Efendisi kızla nişanlanır, sonra kızdan hoşlanmazsa, kızın geri alınmasına izin vermelidir. Kızı aldattığı için onu yabancılara satamaz. Eğer cariyeyi oğluna nişanlarsa, ona kendi kızı gibi davranmalıdır. Eğer ikinci bir kadınla evlenirse, ilk karısını nafakadan, giysiden, karılık haklarından yoksun bırakmamalıdır. Eğer bu üç hakkı ona vermezse, kadın karşılıksız özgür olacaktır. (Eksodus 21:8-11)
Sayfa 144·Kitabı okudu
Araştırma-İnceleme
Aile Değerleri Üzerine
Annesine ya da babasına lanet eden kesinlikle öldürülecektir. (Eksodus, 21:17; ayrıca bkz. Levililer, 20:9; Tesniye, 21:18-21; Markos, 7:10; Matta, 15:4-7: Ya çocuk istismarına maruz kalanlar?) Benim adım uğruna evlerini, kardeşlerini, anne ya da babasını, çocuklarını ya da topraklarını bırakan herkes, bunların yüz katını elde edecek ve sonsuz yaşamı miras alacak. (Matta, 19:29; ayrıca bkz. Markos, 10:29-30; Luka, 18:29-30: (Bu rüşvet vermek değil midir?)
Sayfa 143·Kitabı okudu
Araştırma-İnceleme
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Bir adam erkek ya da kadın kölesini değnekle döverken öldürürse, kesinlikle cezalandırılacaktır; ama köle hemen ölmez, bir iki gün sonra ölürse, köle sahibi ceza görmeyecektir. Çünkü köle onun malı sayılır. (Eksodus, 21:20-21: En azından köle sahiplerini kölelerini dayaktan sonra birkaç gün sağ tutmaya teşvik ediyor!)
Sayfa 142·Kitabı okudu
Araştırma-İnceleme
Eğer bir adam kızını cariye [yani köle] olarak satarsa, kız erkek köleler gibi özgür bırakılmayacak. (Eksodus, 21:7: Ya sizin kızınız olsa?)
Sayfa 142·Kitabı okudu
Araştırma-İnceleme
Ne yazık ki Kitab-ı Mukaddes'in kalanında da bazı dehşetengiz ahlaki mesajlar var. Yeni Ahit'teki Romalılar, 1:27'den homoseksüel aşkın "edepsizlik...sapıklık” olduğuna, Levililer, 20:13'ten (ayrıca bkz. 18:22) homoseksüellerin "öldürülmeleri gerektiğine vurgu yapmıştım. Yine imansızların öldürülmesine dair Tesniye, 13:6-9'dan (ayrıca bkz. Eksodus, 22:20; Tarihler Kitabı, 15:13; İbraniler, 10:2829) ve Tanrı'nın soykırımı emrettiğine dair Yeşu, 10:40 ve 11:20'den bahsetmiştim. Sonra çocukların sopayla dövülmesini tavsiye eden Meseller, 23:13-14'ü ve kadınların her şeyde kocalarına itaat etmelerini isteyen Efesoslular, 5:2224'ü (artı Koloseliler, 3:18; 1 Petrus, 3:1; 1 Korintoslular, 11:3) görmüştük. Cezalandırma konusunda, tufanla dünya çapında cezalandırmayı onaylayan Tekvin, 6 ve yalancı ve korkakların sonsuz azap çekeceklerine dair Vahiy, 21:8'i ele almıştım (cezanın suça uygun olmadığı ayrı konu).
Sayfa 142·Kitabı okudu
Araştırma-İnceleme
"Theatron" ile kastedilen, "manzara seyr'edilen yer'dir"; ve "manzara seyir yer'i". "Theatron", "matafora" yoluyla tesis edilir. "Matafora", "theatron'u" ve bu itibarla da "theatron'da, theoria'yı mümkün kılan 'mekhane'dir", diyebiliriz; yani, "manzara seyir yeri'nde, nazarıyat'ı mümkün kılan makine". "Theatron"un esası, "theoria"dır; yani, "manzara seyir yer'i"nin esası, "nazariyat'tır". Bu manada "theoria", "psukhe'ye" mahsus "kuvvet'ler'in" icraatı esasında olmak üzere, "suret ve tasvir teşkil'i ve nakl'i" ile alakalıdır. "Matafora", esasen, "denizci'ler'e mahsus makine"dir; "nesne'yi", "bir yer'e salmak" ve "bir yer'den almak" üzere kullanılır. "Salmak" da, "almak" da, "nakl'etmek"dir. "Matafora", bu itibarla, "nakl'eder"; yani, "matafora", "nakl'in organon'u'dur"; kısaca, "nakil organon'u'dur". "Matafora", üç kısımdan oluşur: "Sabit nokta", "palanga (yani, makara takımı)" ve "nakl'edilen nesne". "Theatron" cihetinden, "sabit nokta", "genesis'tir"; "theologia'daki anlam'ı" itibariyle; yani "manzara teşkil'i" bakımından. "Palanga", geniş manada "sahne'dir". "Salınan nesne" ise, esasen, "suret'li vasıf" esasındaki "fail tasvir'i'dir". Bu hususları, "Theatron" ve "Özne, Fail, Subjekt" başlıklı bölümlerde inceledik. Bizatihi "theatron" cihetinden ifade edersek: "Fail tasvir'i", "matafora" vasıtasıyla "genesis'ten palanga'ya (sahne'ye) salınır" ve "sahne'nin nihayet'i"nde "eksodus'a alınır". "Akan'lar" (cereyan eden'ler)", "bizatihi seyr'edilen manzara'lar'dır". Böyle ifade edelim. Bu kavramları etraflı olarak açtık. "Sahne'ye bizatihi salınamayan (yani, indirilemeyen)", "manzara'da bizatihi seyr'edilemez"; mesela, "ilk genesis'e (yani, asli doğ'uş'a) mahsus unsur'lar" gibi. Bu "unsur'lar",
Sayfa 14 - Cedit Neşriyat, Ankara, 2008, 1. Giriş