Bir gün Suvankul bana: "Bak, bizim tarla kuşumuz, torgayımız ötüyor!"demişti. Ne güzel değil mi? Torgayımız bile var bizim! Sen de, sen de küçük torgayım, sen de ölümsüzsün!
Bu zamana kadar okudugum en guzel Stefan Zweig kitabıydı. Hayatından daha dogrusu hayatsızlığından bunalmış, yaşadığını hissetmeyen, her şeyi elinde olan burjuva kesiminden olmasına rağmen bunlardan çok sıkılmış olan ve daha önce hayatında hissetmediği heyecanları yaşayarak hayata bağlanan bir adamın öyküsü. Bazı kişiler için cok önemsiz olan bir durum başka insanları hayata bağlamaya yetecek güçte olabiliyor. Aynı olayların farkli insanlar üzerindeki etkilerinin arasında bu kadar uçurum olması dünyada ne denli farklı hayatların yaşandığını tekrardan gösteriyor.
Bir kez kendini bulmuş olan kişinin bu yeryüzünde yitirecek bir şeyi yoktur artık. Ve bir kez kendi içindeki insanı anlamış olan bütün insanları anlar.