eiivitsi

eiivitsi
@eiivitsi
Ev Okulu Derneği; depremden etkilenen ve psikolojik destek almak isteyen depremzedeler için gönüllü psikolog, psikolojik danışman ve psikiyatristlerle ücretsiz olarak görüşebilecekleri bir psikolojik yardım platformu oluşturmuş. Yardım almak veya vermek isterseniz diye linki bırakıyorum: afetpsikolojikdestek.com
Deprem
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Deprem bölgesinde, Kızılay bünyesinde, psikososyal destek gönüllüsü olmak isteyen psikolog ve psikolojik danışmanlar varsa şu formla katılabilirsiniz: docs.google.com/forms/d/e/1FAIp...
Deprem
Adını tam olarak hatırlayamıyorum ama 1984 kitabındaki "nefret saati" geldi aklıma. İnsanlar günün belli bir saatinde, cismi bile belli olmayan bir düşmana nefret kusuyorlar ve bu nefretle duygularına (vatanseverlik, Büyük Birader'e olan sevgi ve saygı, karşı tarafa karşı hissedilen hiddet ve küçümseme vs.) ve ideolojilerine olan bağlarını pekiştiriyor ve belki de kendilerini daha yenilmez ve güçlü hissediyorlar. Nefretin korkunç bir birleştirici gücü var cidden de.

eiivitsi

@eiivitsi
·
"Nefret Etmenin Zevki Üzerine" adlı denemesin­de ortak nefretin, yemekli toplantılarda insanlara nasıl yoldaş­lık heyecanı verdiğini, başkalarını mahvetmenin insanları nasıl ortak bir keyifte buluşturduğunu anlatıyordu...İnsana bir anlığına, olduğundan çok daha büyük olduğu hissini veriyor.
Sayfa 197·Kitabı okudu
Psikoloji
Demek ki sürekli mutlu olma veya mutluluğu, kişinin kendisine bir hak olarak görme takıntısının tohumları bu dönemde atılmaya başlanmış. Arthur Schopenhauer'un Mutlu Olma Sanatı'nı okurken kendimde bulunan bu mutluluğu hak görme olayını ve aslında ne kadar saçma bir çaba olduğunu fark etmiştim. Mutluluğun sürekli var olmasını, asla bizi terk etmemesini istiyoruz ama sürekli var olduğunu düşünürsek mutluluğun da bir anlamı kalmıyor; hatta sürekli mutlu olmaktan rahatsız bile olabiliriz bir müddet sonra. Duygular Sözlüğü'nde yazarın da söylediği gibi, mutluluğu ait olduğu yere, duygu statüsüne koymak lazım. Zaten "Aklı başında kişi hoş olanın değil, acı vermeyenin peşindedir.".

eiivitsi

@eiivitsi
·
Mutlulukla şans arasındaki bu bağ 18. yüzyılda biraz kaymış gibi görünüyor. 1776'da Thomas Jefferson Amerikan Bağımsızlık Bildirgesi'nde her vatandaşın "yaşama, özgürlük ve mutluluğa erişme" hakkı olduğunu belirtmişti; sanki mutluluk peşinden gidilebilir, hatta yakalanabilir bir şeymiş gibi.
Sayfa 189·Kitabı okudu
Psikoloji