10/10
·150 syf.··
Beğendi
·
2026 26. kitabı
·
6 saatte okudu
·
Okunma: 25 Haziran 2026 05:02
Spiderwick Günceleri’nin son kitabını da sonunda bitirdim ve artık bir inceleme yazma vaktim geldi. ​Seri gerçekten çok güzeldi. Klasik bir çocuk kitabı tadında, elbette yine iyilerin kazandığı bir son oldu. Aslında söylenecek çok fazla şey yok; seri nasıl başladıysa aynı heyecan ve tempoyla devam edip bitti. Finalini ise ayrıca çok beğendim; yıllar sonra bir baba ve kızın birbirine kavuşması hikayeye oldukça duygusal bir hava katmış. Kısacası tam da beklediğim gibi, yerinde bir final oldu. Puanım 10/10, bu seriyi küçük büyük herkese gönül rahatlığıyla tavsiye ederim. Birkaç güne kitapların içindeki şahane resimleri de paylaşacağım.
1000Kitap
Yutanhoyrat'ın GazabıTony DiTerlizzi · Doğan ve Egmont Yayıncılık · 2012191 okunma
Puan vermedi·134 syf.··
2026 12. kitabı
·
20 günde okudu
·
Okunma: 22 Haziran 2026 00:00
Bu kitapla birlikte bir kez daha anladım ki, konferans konuşmalarının derlendiği eserler kesinlikle bana göre değil. Sürekli bir konudan çıkıp birden bambaşka bir yere atlayan, sonra bir diğerine geçip tekrar ilk noktaya dönen ve nihayetinde bir önceki başlıkla son bulan bu daldan dala yapı beni yoruyor. Üstelik bazı cümleleri anlamlandırmakta bile güçlük çekiyorum. Yazar, bu konferansların amacının "kitleleri gaza getirmek" olmadığını iddia etse de üsluptaki o coşkulu hava bende ister istemez bu intibayı uyandırdı. Kitapta Müslümanların, Türklerin, sağın ve solun mevcut durumuna ve kurtuluş reçetesine dair oldukça isabetli tespitler var. Gelgelelim, eserin bir konferans derlemesi olmasından ötürü, anlatılan bazı tarihi hadiseler ile filozofların söz ve düşünceleri biraz havada kalıyor, insanı sorgulamaya itiyor. Örneğin yazar şöyle diyor: “Bolşevik şairi: ‘Mujik! Senin yeni Vatikan'ın Kremlin'dir!’ diyen gülünç mısralar döküyor; Sovyet rejimi, aklınca, Tevrat, İncil, Kur'ân'a açtığı mücadelede fasılasız devam ediyordu.” Tarihsel olarak Vatikan’la hiçbir bağı bulunmayan bir Ortodoks Rus (veya eski Ortodoks coğrafyasından çıkan bir Bolşevik), neden kalkıp “Senin yeni Vatikan’ın Kremlin’dir” desin? Bunu söyleyen şair kimdir? Bu sözü Katolik Avrupa’ya mı, yoksa kendi halkına mı hitaben söylüyor? Bu gibi referansların altının doldurulmaması metnin gücünü azaltıyor. Yazarın bazı görüşlerine, bilhassa Mehmet Akif ve şiiri hakkındaki sert eleştirilerine katılmasam da tüm bunları kendi dönemi ve şartları içinde değerlendirmek gerektiğine inanıyorum. Öte yandan, Necip Fazıl’ın şu sözü, metinde gördüğüm veya görmediğim tüm noksanlıklara rağmen kendisini takdir etmemi sağlıyor: “Bugün bizim mücadele metodumuzu şeriat adına yerenlerse, o gün, bu mukaddes kelimenin (ş) harfini
Dünya Bir İnkılap BekliyorNecip Fazıl Kısakürek · Büyük Doğu Yayınları · 20251,669 okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
“Yaşamak mı, Not Defteri mi?”
