Roquentin

Roquentin
"Hakikat direnen bir zihne zorla girmez." Borges "Ne mal dârem ki dîvân behored Ne din dârem ki şeytan bebered" Kör Baykuş
Korkma bağır, olmadı hızır çağır...
9/10
·152 syf.··
Beğendi
·
2023 3. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 20 Haziran 2023 22:16
Selahattin Demirtaş'tan okuduğum beşinci kitap oldu DAD. Politik bir figur olarak tanınmasının dışında Demirtaş'ın kaleminin gücü yadsınamayacak derecede yüksek bir hale geliyor gün geçtikçe. Barizdir ki Demirtaş'ı siyasi bir tutsak olarak kontrol altında tutmaya çalışmak, kendi tabiriyle onu "inada bindirmiş" olacak ki yazdıkça hiç hedeflemediği birçok kitabı yayınlanmış bir yazar olarak aktif direnişte tutuyor. Kitap 7 hikayeden oluşuyor; Çöplük, DAD, Ben'i Unutma, Haydar Haydar, Kader, Kartonpiyer, Uçurum, Düriye'nin Güğümleri ve Çıplak. Başlıkların bir kısmından da anlaşılacağı üzere mizahi öğeler serpiştirilmiş hikayelerin yanı sıra, umuda, emeğe, acılara, hayallere, direnişe bir de onun gözünden dünyayı görme çağrısıdır bu kitap. Her bir hikaye için söylenecek çok önemli noktalar var ancak bağlam içinde ve metinler arasını kullanması ile bir birikimi yansıtması açısından da ayrıca inceleme yapılmalı bu kitaba ve Demirtaş'a dair. İlk hikaye Çöplük direnen kadınlara bir selam niteliğinde. "Bence dünyada yaralı bir kadından daha güzel bir şey varsa o da yaralarını korkusuzca yazabilen kadınlardır. Çünkü onlarda hayatın en muhteşem bileşimi vardır: zeka ve cesaret." Kitaba da ismini veren DAD, coğrafyamızın dinmeyen yarası her türlü kadın istismarına kendince bir adalet arayış hikayesi. Kader, bence kitaptaki en muazzam kurguya sahip, iyi hazırlansa filminin bile çekilebileceği, sürükleyiciliği üst düzey bir hikaye. Demirtaş'ın 12 metrekarelik bir alanda kurduğu bu yepyeni dünya gerçekten ülkemizde Yaşar Kemal'in "Türkiye sanatçıları, düşünürleri için hapishane ikinci okul olmuştur." sözünü yıllar yıllar geçse de haklı çıkarıyor. Yaşar Kemal demişken Kartonpiyer hikayesinde "İnce Memed"e yaptığı göndermeler gerçekten mizah unsurunu ne denli ustaca yerleştirerek
Edebiyat
DadSelahattin Demirtaş · Dipnot Yayınları · 20232,535 okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Puan vermedi·328 syf.··
2022 13. kitabı
Yine bir pembe götlü hikayesi dinledik. Bir şey kazanamadık ama y kuşağının dertlerinin bu minvalde olması tercihimiz. Ben 21. Yy'da ekonomik, psikolojik, sosyolojik, coğrafya dertleri değil varoluşsal sancılar çekmek istiyorum. İklim krizine üzülüp cam tercih etmek istiyorum.
Güzel Dünya Neredesin?Sally Rooney · Can Yayınları · 20222,633 okunma
Puan vermedi·283 syf.··
2022 7. kitabı
·
14 günde okudu
·
Okunma: 15 Mayıs 2022 22:48
Kitabı yeniden okumak, bu kez yazıldığı topraklarda kitabı yaşamak benim için inanılmaz bir deneyim oldu. Yaşar Kemal demek efsane demek. Yaşar Kemal demek umutsuzluktan umut yaratan, sözün bir büyücüsü, tekmil zulme uğrayanın dostu demek. Nerden başlasam bilemiyorum ama kendimi biraz da şanslı hissediyorum. Şu an üç gün süren Yaşar Kemal Kampı'ndan Adana'dan Hemite'den dönerken, kitabın son sayfasını bir kere daha kapattım. Binboğalar Efsanesi'ni yüreklerimizden okuduk, ağıtlarına hep beraber ağladık, aynı pınardan su içtik, aynı tastan yemek yedik, dileklerine hep beraber amin dedik. Süleyman Kahya ile çıkmaza, Demirci Haydar usta ile yerin dibine girdim, Ceren'in yürek yangınını bir yanda Halil'in bir yanda Kerem'in sıkışıklığını hep içimde hissettim. Uzun zamandır bu kadar etkilendiğim bir kitap olmamıştı. Kitap o kadar doğru bir seçim idi ki kampa giderken: "Hemite dağı Çukurova düzlüğünden birdenbire çıktığı, yükseldiği için ulu bir dağ gibi gözükür. Sırtını Torosa dayamış bir küçük dağdır. Kıraçtır. Kayalığında tek tük kesme çalıları, koca yemiş çalıları, alıç ağaçları bulunur. Hemite dağı baştan ayağa çiriş, nergis açar. En kokulu nergis Hemite dağı nergisidir. Bir de keditaşağı çok kırmızı açar. Hemite dağı kayalıkları keskin, mor, ak, yeşil benekli kırmızı damarlı çinketaşındandır. Çinketaşı çakmaktaşına yakın sertliktedir. " cümlesini, biz gerçekten gördük. Yaşar Kemal'i kendi dilinden okuduğumuz için öylesine şanslıyız ki. Kendi şansıma gelince, şahsına münhasır ufak bir edebiyat grubu kurmuştuk yıllar önce, birleştirici gücünü Yaşar Kemal'den alan. Bugün Yaşar Kemal olmasa da eserleri ve izleriyle hala bize kendini yaşattığını bir kez daha hissettim. Yaşar Kemal'in eşi Ayşe Semiha Baban bizi Yaşar Kemal'in köyüne, büyüdüğü topraklara, Çukurova'ya,
