"Theatron" ile kastedilen, "manzara seyr'edilen yer'dir"; ve "manzara seyir yer'i".
"Theatron", "matafora" yoluyla tesis edilir.
"Matafora", "theatron'u" ve bu itibarla da "theatron'da, theoria'yı mümkün kılan 'mekhane'dir", diyebiliriz; yani, "manzara seyir yeri'nde, nazarıyat'ı mümkün kılan makine".
"Theatron"un esası, "theoria"dır; yani, "manzara seyir yer'i"nin esası, "nazariyat'tır".
Bu manada "theoria", "psukhe'ye" mahsus "kuvvet'ler'in" icraatı esasında olmak üzere, "suret ve tasvir teşkil'i ve nakl'i" ile alakalıdır.
"Matafora", esasen, "denizci'ler'e mahsus makine"dir; "nesne'yi", "bir yer'e salmak" ve "bir yer'den almak" üzere kullanılır.
"Salmak" da, "almak" da, "nakl'etmek"dir. "Matafora", bu itibarla, "nakl'eder"; yani, "matafora", "nakl'in organon'u'dur"; kısaca, "nakil organon'u'dur".
"Matafora", üç kısımdan oluşur: "Sabit nokta", "palanga (yani, makara takımı)" ve "nakl'edilen nesne".
"Theatron" cihetinden, "sabit nokta", "genesis'tir"; "theologia'daki anlam'ı" itibariyle; yani "manzara teşkil'i" bakımından.
"Palanga", geniş manada "sahne'dir". "Salınan nesne" ise, esasen, "suret'li vasıf" esasındaki "fail tasvir'i'dir". Bu hususları, "Theatron" ve "Özne, Fail, Subjekt" başlıklı bölümlerde inceledik.
Bizatihi "theatron" cihetinden ifade edersek: "Fail tasvir'i", "matafora" vasıtasıyla "genesis'ten palanga'ya (sahne'ye) salınır" ve "sahne'nin nihayet'i"nde "eksodus'a alınır".
"Akan'lar" (cereyan eden'ler)", "bizatihi seyr'edilen manzara'lar'dır". Böyle ifade edelim. Bu kavramları etraflı olarak açtık.
"Sahne'ye bizatihi salınamayan (yani, indirilemeyen)", "manzara'da bizatihi seyr'edilemez"; mesela, "ilk genesis'e (yani, asli doğ'uş'a) mahsus unsur'lar" gibi.
Bu "unsur'lar",