Birbirimize nasıl da görünmez olduğumuzu hiç düşündün mü, sevgili insan? Birbirimize bakıyoruz ama birbirimizi görmüyoruz. Birbirimizi dinliyoruz ama kendi benliğimizden çıkan sesleri duyuyoruz sadece. Başkalarının sözleri kulaklarımızın bir hatası, anlayışımızın bir harabesidir. İnsanların sarf ettiği sözlere kattığımız anlamlara nasıl da güvenle inanıyoruz.
Bilmen gerekir ki, düşünmenin mahiyetini teemmül eden, hakikatine vakıf olan, inceliğinin (dakîka) ve derecesinin hakkını veren kimse, "niçin" sorusunu sorma ihtiyacı duymaz.
Düşünen, diliyle sussa da, kendisiyle beraber düşünendir; konuşan, beyanda bulunmasa, vasfı itibariyle konuşandır; söyleyen (kâil) ancak muhatabın dilini/tabirini ve dinleyicinin düzeyini öğrendikten sonra, içinin/sırrının anlamlarını açıklar ve bilgisinin anlamlarını ifade eder.