Puan vermedi·928 syf.··
2026 8. kitabı
·
22 günde okudu
·
Okunma: 04 Haziran 2026 11:17
Bu kitap için anlatılacak çok şey var, Distopya evreni de olsa karakterler aşırı sarıyordu hepsi ayrı ayrı.Marco'ya ayrı vuruldum, Eftelya'ya ayrı öldüm,en çokta TDÇ 'TUGAY DEMİR ÇEVİKER' Evrende mümkünse bu adam gibi karakterler çoğalsınnn.Kitabın adalet sisteminde ayrı delirirsiniz.TDÇ'nin her koşulda Eftaline gösterdiği özeni,sevgiyi gerçek hayatta da güzel insanların karşılaşması dileğiyle...
Beyaz Leke - 2Aslı Arslan · İndigo Kitap · 20252,855 okunma
8/10
·928 syf.··
2025 13. kitabı
·
42 günde okudu
·
Okunma: 11 Haziran 2025 13:58
Beyaz Leke II/Özgürlük Goodreads: 4,4/5 1000kitap: 8,9/10 4/5 “Çünkü güç, en çok inançtan gelir. Bunu hiç unutma.” “Bana dedi ki 𝑘𝑜̈𝑡𝑢̈ 𝑔𝑒𝑐̧𝑒𝑛 ℎ𝑖𝑐̧𝑏𝑖𝑟 𝑔𝑢̈𝑛𝑢̈𝑚𝑑𝑒 𝑦𝑎𝑛ı𝑚𝑑𝑎 𝑦𝑜𝑘𝑡𝑢𝑛, 𝑠𝑒𝑣𝑔𝑖 𝑏𝑢 𝑑𝑒𝑔̆𝑖𝑙𝑑𝑖𝑟 𝑀𝑎𝑟𝑐𝑜.” “Eftal,” dedi babam, gözlerini sahneden ayıramazken. Başımı ona doğru eğdim ama sahneye bakmaya devam ettim heyecanla. “Adnan Atalar’ın kızı olarak yaşamayı hiç bırakma olur mu?” Gülümsediğimde dikkatim sahnedeydi. “Bütün bu ışıklar, yapay saygılar, insanların güç gösterileri seni hiç cezbetmesin.” Her cümlesi yüreğime işlemişti aslında ama o an başarılı bir avukat olmanın hayali içindeydim. “Özgürlüğün parlak bir ışığı vardır, güzel kızım. Eğer bir gün yanılgıya düşersen o ışığa doğru ilerle, doğru oradadır. Sakın senden bu ışığı almalarına izin verme.” “Savaşın ortasında kaybetmekten korktuğun tek duygu vicdanın olmalıdır…” Çok sevdiğim bir dostumun hediye etmesiyle tanışmıştım Beyaz Leke/Mahkûmiyet ile. Serinin ilk kitabını çok keyif alarak okumuştum. İlk kitabın sonunda BL’nin içinde bir hain olduğunu öğrenmiştik ve kim olduğunu anlayamadan da kitap bitmişti. İkinci kitapta hainin kim olduğunu öğreniyoruz ama bayağı sonlara doğru oluyor. Marco, en çok sevdiğim karakter oldu. TDÇ ve GPÇ, kitabı aslında okutturan karakterlerdi. Özellikle TDÇ’yi kitaptan çıkardığımızda, kitap kendini okutturmaz, diye düşünüyorum. Distopik türde bir eser olsa da bence distopyadan oldukça uzak ve gerçeğe çok yakın bir eserdi. Kurguda bariz eksikliler vardı; hatta bence o kadar fazlaydı ki okurken gözüme çok fazla çarptı ve kendi kendime “Yook artııık…” diye konuştuğum oldu. Özellikle kitaptaki ana karakterlerden Eftaltya’yı ben hiç sevemedim. Yazar her ne kadar güçlü bir kadın karakter inşa etmek istemiş olsa da ve nispeten bunu başarabilse de çok fazla tekrara düşen bir karakterdi
Beyaz Leke - 2Aslı Arslan · İndigo Kitap · 20252,855 okunma
Reklam
Spoiler olabilir
Puan vermedi·764 syf.··
2026 1. kitabı
Beyaz Leke kitabı okuduğum en güzel kitaplardan biriydi kalınlığından korkmuştum ama o kadar sarıyor ki zamanın nasıl geçtiğini fark etmiyorsunuz bile neyse ben başlayayım. Öyle Bir Aşk hikayesi ki ilk kitapta gerçekten büyülendim sırf Eftelya ağladı diye ağladığı ve döktüğü tüm gözyaşları için binalar patlatan bir karakter düşünün krallığa ait binaları atlatan bir karakter düşünün mükemmel bir karakter Tugay ve Tugay'ın önünde eğilip ceketini iliklediği tek kişi var o da sevgili avukatı Eftelya Atalar yani kitap gerçekten kadının yüceltilmesine Türk kadının fikirlerinin alınmasını yüceltilmesini onun üst seviyeye taşınmasını çok güzel görüyoruz Bu kitapta gerçekten çok güzel bir kitap.
