Pınar Sabancı’nın kitap kulübü aracılığıyla keşfettiğim ve ufkumu genişlettiğini düşündüğüm bir kitap oldu Cehenneme Övgü. Yazar bu kitabında, günlük hayatımızdaki totalitarizmi eleştiriyor ve bunu sanki iki arkadaş dertleşiyormuş gibi oldukça yalın bir dille yapıyor, çok güçlü bir sistem eleştirisi ortaya koyuyor. Yazara katıldığım, hak verdiğim yerler olduğu gibi zıt düştüğüm, katılmadığım yerler de oldu. Ama bence kitabın güzel tarafı katılmanın ya da katılmamanın önemli olmaması. O kadar çok şeyi sorgulamadan kabul ettiğimizi, öyle yaşamaya alıştığımızı fark ettim ki okurken... Yaşamaya alıştığımız andan itibaren robotlaştığımızı, eylemlerimizi, seçimlerimizi, özgürlüğümüzü, sözcüklerimizi hiç düşünmediğimizi ve “an” larda kaybolduğumuzu gördüm. Kitap bu konuda insanı oldukça düşünmeye ve zihnini açmaya itiyor. Yazara katılmadığım noktalar da burada önemini yitiriyor zaten, bana öyle diretildiği ya da öyle alıştığım için değil, edindiğim bilgileri kendi süzgecimden geçirdiğim için katılmadım katılmadığım her ne varsa. Yazarın istediği de bu zaten, sorgulamak, gözünü açmak, farkına varmak, üstüne düşünmek... İşin enteresan tarafı kitabın neredeyse 40 yıl önce yazılmış olması, daha teknoloji bu kadar gelişmeden fotoğraf makinelerinin hayatımızı nasıl ele geçirdiğini, her gün maruz kaldığımız haber bombardımanı yüzünden gerçek haberleri nasıl gözden kaçırdığımızı, belleğimizin nasıl zayıfladığını 40 yıl önce görüp eleştirmiş ve bu kadar zaman sonra biz yeni yeni farkına varıyoruz. Kesinlikle herkesin okuması gereken, hatta bence birden fazla kez okunması gereken müthiş bir kitap. Okurken elinizden kağıt kaleminizi düşüremeyeceğinizden çok eminim. Her bir cümlesi altı çizilecek nitelikteydi.