Maalesef Tıkanma, Dövüş Kulübü ve Gösteri Peygamberi’nin gerisinde kaldı benim için.
Palahniuk’un kurgusunu ve sert üslubunu genel olarak çok severim ama Görünmez Canavarlar beni pek tatmin etmedi. Kitap sanki çarpıcı ve kışkırtıcı olmak için çabalıyor gibi hissettirdi. Yeraltı edebiyatı olduğunun farkındayım ama yazarın diğer kitaplarında bu zorlamayı hissetmemiştim. Karakterler derinlikten çok şok edici yönleriyle ön plandaydı, bu da kitabı samimiyetsiz ve gerçekten uzak hale getirdi benim için.
Yine de kitabın kimlik, güzellik ve toplumun dayattığı kalıplar üzerine değinen “klasik yeraltı edebiyatı mesajları” fena değildi diyebilirim.
Aioller daha çok kendi içine kapanık bir yaşam sürdürdüler. Bu halkın geçiminde ticaretin önemli bir yeri yoktu. Nitekim Kymeliler’in, bir liman kenti olmasına karşın, gemilerin limanlarına giriş ve çıkış yapabilmeleri için almaları gereken vergiyi kuruluşundan ancak 300 yıl sonra akıl edebilmiş olmaları Eskiçağ’da alay konusu olmuştu. Deniz kıyısındaki bir kentte yaşadıklarını geç öğrenmiş bir halk olarak ün yapmışlardı.
Engin Geçtan bu kitabında, psikiyatrik bozukluklara klasik tanı-etiket yaklaşımıyla değil, bilinç dışı faktörleri de anlamaya çalışan bir yerden bakmış. Psikodinamik kuramları, zaman zaman klinik deneyimle harmanlayarak sıkıcı olmayan bir dille anlatmış. Normal dışı davranışların arkasındaki ruhsal çatışmaları okumak, bu alanda çalışan bir hekim olarak bakış açımı genişletti.
Bu konulara ilgi duyanlara tavsiye ederim.