elif

Kraliçeyi sahneye çıkartıp eğlenmekle bir gelini yahut sünnet çocuğunu sahneye çıkarıp eğlenmek arasında çok fark olmadığını düşünüyorum. Bu durumların her birinde sahneye çıkan, halkı eğlendirmek için sahneye çıkan soytarı işlevini görüyor; nitekim bu insanların her birinin, normal bir günde kimsenin giyemeyeceği "soytarı" kıyafeti giymesinin de nedeni bu. Soytarı kıyafeti zaten, herkes onlara baksın diye giydirilmiştir üzerlerine. Milan Kundera'nın üne ve Prens Charles'a dair söylediği her şey, sünnet çocuğuyla gelin için de geçerli. Gelinlik giyerek bir düğünde o mekânın merkezi olmayı istemek, bir günlüğüne sembolik kraliçe, bir günlüğüne ünlü olmayı istemektir. Fakat, toplum hiç kimseye durduk yere "Oğlum, sen bugünlüğüne kralsın,", "Kızım, sen bugünlüğüne kraliçesin," demez; toplum, bir günlüğüne kral olmaya özendirdiği çocuktan da, bir günlüğüne kraliçe olmaya özendirdiği gelinden de, bu gündelik tiyatronun karşılığını fazla fazla alacak olmasa, zaten en baştan böyle davranmaz
Sayfa 39·Kitabı okudu
Reklam
Amaç gerçekten de çocukların öğrenmesi olsaydı, bu açıdan başarılı olamadığı defalarca açık şekilde kanıtlanmış okul sistemi, dünyanın her tarafında bu kadar yaygın şekilde uyganıyor olmazdı. Fakat bu sistem, devletler için, çok masraflı olmasına rağmen, ödenen bedele fazlasıyla değen bir avantaj sağlamakta. Kendisi de Amerikalı olan Thom Hartmann, zorunlu eğitimin Amerika Birleşik Devletleri tarafından kabul görme hikâyesine de değinmiş. Amerika önceleri zorunlu eğitim fikrine pek ilgi göstermemiş. Ama ne zaman ki, İç Savaş sırasında ve sonrasında başlayan grevler endüstriyi vurmuş, Güney Amerika federal hükümete karşı ayaklanarak bağımsızlığını kazanmak için yıkıcı bir savaş başlatmış, böyle bir zorunlu eğitimin masrafının, "ayaktakımı"nın grev ve ayaklanma gibi hareketlerle otorite için yeniden tehdit oluşturma ihtimalinin ciddi şekilde azalması yanında hiçbir şey olduğunda karar kılmışlar. Avrupa'ya giderek Prusya kökenli zorunlu eğitim sistemini inceleyen Horace Mann ve başkaları, hükümete, böyle zorunlu, lineer, otorite yanlısı, hükümet tarafindan kontrol edilen bir eğitimin, sosyal stabiliteyi sağlamak için tek yol olduğunu, "düzgün eğitilmiş insanlardan oluşan bir ulusta, bir daha asla devrim olmayacağını" belirtmişler.
Sayfa 91·Kitabı okudu
sucluluk ve utanc
"Suçluluk" (guilt) ve "utanç" (shame) arasında derin bir fark vardır. Suçluluk, ne yaptığımızla, utanç ise direkt olarak kim olduğumuzla ilgilidir. Kendisinden utanan insan, ne yaptığından bağımsız olarak kendisinden utanacak, çok derinlerde bir şeyleri değiştiremediği müddetçe ne yaparsa yapsın kendinden utanma duygusunu aşamayacaktır. Depresyon ve anksiyeteyle yakın ilişki içinde olan bu tür bir derin utanma duygusu, kişinin anne-babasının ona çocuklukta aşıladığı bir şeydir, kişinin öz-değer hissinin zayıf olması gibi hayli ciddi bir durumla birlikte bulunur.
Sayfa 71·Kitabı okudu
Düşündükçe daha da anlayamaz hâle geliyorum ve kendimi, yalnızca benim tamamen farklı olduğum şeklindeki korkunç, rahatsız edici düşüncenin saldırısına uğramış buluyorum. İnsanlarla genelde konuşamam bile. Neyi nasıl söylemem gerektiğini de hiç bilmiyorum. İşte bu noktada aklıma soytarılık geldi. Bu, benim insanlara son yakınlaşma çabamdı. İnsanların beni dibine kadar dehşete düşürmesine rağmen onlardan ne yaparsam yapayım kopamıyor gibiydim. Böylelikle, "soytarımla" birlikte insanlarla bir noktada bağ kurmayı başardım.
Sayfa 14·Kitabı okudu
Alıntı

elif

, bir kitap okudu
8/10
·128 syf.·
8 saatte okudu
·
2023 2. kitabı
Osamu Dazai
6.5/10 · 60,2bin okunma
Reklam