Puan vermedi·80 syf.··
2026 25. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 18 Mayıs 2026 11:11
Kitabı Hitlerin Nazi Almanyası’nda kadınlara biçtiği rolü anlamak ve Hitlerin kadınlara bakış açısı hakkında fikir edinmek için okudum. Kavgam kitabında sık sık övdüğü biridir Arthur. Gerçekten çok yararı oldu okumamın. Hitler neredeyse direkt olarak katılıyor Arthurun görüşlerine. Hem hayat hem ilişkiler hem siyaset hepsinde kadının yerini bu adamın düşüncelerinden yola çıkarak belirliyor temel olarak. Tabiki kendi görüşleride var. Durumun anlaşılması için Hitler's Table Talk kitabından bir alıntı bırakacağım. Aşka ve Kadınlara Dair (Aşkın Metafiziği) kitabını okuyan arkadaşlar ne kadar paralellik gösteren düşünceler olduğunu hemen anlayacaktır. 26 Ocak 1942 Akşamı “Siyasetle uğraşan kadınlardan nefret ederim. Hele ki bu uğraşları askerî mevzulara kadar uzarsa iyice katlanılamaz bir hâl alır. Partinin hiçbir yerel bölümünde kadınların en ufak bir makam sahibi olmaya hakkı yoktur. Bu sebeple sık sık kadını yalnızca çocuk doğuran bir makine ya da eğlence olarak gören kadın düşmanı bir parti olduğumuz söylenir. Bu kesinlikle doğru değil. Gençlerin eğitimi ve hayır işleri alanında kadınlara büyük bir önem atfederim. 1924'te siyasete ilgi duyan kadınlarda ani bir artış gördük. Frau von Treuenfels ve Frau Mathilde von Kemnitz, Reichstag'a katılmak istediler. Onlara parlamentoda tartışılan konuların %90'ının, onların dikkate değer bir görüş bildiremeyeceği, erkeklere mahsus mevzular olduğunu söyledim. Bu bakış açısına isyan ettiler ama şunları söyleyerek çenelerini kapattım: "Benim kadınları tanıdığım kadar erkekleri tanıdığınızı iddia edemezsiniz." Bağıran bir adam hoş bir görüntü vermez ama bağıran bir kişi kadınsa ortaya çıkan sonuç akıllara ziyan olur. Ciğerlerini ne kadar çalıştırırsa sesi o kadar tizleşir. İşte orada saçını başını yolmaya hazır, tüm pençelerini çıkarmış... Uzun lafın kısası, kadınların
Tarih
Aşka ve Kadınlara Dair (Aşkın Metafiziği)Arthur Schopenhauer · Say Yayınları · 202016,8bin okunma
'Kendinizi dizginleme kaslarınızı güçlendirin.'
Puan vermedi·320 syf.··
2026 50. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 28 Haziran 2026 02:51
Hikâye 9 ay kıştan sonra sürekli evde olmaktan sıkılmış annemin bütün arkadaşlarını aramamla ve tek tek evlerinden alıp onları pikniğe götürmemle başlıyor. Yaş ortalaması yetmiş, rüzgar çıkınca olası firelere engel olmak için taşıdığım şallar da cabası :) Sonuç kikir kikir gülüşlerle ve -olmazsa olmaz- yaşaran gözlerle müthiş bir grup terapisi... Sözü edilen yaşamlara hiç bir kitapta denk gelemeyeceğimi, hiç bir anlatımın bu kadar keyif veremeyeceğini çok iyi biliyorum. Çünkü hâlâ içinde olduğumuz bu zihin bulanıklığına bulaşmamış, şanslı, ender, narin ve gerçekler... İnternetle tek bağları, gelen Cuma mesajlarında izledikleri videolar ve açabiliyorlarsa whatsapp görselleri, ses dosyaları, torunla torbayla görüntülü aramalar... Neyi kaybettiğimizi görmek isteyenlerin bunu tecrübe etmesini şiddetle tavsiye ederim. Onlardaki yaşam soluğu kimsede yok, maalesef artık dahasını istemekten başka bir şey düşünemeyen çocukları da dahil ederek söyleyebilirim ki; onlarda eksilmeyen bir şeyler var. Çocukların ve torunların ahvalini anlayamayacak kadar duru ve anlamlı bakıyorlar hâlâ... Matt Haig internetin bize neleri getirdiğini ve bizde nasıl etkiler bıraktığını güzel izah etmiş. Bir psikoloji kitabı değil ama kendi psikolojik sorunlarını adım adım içtenlikle anlatıyor olması, kısmen bir vaka incelemesine dönüştürmüş eseri. Öneriler de oldukça mantıklı ve not edilesi. Yine de kendini kişisel gelişim kitaplarının, tekrara düşen, alıntılar ve mottolar defterine dönen, uzak doğu felsefesine ekmek banan atmosferinden kurtaramamış. Çok satanlar listesine giren kitaplardan uzak durmanın doğru bir karar olduğunu bir kez daha anlamış bulunuyorum :) Yaşadığı ağır depresyonun, ekran başında geçirdiği süreyle ilişkisini çok iyi kavramış ve an an bunu aktarabilmiş olması okura çok şey
