Sadece yakınlarını veya onların/kendilerinin fiziksel bütünlüklerini- sağlıklarını yitirmenin yası değildir bu. Bir yaşam tarzının, bir anlam dünyasının da kaybının yasını tutarlar. Yalnızca afetlerden fiziksel etkilenen insanlar değil, duruma şahitlik eden insanlar da dalgalar hâlinde bu yas duygusunun içine yuvarlanır. Buna kültürel yas diyebiliriz.
Eğer yaşamak kelimesinin manası her şeyden mahrum olmak ve istırap çekmekse, her an küçülmek ve bunu nefsinde her lahza duymaksa, bir türlü aşamayacağı bir çemberin içinde durmadan çırpınmaksa, şüphesiz ben de, benimkiler de en derin şekilde yaşıyorduk.