Yalnız kalmak, terk edilmek, unutulmak... Bunların hangisinden daha çok korkuyorum?
Belki de unutulmak en kötüsü.
Yalnız kaldığımda bir yerlerde birinin beni düşündüğünü hayal edebilirim hep.
Terk edildiğimde özlendiğimi, o kişinin yaptığından pişman olduğunu hayal edebilirim.
Unutulduğumda ise hayal edecek hiçbir şey bulamam.
Sanki bu dünyada hiç var olmamışım gibi...
En kötüsü de beni unutan kişiye öfkelenmem söz konusu bile olamaz, çünkü o bunu bilerek yapmamıştır ki.
Ne kadar güçlü olursa olsun bütün duygular hafifliyor. Hani unutulmaz diyorlar ya, yalan! Hepsi, her şey, herkes unutuluyor. Bu işlerin tek ilacı var, o da zaman…
“Çünkü âdemoğlu denen bu mahluk, iyilikten çok kötülükten anlar. Ve de ne yazık ki, erdem doğuştan gelen bir vasıf değildir, insanları okutmak, yetiştirmek için binlerce molla, binlerce medrese gerekir ve dahi binlerce kitap ve de onlarca yıl gerekir.”