Elif

Elif
@eliffknn2
Biz bu şafak vaktinin neresindeyiz
Niğde
7 Ocak
29 okur puanı
Eylül 2022 tarihinde katıldı
Cengiz Dağcı Korkunç Yıllar Kompartımanın penceresinden, elimizden alınmış ata topraklarına baktım , baktım . Bu topraklar, vagonların tekerlekleri altında yılların kanlı türküsünü söylüyordu. Bu türküyü saatlerce dinledim , sonra Allahım , Allahım diye yakardım, sen bizi ayırma bu topraktan! Bu toprak bizim dir. Atalarımızın mirasıdır. Aç, çıplak kalsak da bu toprakta olalım . Ölsek de bu toprakta ölelim . Vatanım, vatanım ! Dünyanın hangi köşesinde olursam olayım , ben yaşadıkça sen de bizimle beraber olacaksın... * Kaçıyordum , kaçıyordum . Nereye? Niçin? Bilmiyorum . Hayat benim için mânâsız bir kelimeydi. * Kalbinin hisleriyle hareket et. Dünyanın boş hırslarına kapılma... * Belki bu, dünyaya son bakışımdı. Son olsa bile hayata, dünyaya bakarak ölmek istedim . * Kimin için yazıyorum ? Bunları kim merak edecek? Hiç kimse! Hiç kimse bunları okumayacak. Kimse bu yazıları merak etmiyecek; bunu iyi biliyorum .Yazar değilim . Yazılarımda kimseyi alâkadar etmiyecek bir hakikat var. O hakikat yalnız benim içim de. Ölmüş kahramanların heykellerini ölüler değil yaşayanlar yükseltirler. Onların ruhlarını içimden çıkarıp bir heykel haline getirmek için ben hayatta kalmalıyım . Onlar arkalarında güzel izler bırakıp gittiler. Ben bugün hayattan kopmuşum. Onların izlerinden, kendimden, insanlardan, dünyadan korkuyorum. Ben yaşamıyorum : yaşamak için savaşıyorum.Önümde yalnız karanlık ve korku var. Ben ilerleyemiyorum. Önümdeki hayatı göremediğimden, daima geriye bakıyorum . Belki bana yardıma gelir. Belki bana kim olduğumu söyler, ileriki hayatın sırlarını açıklar; belki bir gün geçmişim gelir de beni o yılların kanlı faciaları arasından geçirdiği gibi, bugün de zayıf, düşkün vücudumu ve ruhumu, önümdeki kara günlerden atlatarak selâmete ulaştırır. * Şimdi bana ne oluyor?
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Reşat Nuri Güntekin / Dudaktan Kalbe Uyumak mı? Uyku bedbahtlar,hastalar içindir, anne... Bütün ruhuyle yaşayan mesut insanlar niçin uyusunlar? * Etrafında geçen şeyleri, ıstırap çekmiş büyük adamlar gibi bütün inceliğiyle anlardı. Fakat ruhunu başkalarına göstermekten çekinirdi. * Âşık mehtapta ayakları çıplak, başı açık yârin yoluna düşüyor. Yâr artık uykudan uyanmalı. Çünkü rüyasına girmeyen mâşuku koynuna girdi. İnsan, yârini çok özlerse gayri yüzünün hayalini de göremez olur. * Dünyada en çok iğrendiği insanlar, zengin ve mesut insanların etrafında yaşayan, onların saadetlerinin kırıntılarıyle bahtiyar olmağa çalışanlardı. * İnsan, kendini, halini bilmeli, elde edemeyeceği şeyi mümkünse istememeli, mümkün değilse bu