Sorunları, asla çözülemeyecekleri tek yolla -kaba kuvvetle, şiddetle ve öldürmekle- çözmeye çalışmamızı sağlayan derinliklerimize kök salmış barbarlığın üstesinden gelebilir miyiz? Büyük zeka içeren başarımızla duygusal ve ahlaki geriliğimiz arasındaki açığı kapatabilir miyiz?
Fakat gerçek şu ki, teknik olarak Atom Çağı'nda yaşanırken, insanların çoğu -iktidarda olanların çoğu dahil- duygusal anlamda hala Taş Devrinde yaşıyorlar. Matematik, astronomi ve doğa bilimlerinde yirmimci yüzyılda bulunuyor olmamıza rağmen, siyaset, devlet ve toplum hakkında görüşlerimizin çoğu, bilim çağının çok gerisinde kalıyor.
Hiçbir yetke, hiçbir kurum, hiçbir kimse gerçek manevi inandırıcılığı sahip olmadığında, insanlar da bunun sonucunda dünyanın, en güçlü olanın borusunun öttüğü ve her şeyin mübah sayıldığı bir çengel olduğunu düşünmeye başladığında yalnızca şiddet, cinayet, zorbalık ve kargaşa baş gösterir.