efsa akabene

efsa akabene
@efsakabene07
balkabağımı parlattım efendimiz
Bireyci
Puan vermedi·520 syf.··
2023 14. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 07 Mart 2023 19:04
Martin öldü. aklıma gelen ilk şey benim neden hâlâ yaşadığım. hiçbir spoiler yemeden okudum kitabı ve martin öldü. ölümü gidişata göre hiç şaşırtıcı değil ama ortalarına kadar her şey öyle umut verici ki. ben de bireyciyim ve çevirmenin son notunda Jack london'ın, Martin'in intiharının aslında bireyciliğin sosyalizmin karşısında kaybedişini anlatmak istediği yazıyor. zira Jack bir sosyalist. bu alegori dışında Martin sadece bir karakter olarak, birçok yanımın ortak olduğu bir kahraman. belki de tek farkım burjuvazinin çürük bir süs meyvesi olduğunu bilmem ve hiçbir zaman tesirinde kalmamış olmam. ruth'u hiç sevmedim. ben sevilesi bir yan göremiyorum kadında. üniversiteyi bitirdikten sonra, martin'e devamlı iş bulmasını söylerken kendisinin hiçbir işte çalışmaması hatta bunun tek bir cümleyle bile dile getirilmemesi her şeyi açıklıyor kanımca. veya morseların kızlarının "içindeki kadın"ı uyandırmak için "deney" gibi iğrenç bir tabirle martin'i kullanmaları... kitapta Martin dışında sevdiğim iki karakter var: elbette brissenden ve biraz da olsa olney. olney, içinde olduğu burjuva toplumunun ve diğer sınıfların durumunu öyle güzel açıklamıştı ki, oysa akışta tuttuğu yer çok az bir karakter, yanlış veya doğru olsun çok çarpıcıydı kanımca. ve tabi brissenden... jack'in arkadaşı George Sterling'den esinlendiğini öğrendiğimde bu detay beni çok etkiledi. üstelik "Yunan" demesi ve sonlara doğru Martin'in brissenden'ın yanında edebi yönde bir hiç olduğunu söylemesi, aralarındaki bağın tatlı bir vefa ürünü olduğunu düşündürdü. ama sonda Martin öldü. brissenden ölmeseydi neler olurdu diye düşünüyorum. Nietzsche göndermesi de bir hayli lezizdi ama hiçbir şey Martin'in öldüğü gerçeğini silemiyordu. bu bir sayıklama gibi. Martin öldü. evet, neden yaşıyorum? toplum ve yaşam gittikçe
Edebiyat
Martin EdenJack London · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025135bin okunma
Reklam
Kendini Bulmak
Puan vermedi
hikayeyi bilmeden animeyi izlemiştim. izlemem için başka nedenler vardı. sevdim karakteri. depresif dönemlerimdi aynı zamanda. hâlâ aynı soruları soruyorum kendime tabi ama o zaman güldürmüş, düşündürmüştü. dostoyevsky nin de karakter olmasıyla merak edip araştırdım. meğer ne kadar derin bir zemin üzerine kuruluymuş. dazai yi de epey seviyordum. kitabını aldım. animenin dördüncü sezonu çıktı. ne kitabı ne animeyi izledim bazı kişilerden dolayı. ilk alıntıma bakın, yine bu kitaptan. bana kitabı okutmayan kişinin yaptığı alıntıydı. oysa o hiç kitap okumamış biri. oysa ben kitaplarda yaşayan biriyim. sonra geçenlerde elim kitaba gitti. okul falan derken dün bitti. gece uyuyamadım. hayat gerçekten bu mu? neden kendimizi kandırıyoruz? amaç mutlu olabilmek mi? kitabın aynı zamanda otobiyografik bi yanının olması da var işin içinde. yazara kitabın sonrasında soru sorulamadı. koca bir bilinmeyenle kalıyoruz böylece. belki o birkaç yoruma daha vakıftı. kitaptan öte daha samimi olabilirdi. zira ne kadar ağır konular da olsa kitabı hiç sıkılmadan akıcı bir şekilde okuyorsunuz mizahi üsluptan dolayı. rafımda dazai nin öğrenci kız ı da var ama onu ne zaman okurum bilmiyorum. bu kitabı okumayı düşünenlere tek diyeceğim kaybolmaya, doğumunuzdan bu yana size aşılanan değerleri sorgulamaya hazırsanız okuyun.
