O hayat ki insanı durmadan işe çağırır, büyük sevinçlerin ışığıyla aydınlanan büyük acıların yıldırımlarıyla dolan geniş bir gök altında fırtınalar içinde geçer, o hayat ki içinde boş umutlar parlak mutluluk hülyaları hüküm sürer ve düşünce kendi kendini yakar kavurur; tutkular insanı kemirir zeka yener ya da yenilir orada insan sürekli bir savaşa girişir savaş sahnesinden yaralı bitkin ama gene de doymamış muradına ermemiş olarak çekilir