Elif Rabia Oksas

Kemer sıkan işcı sınıfı , aşırı tüketime mahkum burjuvazinin göbeğini iyice şişirmiştir . burjuvazi, zahmetli çalışmasını yatıştırmak için,yararlı üretime ayrılmıs olanlardan çok daha fazla sayıda işcı sınıfından çekip alarak onu üretimsizliğe ve aşırı tüketime mahkum etti.
Sayfa 41·Kitabı okudu
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Ölümlerimiz, hayatlarımızı aydınlatır. Ölümlerimiz anlamdan yoksunsa hayatlarımız da yoksun demektir.
Sayfa 44
Küçük , büyük her çeşmeyi iri gövdeli bir çınar yahut servi beklerdi . İşlenmiş mermerin üstüne aydınlığın nimeti onun fırınında pişmiş taze bir ekmek gibi düştüğü gün , mimari kendisini bulmuş sanılır . Mimarın veya hayrat sahibinin diktiği ağacın büyüdüğünü görüp görmemesinin ehemmiyeti yoktu . Dikilmiş olduğunu bilmesi yeterdi . Bilirdi ki toprağa emanet edilmiş bir ağaç , mahalleye , semte , hatta cemiyete ve bütün bir imana emanet edilmiş bir değerdir .
Sayfa 154
Eski medeniyetimiz dini bir medeniyetti. Beğendiği ,benimsediği adama ölümünden sonra verilecek bir tek rütbesi vardı: Evliyalik . Halkın sevgisini kazanmış adam mübarek tanınır , ölünce veli olurdu. Onun içindir ki İstanbul evliya doludur . Bunların başında fetih ordusunun şehitleri gelir . Onların mazhariyeti hak ve millet uğruna kazanılan rutbeden de üstündü . Çünkü bu ordu, genç hükümdarından en son neferine kadar mübarek bir ordu idi , tuğlarıni İstanbul surlarının karşısına dikmeden asırlar evvel övülmüştü. Hepsi veli idiler . Biz şimdi fetih tarihini garplilardan okuyor , Fatih'in hayatındaki aksaklıkları tenkit ediyor ; ilim ,sosyoloji filan yapıyoruz . Eskiler işi büsbütün başka türlü görüyorlar , İstanbul ' u fetheden milli hamleye ilahi bir mahiyet veriyorlar , bu işte hiçbir izafilige yanasmiyorlardi .
Sayfa 148
Bugün şayet islam, geçmişi içinde donup kalmaz da , Jaures' in tabiriyle ,ataların ocağına sadık kalmanın o ocağın küllerine sarılmak değil,aksine alevini ilerilere taşımak olduğunu ve bir nehrin ancak denize doğru akmakla kaynağına sadık kalabileceğini hatirlayarak ,çağımızın problemlerini Medine toplumunun ruhundan hareketle çözmesini bilirse , işte o zaman sadece Müslümanlar için yepyeni bir ufuk açılmaz ,artık pozitivist bilimcilik ve batılı bireycilikle kısırlaştırmayan aksine Medine nin "peygamberi toplumunun " daha önce yeserttigi temel değerlerle beslenen bir sosyalizmin de ufku açılır ,böylece de o "aşkınlık ve toplum "bütünlüğü bir umut alevi gibi parıldar!
Sayfa 40