Sınır Koyma...
Puan vermedi·448 syf.·
2026 15. kitabı
Peki nedir bu sınır koyma programı ? Kitabın ana temasını oluşturan sınır koyma programı, uyumlu öğrenciler, tarafsız gözlemciler, inatçılar olmak üzere tüm öğrencilerde etkili, kanıtlanmış, araştırmaya dayalı bir sınıf yönetimi sistemidir. (syf,10) Okullarda maliyeti en aza indirmek, tutarsızlıkların önüne geçmek, kuralların net çizilmesi, öğretmen ve öğrenci rollerinin kesin olarak belirlenmesi, yapılandırmacılığa dayalı demokratik anlayış, öğrencilere uygun olmayan eğitim programlarının rafa kaldırılması gerekliliği gibi konular detaylı ve ayrıntılarıyla kitap içerisinde ele alınmaktadır. Bütün bu konulara değinirken aslında en önemli kilit noktanın sınıf yönetimi olduğu ve ihmale gelemeyecek kadar önem arz ettiği sıklıkla vurgulanmıştır. Kitap içerisinde sınıfta sınır koyma üzerine binlerce öğretmen ve anne- baba tarafından denenmiş başarılı bir şekilde uygulanmış durumlar ele alınırken tüm bunlar gelişimsel ve sistematik olarakta açıklanmaktadır. Eğitimci gözüyle baktığımızda teorik anlamda bildiğimiz ama uygulama da sıkıntılar yaşadığımız şu dönemlerde az da olsa ışık tutması dileği ile...
Sınıfta Sınır KoymaRobert J. Mackenzie · Yakamoz Yayıncılık · 202417 okunma
DEHB hakkında 6 kitap okudum. İşte öğrendiklerim
Puan vermedi
Yaklaşık 2 aydır edebiyatı, felsefeyi biraz kenara bırakıp Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu, yani DEHB üzerine çalışıyorum. Çünkü işimiz gereği zaten insan davranışlarını anlamaya çalışıyoruz. Ve fark ettim ki Dikkat Eksikliği Bozukluğu, bazı davranışların nedenini açıklamada düşündüğümden çok daha önemli bir yere sahip. O yüzden bu konuyu gerçekten derinlemesine öğrenmek istedim. Bu süreçte okuduğum ve hakikaten güzel olduklarını düşündüğüm kitaplar şunlar; belki siz de okumak istersiniz. DEHB Hakkında Her Şey Dikkat Eksikliği Bozukluğu DEHB ile Yaşamak DEHB ile Baş Edebilme Dağınık Zihinler DEHB’li Çocuklar İçin 50 Aktivite DEHB, DEB, ADHD gibi bir çok ismi var ben söylenmesi kolay olsun diye bu videoda genelde Dikkat Eksikliği Bozukluğu yani D-E-B, deb olarak söylemeye çalışacağım. D-E-H-B çok uzun geliyor. Bu kitapları okuduktan sonra ne anlatmak istediğime karar vermem gerekiyordu. Baktım bu konu ile ilgili güzel içerikler var mı diye. Hakikaten yaklaşık 4 yıldır, psikoloğundan, psikiyatrına, çok kıymetli insanların çok güzel içerikleri vardı youtube’da. Düşündüm ve daha iyisini yapamayacaksam aynı şeyleri anlatmamın bi faydası yok dedim. Genel bir DEB Nedir, belirtileri nelerdir videosu yerine, ben DEHB hakkında neler öğrendim. Bu süreç bana neler kattı bunun videosunu yapmayı uygun gördüm. Seneca videomda da bu şekilde yapmıştım. . İlk fark ettiğim şey, çocuklara verilecek dikkat eksikliği tanısının kahredici hissedilmesi, yetişkinlerde ise bi rahatlamaya sebep olmasıydı. Yani ailelere çocuğunuzda dikkat eksikliği olabilir dediğimizde, kabul edememe, kabul etse bile yoğun bir üzüntü ile karşılaşırken; yetişkinlerde dikkat eksikliğin olabilir dediğimizde rahatlama ile karşılaşıyoruz. Bence bunun da sebebi, tanıdan sonra, aileler ne ile
