Kemer sıkan işcı sınıfı , aşırı tüketime mahkum burjuvazinin göbeğini iyice şişirmiştir .
burjuvazi, zahmetli çalışmasını yatıştırmak için,yararlı üretime ayrılmıs olanlardan çok daha fazla sayıda işcı sınıfından çekip alarak onu üretimsizliğe ve aşırı tüketime mahkum etti.
Küçük , büyük her çeşmeyi iri gövdeli bir çınar yahut servi beklerdi . İşlenmiş mermerin üstüne aydınlığın nimeti onun fırınında pişmiş taze bir ekmek gibi düştüğü gün , mimari kendisini bulmuş sanılır . Mimarın veya hayrat sahibinin diktiği ağacın büyüdüğünü görüp görmemesinin ehemmiyeti yoktu . Dikilmiş olduğunu bilmesi yeterdi . Bilirdi ki toprağa emanet edilmiş bir ağaç , mahalleye , semte , hatta cemiyete ve bütün bir imana emanet edilmiş bir değerdir .
Eski medeniyetimiz dini bir medeniyetti. Beğendiği ,benimsediği adama ölümünden sonra verilecek bir tek rütbesi vardı: Evliyalik . Halkın sevgisini kazanmış adam mübarek tanınır , ölünce veli olurdu. Onun içindir ki İstanbul evliya doludur . Bunların başında fetih ordusunun şehitleri gelir . Onların mazhariyeti hak ve millet uğruna kazanılan rutbeden de üstündü . Çünkü bu ordu, genç hükümdarından en son neferine kadar mübarek bir ordu idi , tuğlarıni İstanbul surlarının karşısına dikmeden asırlar evvel övülmüştü. Hepsi veli idiler . Biz şimdi fetih tarihini garplilardan okuyor , Fatih'in hayatındaki aksaklıkları tenkit ediyor ; ilim ,sosyoloji filan yapıyoruz . Eskiler işi büsbütün başka türlü görüyorlar , İstanbul ' u fetheden milli hamleye ilahi bir mahiyet veriyorlar , bu işte hiçbir izafilige yanasmiyorlardi .
Bugün şayet islam, geçmişi içinde donup kalmaz da , Jaures' in tabiriyle ,ataların ocağına sadık kalmanın o ocağın küllerine sarılmak değil,aksine alevini ilerilere taşımak olduğunu ve bir nehrin ancak denize doğru akmakla kaynağına sadık kalabileceğini hatirlayarak ,çağımızın problemlerini Medine toplumunun ruhundan hareketle çözmesini bilirse , işte o zaman sadece Müslümanlar için yepyeni bir ufuk açılmaz ,artık pozitivist bilimcilik ve batılı bireycilikle kısırlaştırmayan aksine Medine nin "peygamberi toplumunun " daha önce yeserttigi temel değerlerle beslenen bir sosyalizmin de ufku açılır ,böylece de o "aşkınlık ve toplum "bütünlüğü bir umut alevi gibi parıldar!