Orhan Kemal’in “ağlayarak yazdığı” bu kitabı ben de ağlayarak bitirdim. Öyle hüzünlü bir hikayeyi konu ediniyor ki…
Kaynanası Hacer’den gördüğü horlanma karşısında hiç kendini savunmayan, ezilen Nazan’ın hikayesi bununla da bitmiyor. Kocasının hediye ettiği yüzük ile başlayan hikaye kaynanası Hacer’in türlü hileleriyle devam ediyor. Türlü kötülüklerle Nazan’ı oğluna boşatarak yavrusundan ayırıyor. İstanbul’a teyzesinin yanına giden Nazan’ın imtihanları orada da bitmiyor. Kötü insanlarla karşılaşıp kötü işlere bulaşıyor, çok kötü insanlardan kötü muameleler görüyor.
Günün sonunda Hacer belasını bulmuş olsa da Nazan yaşadıklarını asla hak etmedi. Oğlundan koparılışında içim titredi. Cahil ve gerici düşüncelerle dolu tam köylü zihniyeti karşısında başına gelenlerde bile hep kendisi suçlandı. Nazan’a kusur bulan Mazhar ondan beklentilerini açık açık söylemeyerek onu eleştiriyor, bu nedenle erkeğin aldatması doğalmış gibi bir anlatım var. Bunu da aynı cahil zihniyete bağlıyorum.
Öyle üzücüydü ki bir süre içimden atamayacağım bir hikaye oldu.
El KızıOrhan Kemal · Everest Yayınları · 202615bin okunma