Puan vermedi·320 syf.··
2025 18. kitabı
“aşk, tüm zamanların içinden geçer” mottosuyla dolu dizgin bir aşk romanı okuyacağımızı sanmamızı sağlayan fantastik serinin ilk kitabı. hakkını yemeyeyim, genç aşık konusu hep var. 16 yaşında olan baş karakterimiz gwendolyn’nin ailesinin mensup olduğu çok eski zamanlara uzanan gizli bir örgütle ilişkisi vardır. bu ilişki daha çok organik bir bağ olup, genle aktarılan bir özellik sayesinde zamanda sıçramalar yapabilme yetisinin verdiği bir döngüdür. gwen ise bu ailede kendisi normal olarak gören (her ne kadar hayaletleri görebiliyor olsa da) 16 yaşında bir kız. aynı zamanda bir de kuzeni var ki, rekabet kaçınılmaz. ailenin gen taşıyıcısı olduğu düşünülen kuzen charlotte, mükemmel bir özel eğitime tabi tutularak çocukluğunu yaşayamayan ama bunun yerine zamanda yolculuklarını kolaylaştıracak bir dizi eğitim alan biri. tek de değil tabii ki. gizli örgüt’ün beklediği son 2 zaman yolcusundan biri olduğu düşünülüyor. geçmişe yolculukta toplam 10 zaman yolcusu var ve 11. zaman yolcusu olarak gideon bu geni taşıyor. 12.si ise kuzen charlotte’un olduğu varsayılıyor. tabi ki, evdeki hesap asla çarşı asla birbirine uymaz değil mi? charlotte'un ilk sıçraması yapması beklenirken, gwen sıçrıyor ve bütün olaylar bunun etrafında başlıyor. çok basit bir anlatımı var, karmaşık bir olay öyküsü yok. çoğu şey önceden tahmin edilebilir durumda. ama yine de keyifli. gizemli örgütleri ve genç aşıklar konularını sevenler için, mutlaka okunmalı dediğim bir seri.
Yakut KırmızıKerstin Gier · Pegasus Yayınları · 20122,772 okunma
Kızınız iz bırakmadan kaybolursa...
Puan vermedi·452 syf.··
2026 34. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 11 Haziran 2026 13:48
Bir kız çocuğu annesi olarak okurken gerilimden çok ebeveyn olmanın ağırlığını hissettim. Çocuklarımızı her tehlikeden koruyamayacağımız gerçeği insanın içine işliyor. Akıcı, sürükleyici ve sonuna kadar merak uyandıran bir romandı. Özellikle kız çocuk sahibi ebeveynlerin kolay kolay unutamayacağı bir hikâye. Çocuklarımız büyüdükçe onları her an koruyamayacağımız gerçeğiyle yüzleşiyoruz. Kitap da tam bu duygunun üzerine kurulmuş. Sayfalar ilerledikçe "Ben olsam ne yapardım?" sorusunu sık sık sordum kendime.
KızımT. M. Logan · The Kitap · 2025146 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Prometheus'un Ateşi: Olimpiyat Meşalesi
10/10
·78 syf.··
2026 95. kitabı
·
3 saatte okudu
·
Okunma: 11 Haziran 2026 22:29
Günümüzde, olimpiyatlarda sporcuların koşarak elden ele taşıdığı o meşale, aslında binlerce yıllık bir hikâyenin yankısıdır. Prometheus'un tanrılardan çalıp insana armağan ettiği kızıl ateş; bilimin, bilgeliğin, uygarlığın ta kendisiydi. Bugün hâlâ Milli Eğitim'in logosunda o meşale durur, öyle rastlantı değil, insanlığın en eski inancının kalıcı izlerini taşır. Aiskhylos, bu mitolojik hikâyeyi bir tragedyaya dönüştürürken aslında insanlığın doğuşunu yazdı. Prometheus o ateşi verene kadar insan karanlıkta, soğukta, çaresizdi. Ateşle birlikte yemek pişirdi, demiri işledi, dili geliştirdi, düşündü. Bir titan'ın tek hamlesi, tüm bir uygarlığın fitilini ateşledi. Zeus da tanrısal bir ayrıcalık olan akıl ve bilgeliğin insanlığa aktarılmasına sinirlenerek Prometheus'u en ağır şekilde cezalandırdı. Bu yüzden Prometheus'un hikâyesi bitmez. O ateş matematikten sanata, tıptan felsefeye insanın ürettiği, keşfettiği, anlamlandırdığı her şeyin içinde yanar. Bilgi bir kez insana geçti mi artık geri alınamaz; ışık bir kez yakıldı mı karanlık bir daha aynı olmaz. Elbette tragedyada daha pek çok tema var. İnsanlar topluluk hâlinde yaşamaya başladıkça sorunlar da büyümüş, iktidar da, adalet arayışı da. Aiskhylos bunu binlerce yıl önce görmüş ve yazmış, hâlâ güncel, hâlâ çekici olması da bundandır. Kısa ama derin bir tragedya. Ocağınızdaki ateş sönmesin. İyi okumalar..
