Bu kitabı bitirdiğimden beri kafamın içinde bir sis var. Aslında bu sisi tanıyorum; son birkaç yılımı içinde geçirdiğim o "kuluçka" döneminin, dış dünyadan kaçıp sadece düşünerek ve analiz
çok uzun yaşadığım ve pek çok kişi yitirdiğim için artık biliyorum ki ölüler yokluklarıyla değil de -onlarla bizim aramızda- söylenemeden kalan sözler yüzünden keder verirler asıl.
Ya, ben bu kitabı hangi akla hizmet okumaya başladım? Sıkıntıdan öleceğim! Ben ne satranç bilirim ne de ilgim alakam var; öyle taşları, kareleri ezberlemeye çalışıyorum. İmdat!