6/10
·400 syf.··
2026 32. kitabı
·
31 saatte okudu
·
Okunma: 24 Haziran 2026 19:52
"Demek insanların yüzü başka, içleri başkaydı." Allah hepimizi korusun böyle insanlardan. Orhan Kemal öyle bir kaynana figürü yazmış ki şeytana dudak uçuklatır. Gelini Nazan'a yapmadığını koymayan Hacer Hanım ikiyüzlü, yalancı, dini istismar eden, bencil, çıkarcı bir kaynanadır. Oğlunu istediği gibi manipüle edip gelinine karşı doldurmakta üstüne yok. Torunu Haldun'u da pis işlerine alet edip kendine kalkan olarak kullanıyor. Bence kendinden başka kimseyi sevmeyen kaynana Hacer Hanım bir yuvanın yıkılmasına bir kadının hayatının kararmasına sebep oluyor. Nazan ise tam vur eline al elinden ekmeği tabirine uyan bir gelindir. Yazarın cümleleri ile: "Hayatı boyunca çekilen tarafa sürüklenmiş, istenen her şeyi yapmış, sonunda suç onun olmuştu." Her olayda kabak başına patlar ve hep o suçlu çıkar fakat kendini hiç savunamayan bir kadındır. Eşiyle güzel zamanlar geçirmek ister fakat yetiştirilme tarzından dolayı içindekileri dışarı yansıtamaz, utanır. Kimseye karşı gelemez, nereye çekilirse oraya gider. Kaynanasının yaptıklarına boyun eğmek zorunda kalır ve ona kurulan tuzağı fark edemez. Daha sonrasında kaynanasının sahte iyi niyetlerine de inanarak ne kadar saf olduğunu gösterir. Başına daha neler neler gelir sayfalar ilerledikçe. Anne oğul, kaynana gelin, toplum ve dedikodu ekseninde dönen roman bir yandan çok abartılı olaylarla ilerliyor. Bu kadar da olmaz dedirtecek şeyler oluyor kitapta. Nazan'ın uysallığına, kaynananın şeytanlıklarına ve Mazhar'ın eşine karşı davranışlarına sinir olmamak elde değil. Sonrasında hikayeye dahil olan bar kızı Jale bence kitaptaki en mantıklı aklı selim olan karakter. Tabi onun da kusurları var elbette. Orhan Kemal'in bizi çıldırtmak için yazdığını düşündüğüm El Kızı kitabı bazen üzüp bazen de saç baş yoldurtacak bir kitap. Okurken
El KızıOrhan Kemal · Everest Yayınları · 202615,4bin okunma
Kelimelerden Örülmüş Bir Lalezâr...
9/10
·224 syf.··
2026 226. kitabı
Nazan Bekiroğlu’nun Mavi Lale kitabını okumak, benim için sadece bir deneme kitabının sayfalarını çevirmek değil; Doğu’nun o gizemli, ipek kokulu odalarında, zamanın ve mekânın sınırlarını yitirdiği büyüleyici bir rüya âlemine dalmak gibiydi. Bekiroğlu, o kelimeleri adeta bir hat sanatçısı gibi zarafetle, bir nakkaş gibi sabırla işleyen kalemiyle beni öyle derin bir estetik girdabın içine çekti ki, her cümlede ruhumun bir parça daha hafiflediğini ve o eski, asil zamanlara doğru kanatlandığını hissettim. ​Bu kitap benim gözümde, modern dünyanın o hırçın, parça parça ve çiğ gerçekliğine karşı geçmişin kalbinden yükselen bir sığınak, bir zarafet manifestosu. Nazan Bekiroğlu; laleden güle, Yusuf ile Züleyha’dan Osmanlı’nın o naif estetiğine uzanan o geniş ruh coğrafyasında gezinirken, aslında modern insanın kaybettiği o "bütünlük" hissinin ve estetik algının haritasını çıkarıyor. Mavi lale, doğada bulunmayan ama insanın hayal gücüyle, aşkıyla ve arayışıyla var etmeye çalıştığı o ulaşılamaz idealin, o mutlak güzelliğin bir simgesi. Yazar bize, elde edilmesi imkânsız olanın peşinden gitmenin, insanı nasıl güzelleştirdiğini ve nasıl "insanlaştırdığını" anlatıyor. ​Yazarın o lirik, musiki tadındaki ve divan edebiyatının o büyüleyici mazmunlarıyla beslenen dili beni en derin yerimden yakaladı. O, alelade kelimelerle konuşmuyor; her bir kelimeyi bir kandil gibi yakıp önümüze koyuyor. Gelenekle moderni, hüzünle aşkı, Doğu ile Batı’yı öyle muazzam bir dengeyle bir araya getiriyor ki, okurken kendinizi hem bir saray avlusundaki lalezarın ortasında hem de kendi içinizin o en mahrem, en kuytu dehlizlerinde buluyorsunuz. Onun dilinde hüzün, bir yıkım değil; ruhu arındıran, ona asalet katan şifalı bir iksir. ​Mavi Lale’yi bitirdiğimde, içimde hem o kaybolan medeniyetimizin, o ince
