'71'liler yenildiler… Yenilebileceklerini de hiçbir zaman unutmadılar. Emperyalizme karşı darağaçlarında, dağ başlarında, sokaklarda ölürlerken "Öldükleriyle Kalmayacakları"nı çok iyi biliyorlardı. Asıl küçük-burjuva maceracıları, askersel darbelerde çözüm arayanlar olmuşlardır. Onlar yaşamlarını sürdürüyorlar… Bir zamanlar radikal subayların darbe ideologluğunu yapmış olanlar bugün ilerici görünümlerini yitirmemeye çalışarak 12 EyIül'ü, "bir iç savaşı önlediği için" selamlamaktadırlar.
"Özgür Tutsak" notlarımdaki 22 Kasım 1985 tarihli yazımı hiç değiştirmeden onlara ithaf ediyorum:
"12 Mart 1971 generaller muhtırasının nasıl verildiğini, hangi generallerin, kurmay albayların haksızca emekli edildiğini, içlerinden hangilerinin Ziverbey köşkünde sorguya çekildiğini, tüm bu acımasız haksızlıklar üstüne günlerdir Cumhuriyet gazetesinde çarşaf çarşaf açıklamalar, tartışmalar yapan sayın yazar Uğur Mumcu, hava kuvvetleri kumandanı muhtıracı Orgeneral Muhsin Batur ve emekli general Celil Gürkan'a:
Ben gidip görmedim, adını duydum ilk kez: Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan, Hüseyin İnan 12 Mart muhtırasından sonra asılıp oraya gömüldüklerinde; mezarlığın adı Ankara Karşıyaka Mezarlığı.
Görenler anlattılar, kendisiyle konuşan yakın bir tanıdığım anlattı: Dini bayramlarımızda halkımız önce sabahtan mezarlıkIara gider; ölmüş büyüklerini, tanıdıklarını, sevdiklerini ziyaret ederler. Bu yılın Şeker Bayramı'nın birinci günü, yani sizlerin 12 Mart Muhtırası'nı sözüm ona tartıştığınız günlerde, Ankaralılar ya da Ankara'nın Karşıyaka Mezarlığı'nda sevdiklerini gömmüş olanlar her zamanki gibi yine ellerinde çiçeklerle, ibriklerle, su testileriyle "can"larından aziz bildiklerini ziyarete geldiler. Yakınlarının, sevdiklerinin mezar başlarında dualarını ettikten, topraklarına sular