Herkesi memnun etmek iyi ama mümkün değil ki. Diyelim;bir çiçeği çok suladık,
ne olur? Kökü çürür. Az suladık; kurur. işin gizi, yeteri ve gereği kadar...
Hani atalar hep der ya,"Çok verme
arsız, az verme hırsız edersin." Evet, bu böyle. Denge...
Hem de sabittir ki: Ekmel-i küll Muhammed'dir (Aleyhissalâtü Vesselâm). Mu'cizatı ve ahlak-ı kâmilesi şehadet ettiği gibi, muhakkikîn-i nev'-i beşer de tasdik ederler. Hattâ a'dâsı da teslim ediyorlar ve etmeye mecburdurlar.
Bütün kâinatta, zerrelerden tâ yıldızlara kadar herşeyde
kusursuz bir intizam-ı ekmelve noksansız bir insicam-ı ecmelve zulümsüz bir mizan-ı âdilin bulunmasıdır.
Evet, kemâl-i intizam, insicam-ı mizan ise, yalnız vahdetle olabilir. Müteaddit eller birtek işe karışırsa, karıştırır.