Azrail el sunar alır canını Kimler duyar avazını ününü Allah’ın velisi imam soyunu Böyle hak mihmanı can ele girmez
İktidara el ele geçirmek isteyenler iki önemli öğeyi ele geçirmek zorundadır, Yasalar (hukukçular) ve kolluk kuvvetleri Bakunin:”Hukuk iktidarın fahişesidir.”der. Platon:” Kolluk kuvvetleri iktidarı korumak için merdiven başındaki köpek gibidir.” der. Bu iki söze baktığımızda toplumlarda bazı kesimlerin iktidarı ele geçebilmesi için iki engeli aşması gerekli: 1) Fahişe ile iyi geçinerek 2)Köpeği iyi besleyerek Burada bahsedilen fahişe ve köpek tabiri gerçekten bunları hak edenlerle ilgilidir, içinde bulunduğu topluluğu hiçe sayarak kendi çıkarları veya itaat ve biat ettikleri kişileri iktidar oluşturmaya çalıştıkları için kullanılmıştır. Bu iki güce egemen olmaya çalışanlar her daim olacaktır.
Sayfa 39·Kitabı okuyor
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Sevgiyi hak etmeyen insanların el üstünde tutulup, kıymetli insanların hak ettikleri sevgiyi yaşamamaları çok büyük bir haksızlık, değil mi?
Alıntı
Her Can Azîzdir
Canı Allah vermiştir ve ancak O geri alabilir. Bu sebeple haksız yere bir cana kıymak, Allah'a karşı işlenmiş çok büyük bir cürümdür. Zira İslâm nazarında her bir can, bütün insanlığa denk bir kıymet ifade etmektedir. Cenâb-ı Hak, Kur'ân-ı Kerîm'de şöyle buyurur: "...Kim, bir cana kıymayan veya yeryüzünde bozgunculuk çıkarmayan bir kişiyi öldürürse, bütün insanları öldürmüş gibi olur. Kim de bir canın hayatta kalmasına vesîle olursa, bütün insanlara hayat bahşetmiş gibi olur..." (el-Mâide, 32)
Sayfa 267 - Erkam Yayınları, İstanbul 1434 / 2012·Kitabı okudu
Sadaka Taşları
Muhtaçların sıkılmadan ihtiyaçlarını karşılayabilmeleri için ihdas edilen "Sadaka Taşları" da emsāli görülmemiş bir nezaketin eseridir. Üzerinde hafif bir oyuk bulunan bu taşlar, mahallenin münāsip yerlerine yerleştirilirdi. Hâli vakti yerinde olanlar; "sağ elin verdiğini sol el görmeyecek şekilde" infakta bulunabilmek için gece karanlığında sadakalarını bu taşın tepesindeki çukura bırakırlardı. Daha sonra semtin fazîletli ve iffetli fakirleri de ihtiyaçları kadar parayı oradan alırlar, fazlasına ilişmezlerdi. Durumları düzeldiğinde ise aldıklarını kat kat fazlasıyla oraya geri bırakırlardı. O paralar açıkta durmasına rağmen gerçekten muhtaç olanlardan başkası onları almazdı. Nitekim on yedinci asır İstanbul'unu anlatan bir Fransız seyyah, üzerinde para bulunan bir taşı, tam bir hafta boyunca gözetlediğini, ancak oradan sadaka almaya gelen kimseyi göremediğini yazmaktadır.
Sayfa 260 - Erkam Yayınları, İstanbul 1434 / 2012·Kitabı okudu
* Amel ve ibadetten uzak bir îmânın ve sadece dil ile «inandım» demenin, insanı kurtarmaya yetmeyeceği aşikardır." [Cenâb-ı Hak şöyle buyurur: "İnsanlar imtihandan geçirilmeden, sadece «Îmân ettik» demeleriyle bırakılıvereceklerini mi sandılar? Andolsun ki Biz, onlardan evvelkileri de imtihan ettik. Elbette Allah, sâdık olanları da yalancıları da ortaya çıkaracaktır." (el-Ankebût, 2-3)]
Sayfa 503 - Altınoluk Yayınları, İstanbul - 1433 / 2012·Kitabı okudu