Kendilerine ait hiçbir özel mülkü bulunmayan ve sonu gelmez açlığın pençesinde kıvranan birçok insan, tıpkı hayvanlar gibi, kendilerine hiç de uygun olmayan işleri, mecburiyetin akıldışı,aşağılayıcı zorbalığı altında yapmaya mecbur kalır. Bu yoksul insanlar yol yordam bilmez, doğru düzgün muhabbet edemezler; dahası ne medenidirler ne de keyif dolu incelikleri veyahut yaşama sevinçleri vardır. Onların kollektif gücünden insanlık büyük maddi refah sağlar. Ama elde edilen şey sadece maddi kazanımdır ve yoksul insanın, kendi içinde bile önemi yoktur. Kendisini adam yerine koymayan, tam tersine, bile isteye ezen ve bu sayede itaatkar olmasını tercih eden bir gücün sonsuz küçük zerrecikleridir.