Barbarın Kahkahası daha ismi ve kapağıyla ilgi uyandıran ve bizi güzel şeylerin beklediğini haber veren işaretler çaktı en başından.Bitirdiğimde de yanılmadığımı anladım.Yazar, bir motelde tatil yapan insanları ilk bakışta basit olduğu düşünülen ve merak unsuruyla beslediği bir kurguyla çıkarıyor karşımıza.İlerledikçe görüyoruz ki o insanlar bilinçli şekilde bir araya getirilmiş ve her biri ülkedeki bir tipi temsil ederek görevlerini ifâ ediyor.Çocuk, feminist, milliyetçi, akademisyen vb. tiplerle "cinsellik, ayrımcılık, din, kadının toplumdaki yeri , birtakım acı tarihsel gerçekler gibi hassas konuları kimi zaman satır aralarına ustaca yerleştirerek bize farklı düşünsel alanlar açıyor yazar. Bu şekilde matruşka gibi çok katmanlı ve aynı zamanda naif bir okuma deneyimi sunuyor. Bir yandan ,motelde süregelen nahoş hadisenin aslında sadece bir metafor olarak kullanıldığını görmek de romanı basitlikten kurtarıp daha yükseğe kaldırıyor.
Son olarak bu kitabın hitap edeceği kitlenin sadece yetişkinler olduğunu söyleyelim
Öncelikle belirteyim ki bütün Türki Cumhuriyetler kardeşimiz soydaşımız olmakla birlikte Krgızistan'ı ayrı bir severim.Akrabalık bağlarıyla kavileşen iki dostluk hediye ettiği için belki de.Onlardan dinlediğim gördüğüm kadarıyla bozulmamış Türk geleneklerinin, samimiyetin ,sadeliğin hüküm sürdüğü yerler oralar yani atayurdumuz. Büyük Kırgız yazarın bu naif eserini bir solukta okudum bir yandan içim acıyarak.Kitap güzel betimleri, cümle kuruluşları, sıcak anlatımıyla öyle akıcı ki elinizden bırakmanız mümkün olmuyor.Romanın başkahramanı ilkokula başlamak üzere olan, anne ve babası tarafından terk edilmiş ,dedesi ve üvey babaannesi ile küçük bir orman köyünde yaşayan bir çocuk.Yokluğu, kimsesizliği her haliyle yaşayan çocuk masum dünyasında filizlendirdiği umut masalında babasının olduğu beyaz gemiye kavuşma hayaliyle yaşar hep.Çocuk kahramanın ismi hiç geçmez kitap boyunca.O, sadece ‘’çocuk’’ tur tüm saflığı ile…Bu, saf gözlerin penceresinden seyrederiz acımasız ,kirlenmiş ve gerçek dünyayı. Aytmatov un efsanevi tatlarla bezediği romandaki gerçeklerin günümüz dünyasında da izdüşümlerini görmek mümkün. Özellikle Bekey teyzenin yaşadığı dram içimi çok acıttı.Sırf, çocuğu olmadığı için kocası Orozkul tarafından uğradığı fiziksel ve psikolojik şiddet bir kez daha ‘’kadının adı yok’’ dedirtti.Hele Mümin Dede… Yaşadığı onca sıkıntıya rağmen torununa kol kanat germesi, yoksulluğun minneti uğruna içi yanmasına rağmen kızının çektiklerine çare olamaması öyle etkileyiciydi ki.Her yaş grubuna kesinlikle tavsiyemdir bu kitap.Merhamet kelimesinin hayatımızdan çıkmaya başladığı bu hengamda ruhumuza ilaç olması umuduyla…
Beyaz GemiCengiz Aytmatov · Ötüken Neşriyat · 202387,4bin okunma