Bir kitap okuduğumuzda herşeyi bildiğimizi sanırız.
İki kitap okuduğumuzda ne kadar bildiğimizle alakalı kuşkuya düşeriz.
Üçüncü kitabı okuduğumuzda , aslında hiçbir şey bilmediğimizin farkına varmış oluruz.
"Subaylar ya orduyu ya siyaseti seçmelidir.
Siyaset yapacak olan askerler üniformalarını çıkarmalıdırlar.
Orduda kalanlar ise siyasetle ilişkilerini kesmelidirler."
Bu kitap Aziz Nesin'in 100 yaş hatırası olarak yayınlanmış . Yayınevi tarafından seçilmiş, gülümseten, düşündüren, geçmişle günümüz arasında rahatlıkla mukayese yapabilmemize olanak veren 17 öyküden oluşuyor.
Hepsi birbirinden güzel ancak;
"İnsanın sosyalist olacağı geliyor"
"Elbet bir bildiğimiz var "
"Papipos milli dava"
"Çok ilerledik"
" Eşek şakası"
Bunların yeri ayrı oldu bende .
Kafasızlığımızı , saflığımızı ve ahmaklığımızı , onca kazığa rağmen aklımızı başımıza alamayışımızı , devletin sistemsizliğini , üçkağıtçı/dolandırıcı tiplerin para kazanma heveslerini , siyasetin, yobazlığın ve cahilliğin yol açtığı traji komediyi ortaya koyarken oldukça gerçekçi. Yazılanların hiçbiri kurgu değil ve yazıldığı günden bu yada değişen pek bir şey olmadı maalesef. Keşke o satırları okurken "vay be eskiden ne de zübükmüşüz" diyebilseydik.
Düşündüren , sorgulatan , ağlanacak halimize güldüren ... Aziz Nesin , ışıklar içinde uyu
Bu yalnız adam, bir zamanlar savaşlar kazanmış muzaffer bir kumandandı. İnatçı bir diplomat , cumhuriyet kurmuş bir devlet adamı , kafasında kırk tilkiyi kuyruklarını birbirine değdirmeden gezdiren bir politikacı, ideal bir eş , örnek bir aile babası..
Kimilerine göre ise tek parti döneminin astığı astık , kestiği kestik diktatörü. Ülkenin unutulmaz " Milli Şefi"..
Hayranları kadar düşmanları da olmuştu, sevenleri kadar nefret edenleri de .. Ama kimse onu görmezden gelememişti.
Seksen dokuz yıllık ömrüne ülkenin bütün tarihini sığdırmıştı..