Eylül

Eylül
@ehkayar
Gaziantep
27 okur puanı
Eylül 2024 tarihinde katıldı
@ehkayar·
·
sabitlendi
Oysa herkes öldürür sevdiğini, Bunu böyle bilin, Kimi hazin bir bakışla öldürür, Kimi latif bir sözle, Korkaklar öperek öldürür, Yürekliler kılıç darbeleriyle! Kimi gençken öldürür sevdiğini, Kimi ihtiyarken; Kimi şehvetli ellerle boğar, Kimi sevdiğini altına boğar: Merhametlisi bıçağını savurur, Çünkü böyle ölen çabuk soğur. Kimi az sever, kimi çok, Kimi alır, kimi satar; Kimi öldürürken gözyaşı döker de, Kimi gözünü bile kırpmaz: Çünkü herkes öldürür sevdiğini, Ama herkes öldürdü diye ölmez.
Şiir
Reklam
Gün olur
Gün olur, alır başımı giderim, Denizden yeni çıkmış ağların kokusunda. Şu ada senin, bu ada benim, Yelkovan kuşlarının peşi sıra. Dünyalar vardır, düşünemezsiniz; Çiçekler gürültüyle açar; Gürültüyle çıkar duman topraktan. Hele martılar, hele martılar, Her bir tüylerinde ayrı telaş!... Gün olur, başıma kadar mavi; Gün olur başıma kadar güneş; Gün olur, deli gibi...
Hatırlıyor musun? Çok yakışırdın yanıma. Belki de en çok sen yakışmıştın. Kızıyorum sana, özellikle geceleri. Niye geceleri diyeceksin, çünkü sabahları hep bir koşuşturma hali, gelmiyorsun aklıma. Geliyorsun ama, anca radyoda " o şarkı" çalarsa. O bile çalmıyor artık... Belki şarkılar bile bizi ayırmaktan yana kullanıyor hakkını. Bilmiyorum ama çok kızıyorum sana. Niye kızıyorum değil mi? Dün ‘tam benlik' diye giydiğim kazağı bile ihtiyacı olan birine verdim. Dün " beni anlatıyor." diyerek dinlediğim şarkıyı bugün radyoda yine duyduğum da frekansı değiştirdim. Halbuki ne çok severek giymiştim o kazağı, ne çok huzurla dinlemiştim o şarkıyı, seni de ne çok sevmiştim. Belki sen de öyleydin. Nedenden bedene gezdin, ruhtan ruha. Belki o zamanlar benim sana ihtiyacım vardı. Belki bugün başkasının ilacı oluyor, onu ısıtıyor, onu dinliyor, ona yakışıyorsun. kızmıyorum... Nasıl kızayım? İnsan sevmediği yemeği bile sırf sağlıklı diye zorla yediğinde sinirli oluyor. Sana nasıl zorla, "beni sev" diyebilirim? Kızmıyorum artık... Anladım ki insan kızmadığında özlemeye başlıyormuş meğer. Ne güzel insansın, yanımda yokken bile bir şey daha öğrettin bana. Arda Erel
Eylül’dü
Dalından kopan yaprakların Sararan yanlarına yazdım adını Sahte bir gülüşten ibarettin oysa. Ve hiç bilmedin ellerimin soğuğunu. Eylül’dü. Di’li geçmiş bir zamandı yaşadığımız Adımlarımızın kısalığı bundandı Bundandı gözlerimin durgunluğu. Sarı sıcak cümlelerde sözün kadar yalan, Ellerin kadar ıssız, Sen kadar zamansız molalar veriyordum Ve çocuksu bir bencillikti hüznümüz. Eylül’dü. İzlerini çizdiği zaman ansızın gidişin, Şimdi yoktu bi anlamı suskunluğun. Çırılçıplak kalakaldım sessizliğinin orta yerinde. Sonra sesime yankı vermeyen uçurumlar kıyısında yürüdüm bir zaman En çok sesini aradım. Gözlerinse asılı bıraktığın yerdeydiler hâlâ. Gözlerini sildi zaman.. Dedim ya… Eylül’dü. Savruluşu bundandı kimsesizliğimizin. Cemal Süreya
Şiir
ben eylül sen haziran
Bir eylüldü başlayan içimde Ağaçlar dökmüştü yapraklarını Çimenler sararmıştı Rengi solmuştu tüm çiçeklerin Gökyüzünü kara bulutlar sarmıştı Katar gidiyordu kuşlar uzaklara Deli deli esiyordu rüzgar Dağılmıştı yazdan kalan ne varsa Yaşanmamış bir mevsim gibiydi bahar Neydi o bir zamanlar Sevmişliğim, sevilmişliğim O heyheyler, o delişmenlikler neydi Ne bu kadere boyun eğmişliğim Ne bu acıdan korlaşan yürek Ne bu kurumuş nehir; gözyaşım Önümdeki diz boyu karanlıklar da ne Ne bu ardımdaki kül yığını; elli yaşım Beni kötü yakaladın haziran Gamlı, yıkık eylül sonuma Bir ilk yaz tazeliği getirdin Masmavi göğünle Cana can katan güneşinle Pırıl pırıl engin denizinle girdin içime Çiçekler açtı dokunduğun Çimler büyüdü yürüdüğün Ve güller katmer oldu güldüğün yerde Başımda senin kuşların kanat çırpıyor şimdi Oldurduğun yemişlerin ağırlığından Dallarım yere değiyor Güneşi batmadan saçlarının
Şiir
Reklam