Eksik etek mi? Sende mi Brütüs?
3/10
·95 syf.··
2026 98. kitabı
Sigmund Freud’un Bakirelik Tabusu kitabını okurken iki farklı duygu yaşadım. Bir yandan psikoloji tarihine yön vermiş bir zihnin düşünce dünyasına tanıklık etmenin merakı, diğer yandan bazı fikirleri karşısında duyduğum ciddi rahatsızlık. Freud’un hakkını teslim etmek gerekiyor. Bugün psikoloji alanında kullandığımız birçok kavramın temellerinde onun izleri var. İnsan zihninin görünmeyen taraflarını anlamaya çalışması, bilinçdışına dikkat çekmesi ve cesur sorular sorması onu alanının en etkili isimlerinden biri hâline getirmiştir. Ancak bir bilim insanının etkili olması, her fikrinin doğru olduğu anlamına gelmiyor. Kitap boyunca beni en çok rahatsız eden noktalardan biri Freud’un kadın psikolojisini açıklarken kullandığı bazı varsayımlar oldu. Özellikle kadınların hadım edilmiş erkekler oldukları düşüncesinden hareketle erkekler karşısında aşağılık duygusu geliştirdiklerini öne sürmesi bana ikna edici gelmedi. Freud bu görüşü kendi kuramsal sistemi içinde temellendirmeye çalışsa da ben okurken bunu güçlü bir açıklamadan çok zoraki bir dayatma gibi hissettim. Çünkü bu yaklaşım, kadını kendi başına bir birey olarak anlamaya çalışmaktan çok onu erkeğe göre tanımlıyor. Kadınlığı bağımsız bir deneyim olarak incelemek yerine, eksik bırakılmış bir erkeklik üzerinden açıklamaya çalışıyor. Bana göre bu bakış açısı hem kısır hem de dönemin kültürel kabullerinin bilimsel bir gerçek gibi sunulmasının örneklerinden biri. Yine de kitabı okurken Freud’u tamamen reddetmek de kolay değil. Çünkü insanı düşündürmeyi başarıyor. Katılmadığım yerlerde bile neden böyle düşündüğünü anlamaya çalışırken kendi fikirlerimi daha net sorguladığımı fark ettim. Belki de klasik eserlerin değeri tam burada yatıyor. Bazen bize doğru cevaplar verdikleri için değil, itiraz etmek zorunda kaldığımız
Bakirelik TabusuSigmund Freud · Oda Yayınları · 2018653 okunma
6/10
·248 syf.··
2026 41. kitabı
·
43 günde okudu
·
Okunma: 05 Haziran 2026 21:43
Çocuk yetiştirme, eğitim sistemi ve motivasyon psikolojisi üzerine odaklanan, özellikle ödül-ceza yöntemlerinin çocuk gelişimi üzerindeki etkilerini sorgulayan bir ebeveynlik kitabı. Kitap temel olarak, çocukları motive etmek için sıkça kullanılan ödül ve ceza sistemlerinin uzun vadede sanıldığı kadar yararlı olmayabileceğini savunuyor. Güçlü Yönleri Kitabın en dikkat çekici tarafı, geleneksel eğitim anlayışında oldukça normalleştirilen “ödülle motive etme” yaklaşımını eleştirel biçimde sorgulaması. Ödülün her zaman olumlu bir araç olmadığı, çocukta içsel motivasyonu zayıflatabileceği fikri, okuyucuyu alışılmış ebeveynlik kalıplarını yeniden düşünmeye itiyor. Bir diğer güçlü yön, kitabın akademik araştırmalardan ve eğitim psikolojisi çalışmalarından beslenmesi. Yazar, görüşlerini yalnızca kişisel deneyimlerle değil, bilimsel çalışmalarla desteklemeye çalışıyor. Bu durum kitabın ikna gücünü artırıyor. Ayrıca dilinin oldukça akıcı ve geniş bir okuyucu kitlesine hitap ediyor olması önemli bir avantaj. Psikoloji ya da eğitim alanı dışında olan ebeveynlerin ve öğretmenlerin de rahatlıkla okuyabileceği sade bir anlatım sunuyor. Zayıf Yönleri Kitabın bazı bölümlerde fazla tekrar eden bir yapıya sahip. Ana fikir, ödül ve cezanın çocuk üzerinde olumsuz etkileri. farklı örneklerle sık sık yineleniyor ve bu durum ilerleyen sayfalarda metnin dinamizmini azaltıyor. Bir diğer sınırlılık, kitabın zaman zaman ideal bir ebeveynlik modelini savunurken gerçek hayat koşullarını yeterince hesaba katmaması. Özellikle farklı sosyoekonomik koşullarda yaşayan aileler veya eğitim sistemi içinde hareket etmek zorunda kalan öğretmenler için öneriler her zaman uygulanabilir görünmeyebiliyor. Ayrıca bazı bölümlerde ödül ve ceza yöntemlerine yönelik eleştiri
Ebeveynlik
Beni Ödülle CezalandırmaÖzgür Bolat · Doğan Kitap · 20248,1bin okunma
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
İnsan kendini en çok hangi satırda bulur?
