Gözümde tüten ne şehirler, ne insanlar, ne de kırlar ve ormanlardı. Açık denizleri, etrafında duvar olmayan, uçsuz bucaksız yerleri arıyordum. Ama ruhumuz böyle gökyüzlerinde uçup duruken birdenbire yere inip insan küçüklüğü ile karşılaşmak ne tuhaf oluyor.
Yaşamakta ısrar ediniz, çünkü bu şimdiden yükümlülük ve ödev halini almış olmalıdır. Mücadele etmeden, çabalamadan, didinmeden gitmek, bir kurtarıcıya ya da bir efendiye bel bağlamak, kendimizi hiçe saymaktır. Herkesin yaşamı ve yazgısı, kendisi için bir ödevdir. Ve bu ödev, tarihseldir.