Gogol’la ilk tanışmam oldu. O kadar güzel öyküleri var ki içerisinde anlatımı da akıcı olunca seve seve okuyorsunuz. En çok Portre ve Palto öykülerini beğendim. Okurken öykülerin içine dalıyorsunuz ve bittiğinde hoşnut bir şekilde iyi ki okudum diyorsunuz . Ben çok beğendim iyi ki okumuşum :))
Ah Leyla ne duygular yaşattın bana. Sürekli Leyla nın yaşadıklarını ben yaşasaydım neler olurdu ben ne yapardım altından kalkabilir miydim, dayanabilir miydim diye düşündüm. Her satırında kendimi onun yerine koydum ama okurken bile onun kadar cesaretli dayanıklı olamadım. Bosna Hersek savaşı ve yaşanan acı dolu anlar. Okuduğumuz sadece bir genç kızın yaşadıkları peki ya diğerleri bu kadar acımasız bu kadar iğrenç bir savaş nasıl unutulabilir. Keşke bu olaylar hiç yaşanmamış olsa hiç savaş görmese insanlık. Ama kötüler ve kötülük bitmiyor bitirilemiyor. LEYLA yazılacak söylenecek çok şey var ama sözcükler bile yetmiyor anlatmaya.
Zülfü livaneli’nin okuduğum ikinci romanıydı. Bu romanından da etkilenmedim desem yalan söylemiş olurum. Yazar en çok zorlandığım romanımdı derken cok haklıymış, farklı bir içeriği var. Geçmiş , günümüz hatta gelecekten bile bir şeyler bulacaksınız sizlerde eğer okursanız. Tekrar tekrar yaşadığımız hayatı , düşünce yapılarını anlamaya çalışacağınız bir roman diyebilirim. Livaneli’nin diğer kitaplarını okumayı dört gözle bekliyorum.