İnsan ve Toplum
Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB) ile Baş EdebilmeRussell Barkley · Palme Yayınevi · 202114 okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
8/10
·256 syf.·
2025 10. kitabı
1. Okuma: 2024 Ramazan / 11 Mart - 9 Nisan 2. Okuma: 2025 Ramazan / 1 Mart - 29 Mart 3. Okuma: 2026 Ramazan / 19 Şubat - 19 Mart Bu kitabı ilk defa 2024 yılının Ramazan ayında 1k da toplu okuma etkinliğinde tanıdım ve listeme aldım. Ondan sonra da 2 yıldır her Ramazan ayında bilgilerimi tazelemek adına gözden geçirmeye başladım. 30 Günde Manevi Devrim kitabı Halid Ebu Şadi tarafından kaleme alınmış, Ramazan ayını sadece ibadet yoğunluğu olarak değil, bir dönüşüm süreci olarak ele alan dikkat çekici bir eserdir. Kitap, başlığından itibaren iddialı bir vaatte bulunur: 30 Günde Manevi Devrim Aslında bu ifade kitabın bizlere vereceği temel manayı açıkça ortaya koymaktadır. Kitap yaklaşım olarak Parçalı Değil, Süreç Odaklı İbadet i ele alarak aktarmakta ve her günün bir temaya ayrılması Ramazan ayını gün gün inşa edilen bir karakter eğitimi programı olarak ele alınması gerektiğini bizlere sunmaktadır. Bu kitap, ibadetleri sadece yapılacak görevler olarak değil, ahlâkî dönüşümün araçları olarak konumlandırıyor. Kitabın günlere bölünmüş yapısı, aslında modern psikolojideki alışkanlık inşası (habit formation) modeline oldukça yakındır. Her gün tek bir odak belirlenmesi: dikkat dağınıklığını azaltır, içselleştirmeyi kolaylaştırır, davranışı tekrar yoluyla kalıcı hale getirir. Özellikle: Bıkkınlık (11. gün), İrade (10. gün), Havf (korku) (29. gün) gibi başlıklar, insanın iç dünyasını hedef alan bir yaklaşım sergilemektedir. Bu yönüyle de kitap, sadece ne yapmalıyım? sorusuna değil, neden yapamıyorum? sorusunun da cevabını bizlere sunmaktadır. Kitapta yer alan bazı kavramlar, doğrudan tasavvufî eğitim modelini bizlere hatırlatmaktadır. Murakabe (24. gün) → Allah’ın huzurunda olma bilinci, Rıza (19. gün) → __İlahi takdire gönül
30 Günde Manevi DevrimHalid Ebu Şadi · Nida Yayınları · 2021779 okunma
Yüce Dava:
10/10
·254 syf.··
2026 41. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 13 Mart 2026 12:28
"Türkçülük, Türk milletini yükseltme mefkuresidir." Ziya Gökalp Türkçülüğün Esasları Türkçülük kavramını mahiyeti ve programı açısından öğrenmek için başvurulabilecek temel eserlerden biridir. Gökalp'e göre Türkçülük, Türk milletini dil, kültür, ahlak ve ülkü birliği içinde güçlendirme düşüncesini içeren yüce bir davadır; kitabında Türkçülük kavramını etnik olarak değil, kültürel, ahlaki, sosyal ve siyasi olarak açıklar. Bu nedenle, milli kültürün korunması, Türkçenin sadeleştirilmesi, halkın değerlerine yönelinmesi ve toplumun eğitim, aile, ahlak, hukuk, sanat ve ekonomi gibi alanlarda güçlendirilmesi gerektiğini savunur.
