Cengiz Dağcı Korkunç Yıllar
Kompartımanın penceresinden, elimizden alınmış ata topraklarına baktım , baktım . Bu topraklar, vagonların tekerlekleri altında yılların kanlı türküsünü söylüyordu. Bu türküyü saatlerce dinledim , sonra Allahım , Allahım diye yakardım, sen bizi ayırma bu topraktan! Bu toprak bizim dir. Atalarımızın mirasıdır. Aç, çıplak kalsak da bu toprakta olalım . Ölsek de bu toprakta ölelim . Vatanım, vatanım ! Dünyanın hangi köşesinde olursam olayım , ben yaşadıkça sen de bizimle beraber olacaksın...
*
Kaçıyordum , kaçıyordum . Nereye? Niçin? Bilmiyorum . Hayat benim için mânâsız bir kelimeydi.
*
Kalbinin hisleriyle hareket et. Dünyanın boş hırslarına kapılma...
*
Belki bu, dünyaya son bakışımdı. Son olsa bile hayata, dünyaya bakarak ölmek istedim .
*
Kimin için yazıyorum ? Bunları kim merak
edecek? Hiç kimse! Hiç kimse bunları okumayacak. Kimse bu yazıları merak etmiyecek; bunu iyi biliyorum .Yazar değilim . Yazılarımda kimseyi alâkadar etmiyecek bir hakikat var. O hakikat yalnız benim içim de. Ölmüş kahramanların heykellerini ölüler değil yaşayanlar yükseltirler. Onların ruhlarını içimden çıkarıp bir heykel haline getirmek için ben hayatta kalmalıyım . Onlar arkalarında güzel izler bırakıp gittiler. Ben bugün hayattan kopmuşum. Onların izlerinden, kendimden, insanlardan, dünyadan korkuyorum. Ben yaşamıyorum : yaşamak için savaşıyorum.Önümde yalnız karanlık ve korku var. Ben ilerleyemiyorum. Önümdeki hayatı göremediğimden, daima geriye bakıyorum . Belki bana yardıma gelir. Belki bana kim olduğumu söyler, ileriki hayatın sırlarını açıklar; belki bir gün geçmişim gelir de beni o yılların kanlı faciaları arasından geçirdiği gibi, bugün de zayıf, düşkün vücudumu ve ruhumu, önümdeki kara günlerden atlatarak selâmete ulaştırır.
*
Şimdi bana ne oluyor?