İnsan ve Duygular
Mavi LaleNazan Bekiroğlu · Timaş Yayınları · 20201,713 okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Cennet bahçelerinden Yükselen Ateş
Puan vermedi·510 syf.··
2026 1. kitabı
Baştan sona bir macera yaşadım, bahçelerin ilk renkli haliyle sonda gelen kış arasındaki o zaman dilimi aslında koca bir çap gibiydi, ve kitap bittiğinde tüm bu duyguları özetleyip "Ne okudum böyle, ne yaşanmış böyle, ne hissetmiş" gibi sorularla başbaşa kaldım. Bir insan barış ve mutlak kontrol için öbürlerine yalan söyleyebilir mi? Hasan söylemeyi tercih edenlerden ve kendi sebepleri var. Ona çok kızdım, bunu yapmaya hakkı yok dedim ama o kendini her açıkladığında hal vermemek elde değil. Yazar ise muazzam bir iş çıkarmış. Mutlak yönetim gücünün bireysel iradeyi geride bıraktığı bir ortamı karakterlerin en bireysel duygularına girerek açıklayabilmek Vladmir Bartola gelmiş bir yetenek. Gerçekten de böyle destansı bir hikayenin ustaca kaleme alınması büyük bir nimet. İnsan düşündükçe ürperiyor aynı zamanda da hayranlık duyuyor. Sanırım Hasan Sabbah gibileri toplumların zaaflarını bildikçe ve insanlar doğal olarak Hasanlara inandıkça dünya böyle gider. Tabii bu en aşırı ve belki de haklı bir amacı olan hikayelerden biriydi.
Fedailerin Kalesi AlamutVladimir Bartol · Koridor Yayıncılık · 201250bin okunma
10/10
·116 syf.··
Beğendi
·
2026 41. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 22 Mayıs 2026 14:25
YERYÜZÜ ŞAHİTLERİ~ AHİ ARATOĞLU İçerik; Deneme İnsan olabilmek Ayet ve hadislerle örnekler Tasavvuf, öğüt 116 sayfa Hayırlı Cumalar dostlar… Bugüne yakışır bir kitapla geldim. Yazarın beş kitabından biri olan #yeryüzüşahitleri nın merkezinde “insan” var. Zaten kapağında da Arapça harflerle “إنسان” yani “insan” kelimesi işlenmiş. Kitabın içeriğini çok iyi buldum. Çiçek çizimleriyle bölüm başları ve sayfa araları resmedilmiş. Ayrıca ayetler ve hadislerle konular desteklenmiş. Bazı önemli satırlar çerçeve içine alınmış. Ayrıca sohbet eder gibi, insan ve insan olabilmenin, insan kalabilmenin ufak ama önemli yapı taşlarını akıcı bir dille satırlara nakşetmiş yazarımız. Yazar “İnsan olmanın erdemli vasıfları” adı altında kitabı bölümlere ayırmış. Bunlar sırasıyla; merhamet ehli, dürüst birey, sabırlı birey, yardımsever birey, iyi birey, ahlaklı birey, seven birey, tutarlı birey, emin birey, ölçülü birey, cömert birey, mütevazi birey, sağduyulu birey ve ümit eden birey. Aslında bunların hepsi ahlâklı bir insanda olması gereken nitelikler. Bu nitelikleri özünde barındıran insandan kimseye zarar gelmez. Ben okudukça pek çok yerin altını çizdim, alıntılar paylaştım. Siz de böyle bir başucu kitabı arıyorsanız bu kitabı okuyabilirsiniz. Gönülden tavsiyemdir. Okuma listemin 1679.kitabı… ”Savaşmalısın kendi nefsinle... Ve kendini kazanmak için de bu mücadeleyi kazanman gerekir. Şayet insan var olmak için kendi ile girdiği savaşı kaybederse; ya yeryüzünde yaşayan hayvanlardan bir arı ya da o arının konduğu yeryüzündeki herhangi bir gül olur.” ”Öyle kolay mı sandın dünya pazarını, gelip görüp gitmek... Mutlaka bir bedeli olmalı bu gelmenin ve gitmenin. Bir bedeli olmalı her gittiği yeri görenin.” ”Kolay olanı seçmek aciz insanların işidir ve kötülük kolay elde edilen bir
Yeryüzü ŞahitleriAhi Aratoğlu · Amore Yayınevi · 202619 okunma
Bir ilk: Distopik çocuk kitabı incelemesi!
