heyecan ve neşe içinde anlattıkları şeyleri biraz daha dikkatli dinleyince aslında o kadar da ilginç olmadıklarını fark ettim. ama hepsi de yaşadıkları şeyleri çok özelmiş ve kırk yılda bir yaşanırmış gibi anlatmakta çok hünerliydiler. işin garibi dinleyenler de bir süre sonra anlatılanların çok ilginç ya da komik olduğuna inanmaya başlıyorlardı. bu insanlar -belki benim dışımdaki tüm insanlar- böyleydi işte; bir şey onların başına geldiğinde özel, anlamlı ve anlatılmaya değer bir hâle bürünüyordu. bense başıma gelen ilginç şeyleri bile anlatırken sıradanlaştırmakta ustaydım.