Kişisel Gelişim
Nevrotik Bir Gezegenden NotlarMatt Haig · Domingo Yayınevi · 20191,724 okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
9/10
·48 syf.··
2026 11. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 27 Haziran 2026 20:26
Yunus Çinçin öğretmenimizin kaleminden çıkan Faça, yedi öyküden oluşan; mahalle kültürünü, arabesk dünyasını, sıradan insanların hayatlarını ve toplumsal çürümeyi samimi, akıcı ve yer yer ironik bir dille anlatan dikkat çekici bir öykü kitabıdır. Yazar, günlük yaşamın içinden seçtiği karakterler aracılığıyla yalnızca bireysel hikâyeler kurmakla kalmaz; şiddet, yozlaşma, fanatizm, çaresizlik, psikolojik yalnızlık ve insan ilişkileri üzerine de düşündürür. Her öykü kendi içinde bağımsız bir anlatı sunsa da, tamamı aynı toplumsal iklimi besleyen ortak bir ruh taşır. Sade dili, canlı diyalogları ve çoğu zaman beklenmedik finalleriyle okuru hem merak içinde bırakır hem de yaşananların ardındaki toplumsal gerçekleri sorgulamaya davet eder. Aşağıda, Faça'da yer alan yedi öykünün kısa değerlendirmeleri yer almaktadır. 1 .BABA KONSER Bu öykü, yalnızca bir konser gecesini anlatmıyor; 1990'lı yılların arabesk kültürü etrafında oluşan fanatizmi, şiddeti ve çıkar ilişkilerini de gözler önüne seriyor. "Baba Konser", arabesk kültürünü değil; fanatizmin, fırsatçılığın ve toplumsal bilinçsizliğin insanları nasıl felakete sürüklediğini anlatan etkileyici ve düşündürücü bir öyküdür. Finali ise okuru şaşırtarak, görünen kaosun arkasındaki çıkar düzenini ortaya koyması bakımından oldukça başarılıdır. 2 .Koprolali ilk öyküde olduğu gibi bireysel bir olayın çok ötesine geçerek toplumdaki çürümenin izini sürer. Koprolali, yalnızca bir bıçaklanma hikâyesi değil; şiddetin gündelikleşmesini, empati eksikliğini ve toplumsal duyarsızlığı sert ama etkileyici bir dille eleştiren güçlü bir öyküye dönüşür. 3. HASNİYE Hasniye öyküsünde, müşteri sayısı giderek azalan gazinosunu ayakta tutmaya çalışan Lolo Ahmet'in çaresizliği merkeze alınır. Yazar, tesadüfleri ve ironiyi kullanarak eğlence dünyasının
FaçaYunus Çinçin · Artshop Yayıncılık · 20262 okunma
Puan vermedi·96 syf.··
2026 4141. kitabı
Müzik öğretmeni olmamın da etkisiyle bu kitabı büyük bir merakla okudum. Özel eğitim üzerine yazılmış birçok kaynak teknik bilgilerle dolu olsa da, Özel Eğitimin Melodisi akademik yönünü korurken diliyle okuyucuyu yormayan, teoriyi uygulamayla buluşturmayı başaran bir eser olmuş. Kitabın en sevdiğim yanı, özel eğitimi yalnızca tanılar ve sınıflandırmalar üzerinden anlatmamasıydı. Her bireyin farklı öğrenme biçimine sahip olduğunu, müziğin ise bu farklılıkları kucaklayan güçlü bir araç olduğunu çok güzel hissettiriyor. Özellikle ritmin, melodinin ve hareketin sadece eğlence amacı taşımadığını; dikkat, hafıza, iletişim becerileri, motor gelişim ve sosyal etkileşim üzerinde ne kadar etkili olabileceğini bilimsel temellere dayandırarak açıklaması oldukça değerliydi. Yazarın otizm, Down sendromu, öğrenme güçlüğü, DEHB ve diğer özel gereksinim alanlarına değinirken kullandığı kapsayıcı ve saygılı dil de dikkatimi çekti. Konuya hâkim olduğu her satırda hissediliyor. Nöromüzikolojiyle ilgili bölümler ise müziğin beynimizde nasıl çok yönlü bir etki oluşturduğunu anlaşılır bir şekilde aktarıyor. Akademik bir kitap olmasına rağmen sıkıcı bir anlatıma sahip olmaması benim için önemli bir artıydı. Bu kitap bana bir kez daha müziğin yalnızca notalardan ibaret olmadığını; doğru kullanıldığında iletişimin, gelişimin ve umudun dili hâline gelebildiğini hatırlattı. Özel eğitim alanında çalışan öğretmenler, müzik eğitimcileri, aileler ve bu alana ilgi duyan herkesin kütüphanesinde bulunması gereken, hem bilgilendirici hem de ilham veren bir kaynak olduğunu düşünüyorum. Okurken birçok sayfanın altını çizdim ve mesleki açıdan bana yeni bakış açıları kazandırdığı için keyifle tamamladım.
