Steinbeck'le tanığım ilk eseri. Yalın, akan bir dili var. İçerisinden hiç beklemediğim muhteşem bir sadakat öyküsü çıktı. Ben satırları okurken sayfaları su gibi akan bir kitapla karşılaştım ve başından bi kaç sayfa okuyup yarım bıraktığım öyküyü bir oturuşta bitirdim. Hemde sonunda sicim gibi gelen gözyaşlarımla.. Okumanızı şiddetle tavsiye ediyorum, unutmayacağım kitaplardan biri olacak ve hikaye genel hatlariyla size bir Türk filmini hatırlatacak, hatta Arif diyeyim de bir ipucu ve merakınızda olsun. Keyifli okumalar.. :)
Güzel kitapların da verdiği değişik bir duygu var, okudukça okuyasın geliyor ama en kısa sürede bitiriyorsun. Bitsin istemediğin eserler oluyor ve en kötü yanı da çok sevdiğin kitabın çok kısa süre seninle olması ironisi :I
Oysa bir aşık, sevgilinin ay mı güneş mi olduğunu bilemese de, aklının bir oyunu mu, hayalinin bir çılgınlığı mı olduğunu kestiremese de, gözlerine her daim onun görüntüsü girdiği müddetçe aşık değil midir? Aşık olmak için maddi varlık şart mıdır?
İnsan hayatının tamamını dört duvar arasında geçirebilir. Kendisini tutsak olarak hissetmediği sürece tutsak sayılmaz. Ama kainatın sonsuz büyüklüğünü, milyonlarca yıldızı, galaksiyi görüp, onlara asla erişemeyeceğini bilen biri için koskoca dünya hapishaneden farksızdır.