O bir filozof. Ve bir filozof olduğu için, yaşamın tüm amacının eninde sonunda zevk almaya dayandığını bilir. Zaten elindeki imkânları kullanmıyorsa aptalın teki demektir. Dünyada duygularımızla kavrayabileceğimiz şeylerden başka ne var ki?
Sarhoş musun, aşık mısın?
Sevin öyleyse.
Sevgi ve şarap seni mutlu mu ediyor?
Üzülme sakın.
Bizim halimiz ne mi olacak? Dert etme.
Sen nesin?
Bunu asla bilemeyeceksin.
Öyleyse sağlığına!
Dikkatini başka bir yöne daha çekmek istiyorum hayatım. Bana sık sık gençliğinde başına gelen olaylardan sonra, artık bir şeye inanmanın pek mümkün olmadığını söylerdin. Ben de bilimle geçen uzun bir yaşamın sonunda, seninle aynı yargıya vardığımı söylemiştim. Şunu sormuştum sana: Prensip olarak ulaşılamaz olan hakikatin, gerçekde olmadığını kavrayan bir kimsenin neler yapmasına izin verilmiştir? Bana ne cevap verdiğini hâlâ hatırlıyor musun?"
"Elbette Ibni Sabbah. İnsanların mutluluk, aşk, sevinç olarak adlandırdıkları şeylerin hepsinin yanlış faraziyeler üzerine kurulu yanlış hesapların bir birikimi olduğunu keşfeden herkes, kalbinde sadece korkunç bir boşluk bulacaktır. Bu sersemlikten kurtulmanın yegane yolu ise kendisinin ve başkalarının yaşamlarıyla kumar oynamaktır."