5/10
·216 syf.··
2026 30. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 24 Haziran 2026 22:03
Cahit Zarifoğlu ’nun Yaşamak adlı eserini büyük beklentilerle okumaya başlamıştım oysaki.. Ancak kitap bende beklediğim etkiyi bırakmadı. Öncelikle eser, kronolojik bir bütünlükten oldukça uzak. Bir günlük ya da hatırat okurken yazarın hayatındaki olayları belirli bir sıra içinde takip etmeyi beklerken, burada birbirinden kopuk notlar ve düşüncelerle karşılaştım. Bu durum bende kitabı takip etmeyi oldukça zorlaştırdı. Kitabın beni en çok zorlayan yönlerinden biri de duygusal ve edebî yoğunluğunun beklediğim kadar güçlü olmamasıydı. Cahit Zarifoğlu ’nun şiirlerindeki etkileyici dil ve imge dünyasını bu eserde bulamadım. Birçok bölüm bana kişisel notların derlenmiş hâli gibi geldi ve eserle gerçekten güçlü bir bağ kurmama ciddi bir engel oluşturdu. Ayrıca kitap boyunca aktarılan düşünce ve gözlemlerin bana yeni bir bakış açısı kazandırdığını ya da unutulmaz bir iz bıraktığını söyleyemem. Hatırat türünde eserlerden genellikle döneme, insana veya hayata dair çıkarımlar edinmeyi beklerim. Ancak Yaşamak , benim için bu beklentiyi hiç karşılayamadı. Eserin parçalı yapısı ve sürekli konu değiştiren anlatımı okuma sürecini bende ciddi anlamda yorucu hâle getirdi. Bu nedenle kitabı bitirmiş olsam da okuma deneyiminden keyif aldığımı söyleyemem. Elbette kitabın sevenleri, bu dağınık yapıyı yazarın iç dünyasının doğal bir yansıması olarak değerlendirebilir. Ancak benim açımdan bakıldığında, Yaşamak düzenli bir anlatı, güçlü bir edebî atmosfer ve okura belirgin bir kazanım sunma konusunda yetersiz kalan bir eser oldu. Puanım: 5/10 Sağlıklı okumalar dilerim.
Edebiyat
YaşamakCahit Zarifoğlu · Ketebe Yayınları · 202211,2bin okunma
10/10
·300 syf.·
2026 46. kitabı
Geçmişten günümüze hep planlar içinde yaşadık. Bir tiyatro kurdular; sahnede halkın görmek istediğini sergilediler, gerçek yüzlerini ise sahne arkasına sakladılar. Senaryolar yazarak yanlışı, küfrü halka; doğru ve kaçınılmaz yol olarak ileri sürdüler. İslam bunlara mutlak yanlışın cevabını verse de bu PKK sempatizanları muvahhidlere hain etiketi yapıştırdılar. Asıl hainin kendileri olduğunun farkında olamayacak kadar beyinleri noksan; emir aldıkları Avrupa ve Amerika’yı baş düşmanlarıyken dost olarak görüp İslam adına yaşayanları düşman olarak gördüler. Avrupa ve Amerika “Türk’e en büyük ırk sizsiniz” sloganını verdi, bununla böbürlenen Türkler Kürtleri ezdi. Kürtlere de “Türkler sizin özgürlüğünüzü kısıtlıyor” fısıltıları kulaklarına işittirdi. Sonuç: Türk ve Kürt birbirine girdi, Batı seyirci olarak tiyatrosunu izledi. Kitap bunları bir olay örgüsüyle çok güzel anlatıyor. Kitabı elbette tavsiye ederim. Başkarakterin tevhid ehli olup şehit oluşuna çok sevindim. Ama tabii ölümü yine de ağlattı. Rabbim hak yolunda şehit olanların şehadetini kabul eylesin ve bu uğurda esaret altında olan tüm kardeşlerimize özgürlüklerini nasip eylesin. اللّهم آمين ‎وَقُل رَّبِّ زِدْنِي عِلْمًا
Cemaatteki MuhbirYılmaz Cengiz · Nuhbe Yayınevi · 2019163 okunma
Aç Kaldık.