Özel Eğitimin MelodisiKübra Akev · Baraka Kitap · 20252 okunma
10/10
·864 syf.··
2026 97. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 26 Haziran 2026 14:37
Selamlar. Kitaplığımda ki okumadığım kitapları bitirmek adına başladığım serüvende bugün ki eşlikçimle geldim. Baştan söyleyeyim acayip minnoş bir yazarı var. Ara ara kitapla ve karakterlerle alakalı dedikodu yapmak bana çok iyi geldi. Gelelim konumuza! Asude bir mağazada satış görevlisi olarak çalışıyor. Aslında kendisi veterinerlik mezunu ama malum ülkemizde üniversite bitirmek yeterli bir kaide sayılmıyor artık. Ancak o halinden memnun. Çünkü annesi ve babasıyla Çanakkale'de azıcık aşım kaygısız başım, sağlıklı ve mutlu bir hayatı var. Ta ki babasının son dönem ki durgunluğuna kadar. Bu durgunluğun sebebini öğrendiklerinde ortalık baya karışıyor. Babası amcası için kefil olmuş ve borçlar almış başını gitmiş. Yılların emeği ile alınmış evde tehlikede. Asude iş yerinde arkadaşına bu durumu anlatırken çarşıda birkaç kez gördüğü o adam da bunları duymuştu. Savaş evlenmek istemiyor ama babaannesinin de dayatmalarına artık dayanamıyordu. Asude'ye bir teklifte bulundu. Kaçınılmaz ve bayıldığım o klişe ortaya girdi. Anlaşmalı evlilik! Kitapta resmen Asude ve iç sesleri beni krize soktu. Asude'nin halasından ve amcasından ivedilikle nefret ettim. Tamam. Maalesef her ailede böyle akrabalar vardır ama bunlar çok ekstraydı ya! Melike hepimizin aradığı ama çoğumuzun bulamadığı o mantık tarafımızın konuştuğu arkadaştı. Ben bu kızdan razıyım. Savaş ile alakalı kararı mı sayfalar ilerledikçe şekillendi diyebilirim. Çünkü başlarda evlenmek için daha doğrusu evlenmemek için kurduğu sebepler bana pek mantıklı gelmemişti.Ancak ileriki sayfalarda ailesine karıştıkça ve anne - baba durumunu öğrenince bir taşlar yerine oturdu. Çünkü kitabın başından beri Savaş Ali'nin anne ve babası ile alakalı bir bilinmez vardı. Ayrıca Sinop'a yani savaşın ailesinin yanına gittiklerinden sonra kitapta
1000Kitap
GönülçelenOrenda · Lapis Kitap · 202625 okunma
Puan vermedi·128 syf.··
2026 45. kitabı
Amerika’nın Büyük Buhran dönemini, eğlence üzerinden para kazanmak için insanların nasıl sömürüldüğünü Robert ve Gloria karakterleri üzerinden okuyoruz. Robert, film sektöründe başarılı bir yapımcı olmayı hayal ederken, Gloria ise daha büyük rollerde yer almak istemektedir. Ancak yaşadıkları ekonomik sıkıntılar nedeniyle, para kazanabilmek için bir dans maratonuna katılırlar ve bu yarışta birinci olmaya çalışırlar. Fakat süreç oldukça yıpratıcıdır ve tüm bu zorlukların yanında Gloria’nın da olumsuz bakış açısı ve sivri dili Robert’ın yaşam enerjisini de giderek tüketir. Zaten dans maratonu ilerledikçe katılımcılar günlerce, hatta haftalarca durmadan dans etmekten yorgun düşerken süreç fiziksel bir yarış olmaktan çıkıp giderek psikolojik bir işkenceye dönüşür. Gloria'nın zaten bozuk olan sinirleri iyice çıkmaza girer. Son sahnede Gloria'nın zorlamasıyla bilinçsizce hatta bir anlık gafletle yaptığı hata yüzünden suçlanan Robert durumu çocukluğunda yaşadığı travmatik bir anıyla açıklar. Roman, akıcı dili sayesinde hızlı okunuyor ancak etkisi uzun süre hissedilen bir roman değil ben bu tarz romanlar çıtır çerez diyorum sabah başlayıp gece yarısı olmadan bitecek türden. #atlarıdavururlar #horacemccoy
Atları da VururlarHorace McCoy · Dedalus Kitap · 2026125 okunma