Meseleyle araya giren mesafe endişeyi azaltırdı. Apartmandan bir iki metre uzaklaştı. Başarıyordu. Birkaç adım daha... Durağa varana kadar düşünmese... Otobüse bindikten sonrası kolaydı. Trafik sıkıştığı için gerilir, yolda gelişen durumlarla oyalanır, otobüs ilerledikçe o da aklındakileri geride bırakırdı. Biri kart basmadan otobüse binmeye çalışsa da şoför fark edip adamı indirmeye kalksa; bir yolcu dese ki parası cebinizden mi çıkıyor şoför bey, bırakın binsin; bir başka yolcu dese ki benim cebimden çıkıyor, mecbur muyum kendi vergimden alınan benzinle bu adamı bedava taşımaya? Şoför dese ki ben görevimi yapıyorum. Zamanında çok taban patlatmış bir ihtiyar, buyur kardeşim benimkini bas diye kartını kaçak yolcuya uzatsa da altmış beş yaş üstü ücretsiz geçiş kartı olduğundan başkasının yerine abonman basmadığı anlaşılınca mevzu hepten dallanıp budaklansa...
O zamana kadar ilk durağı geçmiş olurdu. Müdahale edemeyecek kadar uzakta. Olan olmuştur'daki en beter ihtimali sineye çekmek, ya olursa'nın getirdiği tedbirler silsilesinden çok daha huzurluydu.
Bunun etkileri eğitimsiz gözlere her zaman bariz olmasa da, travmanın çocuklara neler yapabildiğini bildiğinizde, ne yazık ki her yerde bunun olumsuz sonuçlarını görmeye başlarsınız.
Sonuç olarak, elde edebileceğimiz en güçlü ödüller sevdiğimiz ve saygı duyduğumuz kişilerin ilgisi, onayı ve sevgisidir. Benzer şekilde, deneyimlediğimiz en güçlü acı da bu ilginin, onayın ve sevginin yitirilmesidir. Elbette, bunun en bariz örneği sevdiğimiz bir kişinin ölümüdür. Zaten en büyük entelektüel, atletik veya profesyonel başarılarımız da bunları paylaşacak birisi olmadığında bize boş görünür.