Bir Çift Yürek, modern dünyanın karmaşasından, hırslarından ve maddiyatından sıyrılıp gerçekten yaşamanın ne demek olduğunu fısıldayan büyüleyici bir yolculuk.
Amerikalı bir kadının, Avustralya Aborjinleri olan Gerçek İnsanlar Kabilesi ile çıktığı çöl yürüyüşünü anlatan bu eser, bir kitaptan çok daha fazlası; adeta bir içsel uyanış çağrısı.
Kitabı okurken modern insanın ne kadar çok fazlalıkla yaşadığını ve doğadan ne kadar koptuğunu acı bir şekilde fark ediyorsunuz. Bizler eşyaların, unvanların ve teknolojinin kölesi olmuşken Aborjinlerin doğayla kurduğu o telepatik bağ, suya ve yiyeceğe duydukları şükran ve dünyaya bıraktıkları o sessiz saygı insanı derinden etkiliyor. Bizim ilkel dediğimiz o insanların, aslında ruhsal olarak bizden ne kadar ileride olduğunu görmek bugünün dünyasının insanlarına farklı bakmamızı sağlıyor.
Kitap boyunca kendime dönüp baktığımda, modern dünyanın bizi nasıl birer "mutant" haline getirdiğini çok daha net gördüm. O kadının yerinde ben olsaydım onca hakikate şahit olmama, gözlerimin önüne yepyeni gerçeklikler serilmesine ve ruhumu besleyecek sayısız şey öğrenmeme rağmen yine de o konfor alanımdan çıkıp o yürüyüşe katılmayı kabullenemezdim sanırım.
Çünkü bizler, bizi uyuşturan o tanıdık ve güvenli kafeslerimize öyle sıkı bağlanmışız ki gerçeği görsek bile çıplak ayakla çölün sıcağına basacak cesareti kendimizde bulamıyoruz. Alıştığımız hayatın sahte koruyuculuğu, ruhumuzun özgürleşme arzusunu sinsice bastırıyor.
Bu kitap bir macera romanı değil; insanın çöle, gerçekliğe ve kendi ruhuna yaptığı sarsıcı bir yolculuk. Okuduktan sonra dünyaya, bastığınız toprağa ve sahip olduğunuz her şeye başka bir gözle bakmaya başlıyorsunuz. Bize unuttuğumuz o saf insanı hatırlatan, her kütüphanede mutlaka bulunması gereken bir başucu eseri.
"Bir