Beyaz LekeAslı Arslan · İndigo Kitap · 20246,1bin okunma
9/10
·764 syf.··
2026 15. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 28 Nisan 2026 18:45
Bazı yazarlar anlatır, Aslı Arslan ise hissettirir. Cümleler sadece kâğıt üzerinde kalmıyor; gelip göğüs kafesinize oturuyor. Öyle sahneler var ki, yazarın kurduğu bir cümleyle dakikalarca tavanı izliyorsunuz. Bu kitap bir kaçış değil, bir yüzleşme. Kendi lekelerinden korkanların, geçmişin gölgesinden kaçamayanların ve buna rağmen sevmeyi seçenlerin hikâyesi. Eğer sadece bir hikâye okumak değil, bir duygunun içinde kaybolup sonra kendinizi yeniden bulmak istiyorsanız; durmayın, bu lekeye ortak olun. "Bir avukat ve bir pilot geçti bu dünyadan, adalet Eftelya Atalar demektir, özgürlük Tugay Demir Çeviker!" İkinci Kitap sayfa: 902
1000Kitap
Beyaz LekeAslı Arslan · İndigo Kitap · 20246,1bin okunma
8/10
·84 syf.··
2026 3. kitabı
·
3 saatte okudu
·
Okunma: 14 Nisan 2026 13:21
Salih Bora'nın kitabın başında yazmış olduğu "Sunuş" kısmı çok güzeldi. Bu kısmı okuduktan sonra eseri seveceğimi anlamıştım ve yanılmadım. İçindeki hikâyeler gerçekten çok güzeldi ve Samipaşazade Sezai'nin dili oldukça sadeydi. Kitap akıp gitti. Yazarımız çoğu yerde bize sorular soruyor ve genelde sorularına yanıt verirken buluyoruz kendimizi. Çok üzüntülü bir olayı karakterin hissettiği şeyleri kaleme almadan tek bir kelimeyle bile hissettirebiliyor. Karakterin nasıl bir hayal kırıklığı yaşadığını, nasıl bir üzüntü duyduğunu yazmasa da okuruna hissettirebiliyor. Bu çok büyük bir başarıydı benim için. İlk hikâye, "Bu Büyük Adam Kimdir?" idi. Hikâyenin son cümlesinde yüzümde büyük bir tebessümün belirmesine sebep oldu. Ters köşe gibiydi, aslında tam olarak ters köşe de denemez başlarında seziyorduk ama bu şekilde fark edilmesi güzeldi. Ayrıca, aralara kendisinin pek sevdiği Sadi'nin Gülistan adlı eserinden, tam olarak yaşanılan anları anlatan Farsça şiir parçaları eklenmişti. Yazarımız tam yerine 'cuk' diye oturtmuş. Çok hoşuma gitti. :) Sonra bir baktım, diğer hikâyelerinde de hatırına geldikçe Sadi'den alıntılar yapmış. Yerine çok uygun kullandığı için hiç sırıtmadılar ama. 2.hikâye olan "Hiç" te her bir cümlesine bayıldım. Karakterin tasviri o kadar güzeldi ki her cümleyi alıntılama isteğiyle dolup taştım. Aslında bu, karakterde kendimi bulabildiğimden dolayıydı. Yazarın arada bizlere yönelik sorduğu sorular da canımı yakmadı değil. Mesela: "Yirmi yaşındayken yaratılışın bir mucizesi olan böyle bir tebessümün karşısında hiç bulunmadınız mı?" Ah neredeeee? :D Ve sonra hikâye bitti. Bittiği yerde, son cümlelerde yine derinden etkilendim: "Hayaller çağı olan yirmi yaşının en dehşetli darbesi... Meğer aklını başından alan bu tebessüm, kızın o küçük, o güzel ağzının bütün üst
1000Kitap
Küçük ŞeylerSamipaşazade Sezai · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202518,3bin okunma
Bu dönem okuru olarak sevemedim.
2/10
·48 syf.··
2026 1. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 14 Nisan 2026 00:37
Açıkçası Karabibik, beklenti duyduğum fakat okumaya başladığım ilk andan itibaren tüm beklentilerimi yerle bir eden bir kitap oldu. Salih Bora'nın sunuş kısmında Nabizade Nazım'dan fevkalade güzel bahsetmesi beklentimi daha da yükseltmişti. Fakat ne okuduğumu anlamadım. Elbette o döneme göre Nabizade Nazım oldukça farklı bir iş çıkarmış ama bu iş bir okur olarak bana hiç zevk vermedi. Belki de yorgunluğumdan fakat ağız özelliklerini direkt olarak verdiği diyalogları ben güçlükle anladım. Neyse ki kahramanlar aklımda kaldı. Karabibik, tembel kızı Huri, Huri'ye aslında yaşı gereği şehvet duyduğu yazılan ve sonunda onunla evlenen yakışıklı Hüseyin, hekim Linardi ve onun ahlaksız karısı Eftelya. Ama neredeyse hiçbir olay yoktu. Zaten 42 sayfalık kısacık bir kitaptı. 5.bölüm bir anda ne oluyoruz diye şaşırmıştım. :) Öyle tuhaf bir eserdi. Her şey bana göre çok kopuktu. O dönemde okusaydım sever miydim, belki. Ama şu an hiç zevk vermediği çok net bir gerçek.
1000Kitap
KarabibikNabizade Nazım · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202111,9bin okunma
Reklam
Reklam