyorsun geride? Onunla dahil olduğun dünyayı " Artık miadını doldurdu" deyip kırmızı bir tuşa basıp havaya uçurmak ve başka bir gezene taşınmak diye bir şey var mı ? Hayatlarında hiç yalnız kalmış kalmamış kadınlar beni anlar mı peki? İşe yaramaz da olsa o gidince hayatın ne biçim tenhalaşacağını, kız arkadaşlarının aile ajandalarının doluluğu içinde sana bir pazar günlerini ayırma ihtimalinin yılda en fazla üç, bilemedin dört olduğunu kimse bilmiyor mu? Bu kadınlar hiç duymuşlar mı eşyanın sesini " Evde bir nefes olsa keşke" diye iç geçirdikleri tenha bir pazar gecesinde? Sırf o nefes sesinin hatırına, insan nelere katlanır, bilirler mi? Hayatlarında hep doğru ata oynamış kadınlar için her şey ne kokau. Benim gibi daha ilk uüz metrede kaybedeceği gayet aşikâr, düz yolda bile yürümesini bilmeyen atlara düşkün biri için hayat çok farklı bir yer.
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Çok uzun zamandır kış uykusundaki kalbime, kapıyı dahi çalmadan borazanlarla girmiş, ne var ne yok uykusundan uyandırmıştı. Ayıp etmişti, ben de gıkımı çıkarmamış, kuru bir yaprak gibi kapılıp gitmiştim debisine. Havasız odama girmiş pencereyi açmıştı sanki. Öyle zamanlardı benim için. Aklımı karıştıran yoktu nicedir. Biten bitmiş, giden gitmiş. Çok olmuş biri bana "Gel" demeyeli. Yoksa ben öyle bıyık altından iki gülüşe tav olacak kadın değilim ama olmuş bulundum işte. Bir şey çağırıyordu bazen insanı, gidiyordu peşine, o kadar.