arzuyu bir ayıp gibi gizlemeliydi. * Yaşım arttıkça bu mağlûbiyete alışacağım ; kaderime razı olacağım... Ne bilirsin, belki son günlerimizde biraz mesut oluruz. * Kalbim söndü, heveslerim söndü, hayatım tamir kabul etmeyecek surette kırıldı. * Kim bilir hayatı ne acılarla doludur. Fakat bu dakikada mesut olduğuna şüphem yok... Gözleri görmüyormuş ne çıkar? Benim de saatlerce karanlığa kapandığım, saatlerce kendimi ihtiyarî bir körlüğe vakfettiğim oluyor... Hayalimin dünyasını daha güzel görmek için etrafımdaki ışıkları mahsus söndürmüyor muyum? * Sırrını saklamağa, içi ağlarken dudaklarıyle gülmeğe mecburdu. * Ne dedin Kınalı Yapıncak... Beni hiç mi unutmayacaksın? Saçlarının sarı telleri birer birer ağarıncaya kadar beni kalbinde mi saklayacaksın? * Fakat bu yangınlar kalbimizin ne ka dar yerini yakarsa o kadar büyük viraneler bırakacak ve sönecek... İhtiyarlığımızın tesellisiz günlerinde bu eski sergüzeşti hatırlayacağız... Senin kulağına on altı yaşının yazından bir hazin keman sesi gelecek... Ben, karakış ortasında bir çiçeği daha iyisi, ter ü
1000Kitap
Reşat Nuri Güntekin / Damga Çocukluğumun en eski hatırası bir ağustos şenliği gecesidir. Bu hatıra, görülmüş bir şeyden ziyade vaktiyle dinlenmiş bir masalın hayalde bıraktığı izlere benzer: Bu dünyada başka bir âlemde ucu bucağı olmayan bir bahçe... Ağaçlarında renkli fenerler yanıyor... Bembeyaz, ince ince yollar... Uğultulu bir mahşer kalabalığı... Yer yer çarkıfelekler yıldız-lanıyor, havaî fişekler uçuyor... Yalnız karanlık ve aydınlık-tan ibaret bir vehim dünyası... * Çocukların büyük adamlar gibi gizli dertleri, ehemmiyetle sakladıkları izzetinefis yaraları vardı. * Sevdiğini tehlikeye atmamak, dile düşürmemek için, kendini bataklığa gömen bir biçareden korkmak, haksızlık değil miydi? * Ben, ne vakit mağrur olmaya kendimde bir hak göreceğim, bilir misiniz? Hayatta bir işe yararsam, kendi gayretimle kendime bir mevki yapabilirsem... * Bu fedakârlığı bir aşk için yapmıştım. Bu aşk, benim sade mazeretim değil, aynı zaman da kuvvetimdi de... Uğruna kendimi feda ettiğim şeyin, bir vehim gibi silinip gittiğini görürsem, nasıl tahammül edecektim? Bu aşk gönlümün öyle gizli bir ışığıydı ki, mutlaka muhafaza etmeliydim. * Zaman, bu yarayı kapayacak... Ben de herkes gibi olacağım... * Benim kendimden başka kimseden şikâyetim yok. * Bütün sevdiklerimin yabancısı oldum. * Fakat, muhakkak olan şu ki: insan, kimin yanında yüz karası yoksa, kimin yüzüne çekinmeden bakarsa, kendini ona yakın buluyor... * Ah, bu dünya ne fena... İnsanın bütün sevdikleri birer birer gidecek olduktan sonra, neye yaşamalı? * Olmayacağını bile bile kendimi kaptırdığım bir hülya... * Hayatımı bir vehme kurban etmiştim.