9/10
·152 syf.··
2026 36. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 20 Mayıs 2026 11:53
“Refahın gaddarlıkla değil de mühendislikle, şişelerde büyütülen bebeklerle, hipnoz üzerinden iknayla, üretim çarkının tekerleklerini sürekli döndüren sınırsız tüketimle, yönetimdekiler tarafından dayatılan, cinsel hüsranı ortadan kaldıran rastgele birlikteliklerle, oldukça zeki bir idari sınıf ile basit işlerini sevecek şekilde programlanmış yarım akıllı işçilerin oluşturduğu alt grup arasında değişen, önceden belirlenmiş bir kast sistemiyle ve somayla, yani hiçbir yan etkisi olmaksızın anında mutluluk veren bir ilaçla elde edildiği bir totalitarizm.” Cesur Yeni Dünya Geçtiğimiz günlerde hala etkisinden çıkamadığım bir habere denk geldim: “Özel bir huzurevine bırakılan yaşlı kadın, bir saat sonra yaşamına son verdi.” Ve görgü tanıkları ifade veriyor: “Huzurevine bırakılırken oldukça sessiz ve hüzünlüydü.” Bütün duyguların yitirildiği, hayat telaşının, var olma mücadelesinin manevi tüm güzelliklerin önüne geçtiği çağdayız. Mekanik çocuklar yetiştiriyor, doğar doğmaz kreşlere gönderiyor, en iyi okullarda okumalarını, BİLSEM’lerde yarışmalarını sağlıyor ama manevi birçok güzellikten yoksun bırakıyoruz onları. “Bıçak kullanmayı bilmiyorum ki ben! Bu yaşıma gelene kadar bir elma soymama, bir portakal soymama bile izin vermediler. Koca çocuk oldum, daha yağ bıçağı bile kullanamadım ben.” Ama kreşlerde birçok şey öğreniyor ve okula hazırlanıyor çocuklar, Ama huzurevlerinde etkinlikler var evde sıkılıyor yaşlılar, Ama hayat pahalı, ne yapalım, ikimiz de çalışmayalım mı? Uzaktan akıl vermek kolay! Şşş… sakin! Bunların hiçbiri için kimseye suçlayıcı cümleler kurmuyorum. Sadece Z kuşağı diye adlandırdığımız, okuldan çıkıp kursa giden nesli ve ihtiyarladığında sevgisizliği doruklarına kadar yaşayan insanları anlamaya çalışıyorum. Bambaşka bir yöne eviriliyor dünya,
Büyüdüm Ben!Şermin Yaşar · Kronik Kitap · 2026196 okunma
Puan vermedi·125 syf.··
2022 11. kitabı
Kitabın beni en derinden yakalayan tarafı, Attilâ İlhan’ın o eski fiyakalı, her şeyi bilen, dünyayı değiştirmeye kararlı cüretkar tavrının yerini müthiş bir hesaplaşmaya bırakmış olması. Şair bu kitapta artık hayatın son düzlüğüne yaklaşmış, eski dostların birer birer gidişini izlemiş ve cebinde koca bir yalnızlıkla kalmış bir adamdır. "Oysa ne çok ağladık biz o gizli kapıların arkasında / Elde var hüzün" derken, o hüzün sadece bireysel bir keder değil; koca bir kuşağın, harcanmış ideallerin ve bitmiş aşkların ortak muhasebesidir. Bu samimiyet ve duygusal çıplaklık şairin belki de en savunmasız, dolayısıyla en güzel halini sunuyor bize.
Elde Var HüzünAttila İlhan · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20204,671 okunma