Elif Gülnida

Hukuk ve Yanılgı
6/10
·128 syf.··
2026 11. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 18 Haziran 2026 17:48
​Şiro Hamao, "Şeytanın Çırağı"nda yasaların toplumsal bir güvenlik kalkanı değil bazen bizzat adaletin önündeki en büyük engel olduğunun altını çiziyor. İçindeki iki hikayeden biri hukukçu kalemiyle, sistemin nasıl hataya meyilli olduğunu olayı olduğu gibi anlatarak bunu gösteriyor. ​Hikayelerde yazarın kanunların yetersizliğine ve sistemin kusurlu doğasına dair bu keskin bakışı oldukça net. Ancak, metnin kurgusunda hissettiğim o teknik ve mesafeli dil, hikayenin duygusal ağırlığını yok etmiş. Varsayımlar da dahil olmak üzere ne yazık ki bende beklediğim sarsıcı etkiyi yaratamadı. Keyifli okumalar..
Şeytanın ÇırağıŞiro Hamao · İthaki Yayınları · 20249,8bin okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
7/10
·184 syf.··
2026 10. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 13 Haziran 2026 22:06
Abdülaziz'in kızının torunu İsyan ile başlıyor her şey. Zihninizde dönüp duran o büyük tarihsel çalkantılar ile bir ailenin kendi elleriyle yarattığı sessiz uçuruma odaklanıyorsunuz. İsyan, Clara ve Nadya... ​İsyan, adına rağmen o büyük eylemsizliğin pençesinde kıvranan bir adam. Clara, bir tutkuyla başladığı aşkında, kendi korkularının ve mesafelerin esiri olmuş bir kadın. Ve Nadya... Onların hem sonucu hem de en büyük mağduru olan kızları. ​Beni bu romanda en çok sarsan ve içimi burkan şey, aralarındaki o yoğun, o gözle görülür sevgiye rağmen, birbirleri için yeterince çaba göstermemiş olmaları. Ne İsyan o zamansız boşluktan gerçekten çıkıp ailesine tutunabildi, ne Clara bu sessizliğe karşı bir isyan bayrağı açabildi, ne de Nadya, ebeveynlerinin bu çabalamama lanetini kırabildi. ​Onlar birbirlerini çok sevdiler, evet. Ama bu sevgi, çatışmaların ve felaketlerin arasında sığınacak bir liman olmak yerine, birbirlerini izleyerek yitip gitmelerini sağlayan bir izleme kulesine dönüştü. Romanı okurken sürekli kendimi karakterlerin yerine koydum ve hepsinin bu hayat yolunda farklı farklı noktalarda tökezlediklerine şahit oldum. Daha fazla bilgi vermemeye çalışıyor keyifli okumalar diliyorum..
Doğu'nun LimanlarıAmin Maalouf · Yapı Kredi Yayınları · 202640,2bin okunma
8/10
·272 syf.··
2026 9. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 24 Mayıs 2026 01:59
Buram buram yarım kalmışlık kokuyor her bir sayfa. Ama bunu dramatik değil, gündelik hayatın saçmalıklarıyla anlatıyor. İnsan bazen en büyük yalnızlığını boş konuşurken ya da alakasız bir şakaya gülerken hissediyor ya, kitap tam olarak o duyguyu canlandırıyor. Burak Aksak’ın bir romanını ilk kez okudum. Sanki biri karşına oturmuş da dağınık dağınık konuşuyor gibi. Ama o dağınıklığın içinde bir düzen var. Cümleler bazen anlamsızlaşacak gibi oluyor, sonra bir anda insanın kalbine oturan bir yere bağlanıyor. Mecnun’un dünyası mantıkla değil hisle çalışıyor. Bir de kitabın insana hissettirdiği o eski dostluk duygusu var. Mahalle, komşuluk, birbirinin hayatına sebepsizce karışmak… Günümüzde çok uzaklaştığımız bir sıcaklık bu. Çok geçmişte kalan bu samimiyeti, güven duygusunu özletiyor insana. Bence Leyla ile Mecnun’un asıl gücü burada. İnsanın içindeki kırık ve çocuksu tarafı aynı anda gösterebildiği için unutulacak türde bir roman değil. Kitap bittiğinde geriye büyük duygular değil de geç kalmışlık kalıyor: Sanki uzun zamandır görmediğin insanlarla aynı masadan yeni kalkmışsın gibi. Sanki bir yerlerde tekrar karşılaşacakmışsın gibi. Son 100 sayfada öyle nokta atışlarıyla karşılaşıyor ki insan, gerçekliği insanı epey düşündürüyor. Diziyi de en kısa zamanda izleyeceğim. Okunmalı, keyifli okumalar
