Modern kapitalizm şu döngü üzerine kurgulanmıştır;köleleri eğlendir,asilleri eğit…!
İnsan ve Hayat
Suriye iç savaşının ilk yıllarında (2011-2015 arası) bölgedeki aktörlerin takındığı tavır, IŞİD gibi yapıların büyümesi için mükemmel bir laboratuvar ortamı yarattı. ABD ve İngiltere öncülüğünde, bölgesel ortaklar (Türkiye, Ürdün, Suudi Arabistan, Katar vb.) vasıtasıyla yürütülen "Eğit-Donat" projeleri ve muhaliflere sağlanan kontrolsüz finansman, sahadaki kaosta hızla el değiştirdi. Moderatör gruplar için gönderilen gelişmiş silahlar, lojistik destekler ve paralar, finansal ve askeri olarak çok daha organize olan radikal selefi yapıların (önce El Nusra, sonra IŞİD) kontrolüne geçti. Dünyanın dört bir yanından (özellikle Kafkasya, Özbekistan, Kırgızistan gibi Orta Asya ülkelerinden ve Avrupa'da radikalleşen banliyö gençlerinden) gelen binlerce savaşçı, uzun süre bölge devletlerinin sınır güvenliği boşluklarını kullanarak Suriye ve Irak’a akın etti. Her aktör bu radikal unsurları kendi bölgesel ajandası (Esad'ı devirmek, Kürt koridorunu engellemek veya bölgesel nüfuz elde etmek) için bir "kullanışlı aparat" olarak gördü ve büyümelerine göz yumdu. Peki, arkasında bu kadar modern bir istihbarat, finans ve küresel vekalet savaşı ağı olan bir örgüt, neden petrol rafilerini işletmek veya modern bankacılık sistemini kullanmakla yetinmeyip orta çağ tarzı köle pazarları kurdu? İşte burası, jeopolitik güç ile ideolojik manipülasyonun kesiştiği noktadır. IŞİD köleliği Osmanlı elitleri gibi "ev içi lüks" veya "tarımsal iş gücü" için geri getirmedi; köleliği tamamen modern bir kitle devşirme ve propaganda silahı olarak kullandı. Orta Asya’nın otoriter rejimlerinden kaçan, ekonomik olarak ezilmiş veya Batı Avrupa’da (Fransa, İngiltere, Almanya) ırkçılığa maruz kalıp dışlanmış, hayatta hiçbir statüsü olmayan genç erkekler için IŞİD’in vadettiği "Hilafet", sahte bir ütopya
Tarih
“Yeterince kitabın var” diyenlere cevabımız hazır.
Çağdaş kültür
Eğit beni, Beni eğit. Okumadan evvel yüzünü Hiç şiir okumadım ben. Ve buğday tenini keşfetmeden Harabeydi bu dünya. Öğret bana kadın dilini; Ki ben, Bilmeme rağmen sevgiyi Hiçbir şey bilmiyorum. Nizar Kabbani
Şiir
2. Paylaşım Savaşı, küresel hegemonyanın el değiştirdiği kırılma noktasıydı. İngiltere savaştan galip çıksa da ekonomik olarak tamamen tükenmişti. Sömürgelerini tek tek kaybetmeye başladığı bu dönemde, kurulan yeni küresel ekonomik düzende (Bretton Woods sistemi) liderliği ve "küresel jandarma" rolünü ABD’ye devretti. Ancak İngiltere sahneden tamamen çekilmedi; oyun kurucu entelektüel sermayesini ve istihbarat doktrinlerini ABD ile paylaştı. Bugün Five Eyes (Beş Göz) olarak bilinen (ABD, İngiltere, Kanada, Avustralya, Yeni Zelanda) küresel istihbarat ağının temelleri bu dönemde atıldı. Yani hile ve algı yönetimi stratejileri yok olmadı, sadece Washington merkezli yeni bir ambalaj kazandı. BBC gibi sözde özerk kurumlar hükümetten doğrudan "Şunu yaz, bunu yazma" emri almazlar. Bunun yerine: Yönetim kadroları zaten devletin kırmızı çizgileriyle uyumlu kişilerden seçilir. Haberlerin tartışılma sınırları (çerçeveleme) öyle bir çizilir ki, o sınırın dışındaki gerçekler "marjinal" veya "komplo teorisi" olarak damgalanır. Yine de bu sistem tamamen monolitik (tek parça) değildir; bazen sistem içi çatlaklar veya sızıntılar olur. Örneğin, Irak Savaşı'ndaki İngiliz istihbarat yalanlarını ortaya döken Chilcot Raporu veya hükümetin itibarını sarsan iç soruşturmalar, sistemin kendi içindeki güç savaşlarının bir sonucu olarak kamuoyuna yansır. Ama genel toplamda, ana akım medya devletin jeopolitik rotasından sapmaz. Batı medyası bu müdahaleleri dünyaya "demokrasi, insan hakları ve özgürlük" ambalajıyla satarken, sahadaki pratik her zaman yerel dinamikleri darmadağın eden istihbarat operasyonlarından ibaretti. Dönemin İngiltere Başbakanı Tony Blair, Saddam’ın 45 dakika içinde kimyasal silah ateşleyebileceğine dair sahte bir istihbarat raporunu (kamuoyunda "Dodgy Dossier" olarak
1000Kitap
Bu hayatta kendini, Allah’ın takdirine ve adaletine güvene sahip olacak şekilde eğit. Bil ki senden alınan hiçbir şey aslında gerçekten senin değildi ve elinden kayıp giden hiçbir şey sana ait olması için yazılmamıştı. Allah’ın vermesi bir rahmettir, O’nun esirgemesi ise hikmettir. Bu yüzden O’na şükret, O’nu hamd ile an ve O’nun hükümlerine razı ol.
Mevlana hazretlerinden
Paranı ver, gönlünü ver, canını ver Ama SIRRINI VERME! ... Günlerini say, kazancını say, büyüklerini say Ama YERİNDE SAYMA! ... İşini beğen, aşını beğen, eşini beğen Ama KENDİNİ BEĞENME! ... Emek ver, kulak ver, bilgi ver Ama SAKIN BOŞ VERME! ... Fidan büyüt, çocuk eğit, yoksul besle Ama KİN BESLEME! ... Davet et, hayret et, ülfet et, affet Ama İHANET ETME! ... Kitap oku, meslek oku, dünyayı oku Ama LANET OKUMA! ... Sınıfını geç, hayatını seç, rakibini geç Ama GÜLÜP GEÇME! ... Gönül al, dost al, yoldaş al Ama BEDDUA ALMA! ... Yaklaş, tanış, konuş, uzaklaş Ama UŞAKLAŞMA! ... Doğrul, sayrıl, evril, devril Ama EĞRİLME! ... Hislen, tasalan, seslen, uslan Ama PASLANMA! ... İtil, ütül, atıl, katıl Ama SATILMA! ...
Alıntı