Edebiyat
İnsanlığımı YitirirkenOsamu Dazai · Sel Yayıncılık · 202060,2bin okunma
Puan vermedi·183 syf.··
2023 6. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 13 Şubat 2023 22:07
İşlediği ağır konuya rağmen mizahıyla oldukça hafife indirgenmiş bir kitap. Kısa sürede tamamen özümseyerek okunabilir. Öte yandan kitapta toplumdaki eril güç hakkında kesin bir yargı savunmaksızın kurgu bir anda yaşlı bir militanın üç aylık stajındaki eski aşkına ettiği emrivaki vedaya duyduğu pişmanlığa dönüşüyor. Eksik çok şey var, çok yarım kalmış bir şekilde bitti. Lakin o dönemin aydınlarının (veya aydın olmaya çalışanların) gözünden oldukça anlaşılır bir şekilde dünya işleyişini anlatması, her kitapta kolay kolay bulunamayacak cinsten.
Hayat ve İnsan
Acı PortakalYiğit Bener · Can Yayınları · 2019157 okunma
Puan vermedi·128 syf.··
2023 3. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 27 Ocak 2023 16:41
başlarda oldukça hoşuma giden, Küçük Prens'in duru ritmini tutturduğunu düşündüğüm ve ince bir memnunluk hissiyle beni çakırkeyif eden kitabın ortalarında, yazarın kendi değerleri pahasına kurguya ihanet ettiği hissiyatıyla derinden yaralandım. bir anda dini öğütler ve tanrı arayışı konuya dahil oldu. hemen sonra sanki içini dökmek için fırsat arayan yazarın uzun cümlelerinde kümülatif ilerlemeye çalışmanın da etkisiyle çelişkili sözler bulunduğunu ve özellikle karakterin öğütledikleri aksine davranışlar sergilediğini fark ettim. ne olursa olsun yazarın Küçük Prens ismiyle kendi doğrularını aktarmaya çalıştığını düşündüm ve bu beni öfkelendirdi. lakin romandaki tek güzel şey Küçük Prens'in varlığının yapmacık olmayışı ve gerçek olduğunu okura inandırması. Prens'in vedası bile yalnız kendisine yakışacak şekildeydi. dikkatimi çeken diğer husus da karakterin mükemmellikten çok uzak ve hataları gizlenmeyen bir adam oluşuydu. bu belki de bir metafordu. hepimiz saf bir kalbe altın nasihatler veririz ama bunları ne kadar uyguladığımız muammadır. yine de emin olmadığım için kesin bir şey söyleyemeyeceğim. yazarın başka bir kitabını okumadığım için de hangisinin doğru olduğuna dair bir fikir beyan edemeyeceğim. hayatını araştırdığımda edindiğim tek fikir adamın yazarlık kariyerinde kitapta sıkça bahsettiği değerleri dikte ederek bir yerlere gelmiş olduğudur. yine de Genç Prens'in aramızda yaşadığını ve bize sevginin gücünü aşılamaya çalıştığını bana inandırdığı için yazara borçluyum.
Edebiyat
Genç Prens'in DönüşüAlejandro Guillermo Roemmers · Timaş Yayınları · 2013899 okunma
elime almaya çekindiğim; çocukluğumun merakı, gençliğimin yasağı olan kitap. ortaokulda sonrasında "umut vadeden" belgesi kazandığım ulusal bir hikaye yarışmasına hazırlanırken yazdığım hikayenin kurgusundan ziyade devamlı cümlelerimin yapısıyla uğraşan öğretmenime nedenini sorduğumda üslubumu benzettiği yazarın kitabı. oturmuş raftaki kitabımla bakışırken zaman zaman dilimin tutulduğu, alıntılarıyla tanıdığım ve bir süre daha böyle devam edeceğim kitap. hâlâ nasıl üslubumun benzediğini anlamamakla birlikte, öğrencilikte sürdürdüğüm ufak tefek yazı kariyerimde şüphesiz aldığım en büyük iltifatın, benzetilen kişinin imzasını bıraktığı kitap. ben çok çabuk tüketen bir insanımdır, bu yüzden sevdiğim kitapları hep saklarım. ilk 100 sayfasını okuduğum kitabı ne zaman tamamlarım, tamamlar mıyım, bilmiyorum ama hayatım boyunca içini merak ettiğim yegane kutum, belki kavanozum, olacağı ve kendimi ötekileştirilecek bir Yunan kadını gibi hissettireceği kesin.
Edebiyat
TutunamayanlarOğuz Atay · İletişim Yayınları · 202474,9bin okunma
Reklam