1000Kitap
Türkçülüğün EsaslarıZiya Gökalp · Ötüken Neşriyat · 20227,8bin okunma
Puan vermedi·200 syf.··
2026 5. kitabı
Biraz uzun bir rapor olacak Bana kalırsa bu kitabı okumadan önce Cumhuriyet öncesi, Cumhuriyet dönemi ve genel Türk tarihi hakkında biraz bilgi sahibi olmak gerek çünkü olaylar ve fikirler örnek olarak kullanılmış ama çoğunda açıklama yapılmamış tek bir konuya değinilmemiş din milli bilinç psikoloji felsefe bu da aslında ziya Gökalp’in bulunduğu dönemin kültürel şartları sunulan eğitim imkanları ve genel halk zihniyetinin tam tersi olarak ne kadar aydın birisi olduğunu gösteriyor ama bununla beraber kitap yazılırken çok fazla da araştırılma yapılmış dipnotlar verilmiş aslında bu saydıklarım kim olursa olsun yazarı ve kitabı çok daha güvenerek içimiz rahat bir şekilde okumamızı sağlıyor Katılmadığı bazı noktalar var tabii açıkçası mesela benim elimdeki baskıda sayfa 159’da (estetik Türkçülük bölümü) şöyle bir cümle geçiyor: halkın hoşlanmadığı ölçüler hece tarzında olsa bile milli ölçülerden sayılamaz. Bu cümle bence bir millete kendi kültürlerini seçebilme konusunda çok fazla özgürlük veriyor bu her zaman iyi olmayabilir sonuçta her milletin geçmişten günümüze kadar gelen belirli bir kültürü vardır gelenekleri vardır tabii ki her şeye koru körüne bağlı kalınamaz onca zamana rağmen her şey tabii ki aynı kalamaz ama sevmediğimiz bir şeyi de kendi kültürümüzden saymamak biraz nankörlük gibi geliyor bana açıkçası kaldı ki çok yakın zamanda bunun böyle olmaması gerektiğini açıklayan bir örnekle de karşılaştık yabancı bir gazeteci Türkiye cumhuriyeti cumhurbaşkanının Amerika tarafından esir alındığı şeklinde bir fotoğrafı şaka yaptım adı altında paylaşmıştı ve bütün Türkiye yani Cumhurbaşkanını seven ve sevmeyen herkes tek yürek olup onu savundu çünkü aslında burada dikkat etmemiz gereken şöyle bir nokta var orada savunulan kişi Türkiye Cumhuriyeti’nin cumhurbaşkanının şahsı
1000Kitap
Türkçülüğün EsaslarıZiya Gökalp · Ataç Yayınları · 20197,8bin okunma
Puan vermedi·256 syf.··
Beğendi
·
2026 6. kitabı
·
13 günde okudu
·
Okunma: 26 Şubat 2026 12:55
Kitap Doğu Türkistan'daki Müslüman Uygurların karşı karşıya bulunduğu dramı ve gerçekliği, geleceğe ve bizden sonraki nesillere bir kanıt ve kayıt bırakmak amacıyla yazılmış. Gulca, Kaşgar, Yarkent, Hoten, Urumçi ve Turfan şehirlerinde yaşananları bizzat gören birinden okumak çok kıymetli. Taha Kılınç'ın arkadaşı ile beraber yaptığı bu yolculukta Müslüman Uygurların Çin baskısı sebebiyle ne derecede asimile oldukları ve kimilerinin tüm o tehditlere rağmen hâlâ kalplerinde İslam'ı canlı tuttuklarına şahitlik etmiş oluyoruz. Yıkılan camiler, her yerde yüz ve retina tarayan kameralar, turistik yer olarak sunulan camilerin içerisine ekstra yerleştirilen kameralar, "aile olmak" programı, namaz, kıyafetler, yüzler, ifadeler, İslam'sız ve ailesiz büyümeye zorlanılan çocuklar, eğitim kamplarında asimile edilen gençler ve daha nicesi. Bunlar yalnızca Müslüman Uygurların maruz kaldıkları. Bir de yazar ve arkadaşının karşılaştıkları engellemeler, sorgulamalar var ki insan oradaki Müslümanların hissettiklerini tahayyül bile edemiyor. Hissizlik, donukluk, soğukluk, tahammülsüzlük, aşağılık, zorbalık.. Çin'in çağrıştırdığı kelimelerin bazısı. Çin her ne kadar camileri yıkıp minareleri tıraşlayarak sokakları silinen bir hafızaya dönüştürmeye çalışsa da netice yalnızca hüsran ve mağlubiyettir. Halklara acıdan başka bir şey getirmeyen ve devletlerin sadece gücünü tüketen bu kavganın kazananı yine İslam olacaktır. Okurken içimin acıdığı ve şükrü eda edilemeyecek bir nimet olan özgürlüğün kıymetini daha iyi anladığım bir kitap oldu.
Din
Kayıp Coğrafyanın İzindeTaha Kılınç · Ketebe Yayınevi · 20251,120 okunma