Leyla ile MecnunBurak Aksak · Küsurat Yayınları · 201817,6bin okunma
8/10
·208 syf.··
2026 8. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 12 Mayıs 2026 23:04
Bir kız çocuğunun gözünden anlatıldığı için duygular hiçbir zaman gösterişli ya da dramatik değil; tam tersine fazlasıyla gerçek, hassas. Kitabı okurken gözyaşlarım kalbime doldu diyebilirim. Belki başka bir anlatım diliyle yazılsa hüngür hüngür ağlatabilecek sahneler, burada o kadar naif aktarılmış ki insan hem üzülüyor hem de bu incelik karşısında sessizleşiyor. Sanki Mafalda, hem kendisini hem de okuyanı incitmemek için kelimelerini dikkatle seçiyor. Hikâyenin merkezinde yalnızca hastalık yok; dostluk, aile bağları, korkular ve küçücük umutlar var. Estella’nın sıcaklığı, Filippo’nun dostluğu ve Mafalda’nın iç dünyası birbirine öyle güzel dokunuyor ki karakterlerin her biri için ayrı ayrı hüzünleniyorsunuz. Özellikle Mafalda’nın kiraz ağacını görebildiği mesafenin giderek azalması, yaklaşan kaybın sessiz bir sembolü gibi. Kitap bunu öyle sade ama etkili bir şekilde işliyor ki insanın boğazında düğüm bırakıyor. Yazarın da aynı rahatsızlığa sahip olduğunu öğrenmek ise hikâyeyi daha da sarsıcı hale getiriyor. O zaman kitap sadece kurmaca bir çocuk hikâyesi olmaktan çıkıp gerçek bir deneyimin, gerçek bir korkunun ve gerçek bir cesaretin yansımasına dönüşüyor. Bu yüzden kitap bittikten sonra geriye yalnızca hüzün değil aynı zamanda büyük bir sevgi ve anlayış hissi kalıyor. Keyifli okumalar..
Kiraz Ağacı ile Aramızdaki MesafePaola Peretti ·  Genç Timaş Yayınları · 202015,7bin okunma
Öze Dönüş
8/10
·225 syf.··
2026 5. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 02 Mayıs 2026 10:40
​Bir Çift Yürek, modern dünyanın karmaşasından, hırslarından ve maddiyatından sıyrılıp gerçekten yaşamanın ne demek olduğunu fısıldayan büyüleyici bir yolculuk. Amerikalı bir kadının, Avustralya Aborjinleri olan Gerçek İnsanlar Kabilesi ile çıktığı çöl yürüyüşünü anlatan bu eser, bir kitaptan çok daha fazlası; adeta bir içsel uyanış çağrısı. ​ ​Kitabı okurken modern insanın ne kadar çok fazlalıkla yaşadığını ve doğadan ne kadar koptuğunu acı bir şekilde fark ediyorsunuz. Bizler eşyaların, unvanların ve teknolojinin kölesi olmuşken Aborjinlerin doğayla kurduğu o telepatik bağ, suya ve yiyeceğe duydukları şükran ve dünyaya bıraktıkları o sessiz saygı insanı derinden etkiliyor. Bizim ilkel dediğimiz o insanların, aslında ruhsal olarak bizden ne kadar ileride olduğunu görmek bugünün dünyasının insanlarına farklı bakmamızı sağlıyor. ​ ​Kitap boyunca kendime dönüp baktığımda, modern dünyanın bizi nasıl birer "mutant" haline getirdiğini çok daha net gördüm. O kadının yerinde ben olsaydım onca hakikate şahit olmama, gözlerimin önüne yepyeni gerçeklikler serilmesine ve ruhumu besleyecek sayısız şey öğrenmeme rağmen yine de o konfor alanımdan çıkıp o yürüyüşe katılmayı kabullenemezdim sanırım. ​Çünkü bizler, bizi uyuşturan o tanıdık ve güvenli kafeslerimize öyle sıkı bağlanmışız ki gerçeği görsek bile çıplak ayakla çölün sıcağına basacak cesareti kendimizde bulamıyoruz. Alıştığımız hayatın sahte koruyuculuğu, ruhumuzun özgürleşme arzusunu sinsice bastırıyor. ​ ​Bu kitap bir macera romanı değil; insanın çöle, gerçekliğe ve kendi ruhuna yaptığı sarsıcı bir yolculuk. Okuduktan sonra dünyaya, bastığınız toprağa ve sahip olduğunuz her şeye başka bir gözle bakmaya başlıyorsunuz. Bize unuttuğumuz o saf insanı hatırlatan, her kütüphanede mutlaka bulunması gereken bir başucu eseri. ​"Bir
Bir Çift YürekMarlo Morgan · Dharma Yayınları · 200127,5bin okunma