Alıntı
Eğer yaşamak kelimesinin mânası her şeyden mahrum olmak ve ıstırap çekmekse, her an küçülmek ve bunu nefsinde her lâhza duymaksa, bir türlü aşamayacağı bir çemberin içinde durmadan çırpınmaksa, süphesiz ben de, benimkiler de en derin şekilde yaşıyorduk. * Fakir düşmüş bir ailede doğdum.Buna rağmen çocukluğum epeyce mesut geçti. Fakirlik, içimizde etrafımızda ahenk bulunmak şartıyla ve şüphesiz muayyen bir derecesinde zannedildiği kadar korkunç ve tahammülsüz bır şey değildir. Onun da kendine göre imtiyazları vardır. Benim çocukluğumun belli başlı imtiyazı hürriyetti. Bu kelimeyi bugün sadece siyasi mânasında kullanıyoruz. Ne yazık! Onu politikaya mahsus bir şey addedenler korkarım ki, hiçbir zaman manasını anlamayacaklardır. Politikadaki hürriyet, bir yığın hürriyetsizliğin anahtarı veya ardına kadar açık duran kapısıdır. * Lüzumsuz hiçbir şeyin peşinde koşmadım. Hiçbir ihtirasın peşinde beyhude yere emek sarf etmedim. Hiçbir zaman sınıfımızın birincisi veya ikincisı, hatta yirmincisi olmak istemedim. * Bazen düşünürüm, ne kadar garip mahluklarız? Hepimiz ömrümüzün kısalığından şikâyet ederız, fakat gün denen şeyi bir an evvel ve farkına varmadan harcamak içın neler yapmayız? * "Saatin kendisi mekân, yürüyüşü zaman. ayarı insandır... Bu da gösterir ki, zaman ve mekân, insanla mevcuttur!" * Ruhunuzu saran küçüklük duyguları içinde büyük değerlerimizi kaybedersiniz. * Her insan, ne kadar müspet yaradılışta olursa olsun ölümünden sonra tekrar dirilmeyi düşünür, özler. Bu hayat dediğimiz mihnetler silsilesinin çok ileri zamana, müpheme atılmış bir mükâfatı gibidir. En müsait ve daima kazanacak kâğıtlarla oynanan bir oyun gibi, yeniden, âdeta baştan aşağı beğenmemek, inkâr etmek, değiştiğinden dolayı sevinmek için kalmışa benzeyen küçük bir mazi şuurundan başka her şeyi,
Alıntı
Kim bakar benim yüzüme. İlk defa siz baktınız öyle. Niçin? * Seni görür görmez bir Simeranya kadınına benzettim. Elbisenin içinde yalnız ruhun var. Yüzün bir örümcek ağı. Gözlerinde sen dolusun. Gurur ve yalan yok. Seni sevmek istiyorum. Bu bir hayal. Simeranya gibi sen de yoksun. Yaratıyorum seni ben, kendi arzuma göre, ismini sakın söyleme bana. * Bir şeyi bulmak için her şeyi aramak lâzım, değil mi? * Yalanın kendisine tahammülüm yok. Bir ihanetin saklanmasıyle bir toplu iğnenin yahut en masum düşüncenin saklanması bence aynı şey. * Seni bir daha göremeyeceğim,fakat ebediyen unutamayacağım. * - Çünkü tekiz. Tek kalmak ve kopmak isteriz. Hür olmak için. -Öyleyse niçin bağlanmak istiyor insan? -Çünkü hem tekiz, hem de başka insanlarla beraberiz. Tek kalmak isterken başkasına doğru kendimizi atmak da istiyoruz. Tekliğimizle topluluğumuz arasındaki bu çatışmada, menfaatli veya menfaatsiz gizliliklerimiz benimizi sevgilide yutulmaktan kurtaran bir müdafaadır. Kendimizi sırlarımızın kalesi içinde koruyor, fakat orada yalnızlıktan bunalınca yine öteki ruhun kuyusu içine atıyoruz. * Üzülüyorum seni böyle gördükçe. Ne yapsam... Benim hiç neşem yok ki sana vereyim. * Kendimize ve başkalarına ait bütün felâketleri sezdiğimiz andır. İşte o zaman herkesiz, her şeyiz ve her zamanız. * Kalbimi mi kırdılar? Bir kalb, dünyanın gelmiş ve gelecek bütün kalpleriyle beraber kırılır. Kendisini yalnız bulursa, benliğinin kökünden öteye gidecek bir kavrayış melekesinden mahrum olduğu içindir. Başkalariyle bulursa, şairdir. *
1000Kitap