4/10
·240 syf.··
2026 9. kitabı
·
83 günde okudu
·
Okunma: 24 Haziran 2026 19:18
Genel hatlarıyla Adler, Aşağılık ve Üstünlük komplekslerini merkeze yerleştirerek çeşitli davranışları örnek vakalar üzerinden açıklamış. Bu da bu davranışların arkasında daha derinlerde cok daha farklı nedenleri göz ardı etmeye neden olmuş, bence. Elbette aşağılık kompleksi- üstünlük kompleksi her insanın hayatında olan gerçeklikler ancak tek perspektiften bakıldığında sığ bir bakış getiriyor. Ayrıca "bireysel psikoloji" ekolünün kurucusu Adler, insanı sadece kendi iç dünyasına hapsolmuş bir varlık olarak değil, bir "topluluk üyesi" olarak konumlandırmış; insanın ruhsal sağlığını, diğer insanlarla kurduğu bağın kalitesine bağlayarak bireyi bencillikten kurtarmaya teşvik etmiş ve sosyal uyumun altını çizmiştir; "Sevgi ve evlilik sorunlarının içinden ancak sosyal uyum sağlamış kişiler çıkabilir." Bazı konularda bütünsel bir perspektiften bakmış insanın davranışlarının aslında genel yaşam üslubuyla ilgili ipucu verdiğini belirtmiş. Örneğin; iş durumuyla ilgili bir şeylerden kaçan/ sorumluluk alamayan/ düzen kuramayan kişinin aslında evlilik için hazır/uygun olmadığını belirtmiş. Tek bir davranışa odaklanmak yerine bunun hayatın ne kadarına yayıldığını görmek açısından güzel bir bakış açısı. Ve fakat; Toplumun kendisi hastalıklıysa, bireyin o topluma "ilgi" göstermesi onu iyileştirir mi, yoksa onu o çürümüş sistemin bir parçası haline mi getirir? Adler’in eğitim anlayışındaki en zayıf halka ise, doğum sırasına (ilk çocuk, ortanca, en küçük) verdiği aşırı önemdir. Adler, eğitimi bu "kategoriye" göre şekillendirir. Günümüz eğitim psikolojisi, çocuğun mizacının, nörobiyolojik yapısının ve içinde bulunduğu sosyo-ekonomik ortamın doğum sırasından çok daha belirleyici olduğunu vurgular. Adler’in bu konudaki genellemeleri, öğretmenlerin veya ebeveynlerin çocuklara "etiketler"
Yaşama SanatıAlfred Adler · Say Yayınları · 20063,690 okunma
Puan vermedi··
7 günde okudu
·
Okunma: 24 Haziran 2026 13:19
Yaw tam bilimkurgu okuyorum o yıllara ait diye sevinirken hatta daha çok keşif ve hayal gücü denk gelir de eğlenceli birşeyler okuruz derken çat Bogdanov faktörü devreye giriyor. Mars'ta geçen bir bilimkurgu okumayı umarken, sık sık toplumsal düzen, ideoloji ve alternatif bir toplum modeli okurken buldum kendimi. Tamam Bogdanov bu da birden ivme ne ara tıplum düzenine kaydı diyorsunuz okuma sırasında. Yazıldığı dönem düşünüldüğünde ortaya koyduğu fikirler elbette değerli, ancak benim için siyasi ve toplumsal mesajlar hikâyenin önüne geçti kitap. Sosyalizmin gerekliliğine inanıyoruz eyvallah da bu kitap fazla propaganda kokuyor ba Kötü bir kitap olduğunu söyleyemem ama aradığım bilimkurgu olmadığı da kesin. Sorun kitapta değil kesinlikle, beklentilerin uyuşmazlığı diyelim. Yoksa kitap babalar gibi sosyalizm kokuyor..
Kızıl YıldızAlexander Bogdanov · Yordam Yayınları · 2020296 okunma