Adını tam olarak hatırlayamıyorum ama 1984 kitabındaki "nefret saati" geldi aklıma. İnsanlar günün belli bir saatinde, cismi bile belli olmayan bir düşmana nefret kusuyorlar ve bu nefretle duygularına (vatanseverlik, Büyük Birader'e olan sevgi ve saygı, karşı tarafa karşı hissedilen hiddet ve küçümseme vs.) ve ideolojilerine olan bağlarını pekiştiriyor ve belki de kendilerini daha yenilmez ve güçlü hissediyorlar. Nefretin korkunç bir birleştirici gücü var cidden de.