Hakan Özer

Hakan Özer
Kitaplar güzeldi. Büyük laflar etmek eşsizdi. Kitaplarda yazılanları paylaşmak... yetmiyordu. Bir sigara daha yaktı. Daldı karanlığa. Yazyalnızı - İki Deli Derviş Behçet Çelik
Saçları gözlerini örtüyordu. (Yeri gelmişken belirteyim, saç burada çok önemli. Kıyafetler kadar değil elbette, ama ona yakın. İnsanlar için saç, başlarından çıkan ipliksi biyomalzemeden çok daha fazlası. Her türlü toplumsal göstergeyi taşıyor, ancak o sırada bu göstergelerin çoğunu çözümleyemiyordum.)
Sayfa 91 - Birinci Bölüm Topladım gücümü elime, Karanlık madde·Kitabı okudu
Alıntı
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
"Annen ihtiyacın olan sevgiyi sana vermemiş hiç. Sütü olmayan bir memeyi emeceksin sonsuza kadar. Bu yüzden dünyanın seni tanımasını istiyorsun. Çok büyük bir adam olmak istiyorsun."
Sayfa 89 - Birinci Bölüm Topladım gücümü elime, Şan ve şöhret·Kitabı okudu
"Sadece para değil," diye devam etti. "Seni şöhret motive ediyor. Ego. Adın her yerde yazsın istiyorsun. Andrew Martin. Andrew Martin. Andrew Martin. Her Wikipedia sayfasına çıkmak istiyorsun. Einstein olmak istiyorsun. Sorun şu ki Andrew, sen hâlâ iki yaşındasın." Kafam karıştı. "İki yaşında mıyım? Mümkün mü bu?" "Annen ihtiyacın olan sevgiyi sana vermemiş hiç. Sütü olmayan bir memeyi emeceksin sonsuza kadar. Bu yüzden dünyanın seni tanımasını istiyorsun. Çok büyük bir adam olmak istiyorsun."
Sayfa 89 - Birinci Bölüm Topladım gücümü elime, Şan ve şöhret·Kitabı okudu
Alıntı
Asal sayılar insanları basbayağı delirtiyordu çünkü bu konuda çözemedikleri çok fazla şey vardı. Asalların yalnızca bire ve kendilerine bölünebilen tam sayılar olduğunu biliyor, fakat bu noktadan sonra bin bir soruyla baş başa kalıyorlardı. Mesela bütün asalların toplamının bütün sayıların toplamıyla aynı olduğunu biliyorlardı, ikisi de sonsuzdu. Bu da bir insan için çok şaşırtıcı bir gerçekti çünkü pek tabii ki sayıların sayısı, asal sayıların sayısından çok daha fazla olmalıydı. Bu gerçekle yüzleşmek onlar için öyle imkânsızdı ki içlerinden bazıları iyice kafa yorduktan sonra ağzına bir silah dayayıp tetiği çekerek beynini dağıtmayı tercih etmişti. İnsanlar asalların Dünya'nın havasına çok benzediğini de kavramıştı. Ne kadar yükseğe çıkarsanız hava da asallar da o kadar azalıyordu. Örneğin 100'ün altında 25 tane asal varken, 100'le 200 arasında 21, 1000'le 1100 arasındaysa sadece 16 tane vardı. Öte yandan, havanın aksine, sayılarda ne kadar yukarı çıkarsanız çıkın etrafta hâlâ asallara rastlayabiliyordunuz. Örneğin 2097593 asal sayıydı ve bu sayıyla, mesela, 4314398832739895727932419750374600193 arasında milyonlarca başka asal vardı. Yani asal sayıların atmosferi sayısal dünyayı kaplıyordu. Ancak insanlar asalların görünürdeki rastgele örüntüsünü açıklamakta güçlük çekiyordu. Asallar giderek azalıyordu, ama insanların akıl erdirebildiği şekilde değil. Bu durum onları derin bir hüsrana uğratıyordu. Eğer bu problemi çözebilirlerse her konuda ilerleyebilirlerdi çünkü asal sayılar matematiğin, matematik de bilginin kalbiydi.
Sayfa 80 - Birinci Bölüm Topladım gücümü elime, Asallar·Kitabı okudu
Alıntı
Bernhard Riemann hakkında biraz daha bilgi edindim. On dokuzuncu yüzyılda yaşamış ve acı verici ölçüde utangaç biri olan bu Alman dâhi erken yaşlardan itibaren sayılar konusunda olağanüstü bir yetenek sergilemiş, ama sonra matematik kariyerine ve yetişkinliği boyunca yakasını bırakmayan sinirsel çöküntülere yenik düşmüştü. Sonraları bunun insanların sayısal kavrayışla yaşadıkları temel problemlerden biri olduğunu keşfedecektim, insan türünün sinir sistemi sayıları kaldıramıyordu.
Sayfa 80 - Birinci Bölüm Topladım gücümü elime, Asallar·Kitabı okudu
Alıntı