10/10
·224 syf.··
2026 432. kitabı
Sezen Aksu’nun Eksik Şiir kitabını merak ederek okudum. Aslında edebiyatta ilk tercihim şiir değildir. Psikoloji, felsefe, sosyoloji, tarih ve mitolojiyle ilgili eserleri okumayı daha çok severim. Roman okuyacaksam da bu alanlardan izler taşıyan, insanı düşündüren kitaplar ilgimi çeker. Bu nedenle bir şiir kitabının beni bu kadar etkilemesini açıkçası beklemiyordum. Eksik Şiir, sadece duyguların anlatıldığı bir şiir kitabı gibi gelmedi bana. Birçok şiirde insan ruhuna dair gözlemler, ilişkilerin karmaşıklığı, yalnızlık, özlem, pişmanlık ve insanın kendisiyle hesaplaşması var. Bu yönüyle psikolojiye ilgi duyan biri olarak kitapta kendime yakın bulduğum çok sayıda bölüm oldu. Bazı şiirler birkaç satırla uzun uzun anlatılabilecek duyguları aktarabiliyor. Kitabı okurken ayrıca hoşuma giden bir başka şey de bazı şiirlerin sonradan şarkıya dönüşmüş olduğunu fark etmekti. Şarkıya dönüşen bir şiire denk geldiğimde okumaya ara verip o eseri dinledim. Eğer şarkıyı Sezen Aksu seslendirmişse önce onun yorumunu dinledim. Başka sanatçılar tarafından seslendirilmişse de o yorumlara yöneldim. Aynı metnin önce şiir, sonra müzik olarak karşıma çıkması çok etkileyiciydi. Bazı dizelerin melodinin içinde bambaşka bir derinlik kazandığını hissettim. Sezen Aksu’nun siyasi görüşleri ya da hayata bakışı herkes tarafından aynı şekilde paylaşılmayabilir. Ancak sanatçıyı değerlendirirken bunlardan bağımsız düşünmek gerektiğine inanıyorum. Türk müziğine onlarca yıl boyunca yön vermiş, duyguları sözcüklere dönüştürme konusunda çok güçlü bir isim. Eksik Şiir de bunun somut örneklerinden biri. Kitabın en sevdiğim tarafı ise okuru zorlayarak değil, düşündürerek derinleşmesi oldu. Bazı satırlarda durup tekrar okuma ihtiyacı hissettim. Şiirle arası çok iyi olmayan biri olmama rağmen kitabı severek
1000Kitap
Eksik ŞiirSezen Aksu · Metis Yayınları · 20121,139 okunma
Puan vermedi·335 syf.··
2026 19. kitabı
·
16 günde okudu
·
Okunma: 17 Haziran 2026 02:13
bu kitabı okurken en başından beri içime oturmayan bir şey vardı. nietzsche’nin anlatmak istediği fikirlerin büyüklüğünü inkâr etmiyorum ama sunuş şekli bana gereksiz derecede ağır ve dağınık geldi. zerdüşt karakteri üzerinden sürekli “üst insan”, “kendini aşma” gibi kavramlar dönüp duruyor ama çoğu yerde sanki bir düşünceyi net anlatmak yerine etrafında dolaşıp duruyor. bu da okumayı benim için yorucu hale getirdi. bazı bölümlerde “tamam şimdi bir şey söyleyecek” diyorsun ama ya metafora boğuluyor ya da birden yön değiştiriyor. dil açısından da beni içine çeken bir akış yoktu. felsefi metin olduğunu biliyorum ama yine de bir noktada okuyucuya tutunacak bir ritim bekliyor insan. burada o ritim bana hiç geçmedi. en çok zorlandığım şey ise sürekli tekrar eden “insanlığı aşma” fikrinin bazen motive edici değil, daha çok baskıcı hissettirmesiydi. sanki insanı geliştirmekten çok, sürekli eksik hissettirmeye çalışıyor gibi. açık konuşmam gerekirse, bu kitap bana “derinlik”ten çok “fazla yüklenilmiş anlam” gibi geldi. belki felsefi olarak güçlü bir metin ama benim okuma deneyimimde karşılığı olmadı. sonuç olarak: fikrini anlıyorum ama benim için okunması keyifli değil, daha çok zorlayıcı ve yorucu bir deneyimdi.