Binboğalar EfsanesiYaşar Kemal · Yapı Kredi Yayınları · 20206,7bin okunma
Donna Kişot olmaz güzel kızım
Puan vermedi·472 syf.··
2022 2. kitabı
Bunlar nasıl kitaplar sayın Ayfer hanım, perişan ettiniz beni. Bu bir üçleme imiş. İlki "Kapak Kızı - Ayfer Tunç - Kapak Kızı sonuncu da "Osman - Ayfer Tunç - 1000Kitap" Osman. Ben okumayı 3-1-2 şeklinde yaptım ama şimdi bitirdim Yeşil Peri Gecesi'ni, çok da farketmiyor sanki. Her kitapta çocukluktan kalma travmatik anıların yetişkinlik hayatımıza etkileri sıklıkla işleniyor. Hatta burdaki ana karakterlerin hepsi bu travmaları bir üst levele taşıyor, hayatının içinden geçiyor. Osman' ı okurken bir Orhan Pamuk karakteri Kemal'in mahalle arkadaşı gibi gelmişti bana. Karısı o*ospu Şebnem'e bilenmiştik mevzuları bilmediğimizden. Yeşil Peri Gecesi'ni okurken de Şebnem'e dönüp hak verdiğim yerler oldu, bu sefer Osman'a bilendim. Sonra düşündüm ki bu hayat Ayfer Tunç kitaplarının çoğu gibi aynı olayı iki farklı kişinin ağzından tüm çıplaklığı ila aktarıp full empati ile anlaşılır kılmıyor insana. İnsan kendi gözlüğü çerçevesinde ne anlıyorsa anlıyor yaşıyorsa yaşıyor. Bu insanların boka batıyor bahanesi var, boka batırıyor bahanesi var. "Bu lanet olasıca dünyada herkes nasıl haklı olur?" Ayfer Tunç muhteşem bir kalem. Ülkemiz siyasetine göndermeleri, tam yerine koyduğu muazzam bilgisi, toplumsal eşitsizliklere vurguları, bir kadın yazar olmanın gücü tamamen hissediliyor. Bir de okuma keyfi çok yüksek.
Yeşil Peri GecesiAyfer Tunç · Can Yayınları · 201611,7bin okunma
Bu dünyadan bir Federico geçti
Puan vermedi·448 syf.··
Beğendi
·
2021 19. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 30 Ağustos 2021 00:36
Federico benim kırmızı çizgimdir. Federico 5 Haziran 1898 günü memleketi Granada yakınlarında Fuente Vaqueros'ta doğuyor. Çok da tatlı bir yer, tam bir İspanyol köyü. Diyor ki; "Çocukken doğanın içinde bir ortamda yaşadım. Bütün çocuklar gibi her şeye, eşyalara, nesnelere, ağaçlara, taşlara canlı gibi davranıyordum. Olanlarla konuşuyordum, onları seviyordum." Başka türlü bir şair nasıl olur, değil mi? Lorca çekirdekten sanat için yetişiyor. Şiir, müzik, resim, tiyatro... Lorca'yı Lorca yapan bütün bir halk kültürü de var. Muazzam bir beslenme. Hayatı boyunca kendini destekleyecek çok güzel insanlarla da tanışmış. Özellikle müzikçi Manuel de Falla, Fernando de los Rios ile. İlk kitabı da 20 yaşındayken geliyor. "İzlenimler ve Manzaralar" Madrid'de gittiği üniversitede kısa sürede kendi entelektüel çevresini oluşturuyor Lorca. Salvador Dali(alçak pislik), Luis Bunuel, Gerardo Diego, Unamuno , Ortega y Gasset, H.G. Wells vs. Ortam böyleyken gel de üretme. Kısa zamanda ünü yayılıyor Lorca'nın. Edebiyat çevrelerinde adından söz ettiriyor, oyunları onlarca kere oynanıyor, şiirleri okunuyor, kurduğu "Barraca" ekibi köy köy gezip halka devrimci tiyatroyu tanıtıyor, hatta bir de oyunculuk yapıyor. Oyunları İspanya topraklarının dramlarını güçlü bir şekilde anlattığı için kısa zamanda yayılıyor, ülkenin sınırlarını aşıyor. Bir gazeteciye "Kanlı Düğün" , "Yerma" ve "Bernarda Alba'nın Evi" oyunlarının İspanya dramlarının üçlemesi olacağını söylüyor. "Işıklarla doldu ipek yüreğim. Yitik çanlarla zambaklar, arılarla. Çok uzaklara gideceğim, ardına şu dağların, denizlerin ötesine, yanına yıldızların; geri istemek için İsa'dan masallarla olgun
Karanlık ManolyaFederico Garcia Lorca · Kırmızı Kedi · 202150 okunma