Edebiyat
Zincire Vurulmuş PrometheusAiskhylos · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 201910bin okunma
Bir Head-Hunterin Anıları
10/10
·256 syf.··
2026 5. kitabı
·
26 günde okudu
·
Okunma: 12 Haziran 2026 04:30
İnsan kaynakları, kariyer yönetimi ve kişisel gelişim alanlarına ilgi duyan herkes için değerli bir kaynak niteliğinde. Yazar, uzun yıllara dayanan akademik ve profesyonel deneyimini samimi bir anlatımla okuyucuya aktarıyor. Kitapta yalnızca işe alım süreçleri değil, aynı zamanda beyaz yakalı çalışma hayatının görünmeyen yönleri, kariyer yolculuğunda karşılaşılan zorluklar ve bunların nasıl aşılabileceği de ele alınıyor. Anılarla desteklenen anlatım, teorik bilgilerin daha anlaşılır ve etkileyici hale gelmesini sağlıyor. Özellikle insan kaynakları alanında eğitim gören öğrenciler ve kariyer planlaması yapan profesyoneller için yol gösterici bir eser. Kitap, okuyucuyu hem mesleki hem de kişisel açıdan düşünmeye sevk eden başarılı bir çalışma olarak öne çıkıyor. İlham Süheyl Aygül Bir Head-Hunter’ın Anıları
Kişisel Gelişim
Bir Head-Hunter’ın Anılarıİlham Süheyl Aygül · Akılçelen Kitaplar · 20241 okunma
10/10
·204 syf.··
Beğendi
·
2026 15. kitabı
Bireysel Dindarlık ve Gençlik "Bireysel Dindarlık ve Gençlik", gençlerin dünyasına köprü kurmak isteyen her eğitimci, ebeveyn ve rehber için tam anlamıyla bir başucu kılavuzu. Sevgili Gülşen Sayın Hocamız, bu eserle sadece teorik bir anlatı sunmamış; gençlere din alanında nasıl yaklaşılması gerektiğini, bu iletişimin yöntem ve tekniklerini muazzam bir hassasiyetle öğretmiş. Kitabı okurken, hocamızın tamamen insanlığa faydalı olma gayesini ve o birleştirici, yapıcı eğitim vizyonunu her satırda hissediyorsunuz. Genç ruhları incitmeden, doğru tekniklerle din eğitimini sevdirmek isteyen herkesin mutlaka satır satır incelemesi gereken bir rehber. Emeklerinize, kaleminize ve o güzel yüreğinize sağlık değerli Gülşen Hocam Gülşen Sayın
Bireysel Dindarlık ve GençlikGülşen Sayın · Eskiyeni Yayınları · 20251 okunma
Puan vermedi·200 syf.··
Beğendi
·
2026 245. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 12 Haziran 2026 01:07
Kitabı okurken aklıma takılan şey Finlandiya'nın nasıl geliştiğinden çok, insanların neden gelişmek istediği oldu. Kitapta dikkatimi çeken nokta, insanların daha rahat yaşama isteğinden önce kendilerine bir amaç bulmalarıydı. Günümüzde başarı genellikle para, teknoloji veya güçle ilişkilendirilirken kitapta bunların hepsi ikinci planda kalıyor. Önce düşünce değişiyor, sonra toplum değişiyor. Kitap boyunca anlatılan Finlandiya bazen gerçek bir ülkeden çok bir fikir gibi duruyor. Yazarın amacı sadece bir ülkeyi tanıtmak değil, okuyucuya "Siz neden aynısını yapmayasınız?" sorusunu yöneltmek. Bu yüzden kitabı okurken bazı yerlerde Finlandiya'yı değil, aslında başka toplumlara verilmek istenen mesajları okuduğumu hissettim. Bence kitabın en ilginç tarafı da burada ortaya çıkıyor. Kitap bir başarı hikâyesi anlatıyor gibi görünse de aslında başarıdan çok zihniyet üzerinde duruyor. Çünkü anlatılanlara bakıldığında değişimi sağlayan şey büyük keşifler ya da olağanüstü insanlar değil; sıradan insanların sıradan olmaktan memnun kalmaması. Genel olarak Beyaz Zambaklar Ülkesinde, Finlandiya'nın geçmişinden çok bir yazarın toplumlara dair hayalini anlatıyor. Bu yüzden kitabı bitirdiğimde aklımda kalan şey tarihî bilgiler değil, yazarın satır aralarında kurmaya çalıştığı ideal toplum fikri oldu. İyi okumalar.
İnceleme
Beyaz Zambaklar ÜlkesindeGrigory Petrov · Nilüfer Yayıncılık · 2017124,5bin okunma