Böyle Söyledi ZerdüştFriedrich Nietzsche · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202447,6bin okunma
2/10
·368 syf.··
2026 19. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 05 Haziran 2026 05:15
Kendi adıma tam bir hâyal kırıklığı oldu bu kitap. Türüne ne polisiye diyebilirim, ne de fantastik. İki yön de mevcut fakat iki yönde eksik. Karakter derinliğinden yoksun, yer yer kopuk, anlamsız ve gereksiz diyaloglar içeren bir hikâye. Bir buzulda bulunan binlerce yıllık bir ceset, cesetin içine hapsolmuş bir sözde iblis ve o cesetin genetik torununun hedef alınması. Hikâyenin konusu bu kadar yavan işte. Serinin diğer kitapları da elimde mevcut ve okumayı düşünmüyorum.
İnceleme
DonmuşJay Bonansinga · Ren Yayıncılık · 2018273 okunma
Puan vermedi·116 syf.··
2026 34. kitabı
"Sanırım insan birine bir kez aşık oluyordu ve sonra herkeste onu arıyordu." Bir insanı ömür boyu beklemek mümkün mü? Ona duyulan sevgi hiç azalmaz mı? Gercek aşk mı bilmiyorum ama gerçek bir sadakat örneği bence. Evet Umut'un hikayesi bizlere umut etmeyi ve aşkı anlatan bir hikaye. Umut ortaokul yıllarında sevmeye başlar Elif'i. Bir gün birlikte olacaklarına da emindir. Bu yüzden hayatını bile ona göre şekillendirir, başka bir şehre taşınır, onunla yaşayacağı evi ayarlar. Artık tek eksik Elif kalmıştır. O da ona son görüşmelerinde "tamam" demiştir. Ama on beş yıl boyunca sürer bu bekleme. Ve bu kadar sene sonra yeniden karşılaşırlar. Büyük hesaplaşmalar olacak mı sizce yoksa kaldıkları yerden devam edebilecekler midir? Bir erkeğin kaleminden böylesi bir aşkı okumak çok keyifli geldi bana. Umut'un yaşadığı çaresizlikleri iliklerime kadar hissettim. Bazen de çok kızdım ona, bu kadar güçsüz olamazsın diye. Yan karakterler de çok güçlü hikayede. Hepsi faklı bir yön veriyor akışa. Özellikle Nilay'ın kurgudaki duruşunu çok sevdim. Bir de yazarın şiirsel üslubu çok güzeldi. Arada atıfta bulunulan şiirler ve şarkıları da zevkle okudum. Velhasıl, akıcı, sürükleyici ve sizi duygudan duyguya sürükleyecek bir aşk hikayesi arıyorsanız bu kitap size göre. Tavsiye ediyorum. Keyifli okumalar dilerim...
Zaten O Şarkıyı Ben Sana YazmadımOrkun Galolar · İnkılâp Kitabevi · 202672 okunma